1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. 24 Haziran adayları nasıl belirlendi!
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

24 Haziran adayları nasıl belirlendi!

A+A-

Aslında buna cevap vermek için tarihi seyri iyi okumak, bu okumalar içerisinde tarafların reflekslerini iyi ölçmek gerekir.

Şüphesiz Kemalist Cumhuriyetin iki çelişkisi vardı. Bunlar cumhuriyetin din ile olan marazi(düşmanca) ilişkisiydi, diğeri Cumhuriyetin herkesi Türk gördüğü, ötekini düşmanlaştırdığı bir zeminde toplum olarak kalabilme ve mücadele edebilme becerisine sahip Kürtlerdi.

Neredeyse Seksen yıl bu çelişkiler azalıp-çoğalsa da bitmedi. Ta ki AKP ile dindar-dini-özgürlükçü kesim Kemalizm’den rövanşını alıncaya dek. O zamana kadar ki siyaset parametreleri Kemalistler-Dindarlar ve Kürtler arasındaydı.

Ancak Türk-islamcı kesim Kemalizm ile rövanşını alıp, onunla belli bir düzlemde uzlaşmaya başladığı andan itibaren çelişki Sistem ile Kürtler arasında ikili bir bloka dönüştü. Aslında Türk-Dindar kesimin sistem ile uzlaşına Kürtleri de katmak istediğini hepimiz biliyoruz. Ancak Devlet geleneğinin Türklük üzerinden inşa edildiği ve bunun “……. dini devlettir” şeklinde formüle edildiği bir geniş Türklük sözleşmesinde-mutabakatından çıkıp yeni bir şey diyebilecek bir vizyon ve gelecek kurgusu yoktu.

Bu yüzden sistem ile uzlaşan dindar kesim Kürdü dışarda bıraktığı yeni bir döneme girdi.

AKP iktidarı ile birlikte, onu getiren özgürlükçü-liberal kanat da yavaş yavaş silinip yok oldu. Kürt meselesi turnusol görevi görüyor. 15 yıllık bir süreçte siyaset sistem ve Kürtler üzerinden şekilleniyordu.

Son 6 yıldır çelişki yön ve yöntem değiştirdi. Türk-islamcı iktidarın kendi içi çelişkileri darbeler, karşı darbeler, Suriye’deki savaşla şekillendi. Bu acımazsız bir yeni meydan okumaları getirdi. Bunun üzerine içte(farklı dindar kesimlerle) girdiği amansız mücadele sistemi sertleştirdi, yeni yol ve yöntemlere sevk etti. OHAL ve KHK’lar yeni kuşağın çok aşina olduğu yeni bir düzeni getiriyordu. Bu baskı ve mücadelenin 3-4 yıldır şekillendirdiği muhalefet anti-Tayyibcilik üzerine oturdu. Anti Tayyibcilik üzerinden yürüyen bu siyaset haliyle yeni parametreler oluşturdu.

Özellikle sistem değişikliğine odaklanan Tayyib Erdoğan toplumu kamplaştırma üzerinden merkeziyetçi-sağ bir blok oluşturma gayretine girdi ve bunu en son MHP ittifakının ismini cumhur ittifakı koyarak taktik hamleleri aşan stratejik bir hamleye dönüştürdü.

Cumhur ittifakı merkeziyetçi-sağcı bir yapıyı, Türk tipi başkanlıkla anlamlandırdı. Aslında bu yalnızca R.Tayyib Erdoğan tipi bir başkanlık idi. RTE sonra uygulanma şansı da pek görünmeyen bir sistemdi.

Millet ittifakı tam da burada merkez sol(CHP), milliyetçi-sağ(İYİ Parti) ve İslamcı(Saadet) gibi partilerden oluşan bu ittifak RTE hayır koalisyonuna dönüştü. Tek vaatleri OHAL ve KHK’lara son verip Türk tipi başkanlığa hayır demekti.

HDP; CHP’nin kısmen açık bıraktığı radikal sola kapılarını biraz daha açtı. Zaten Kürt solu ile Türk solunun bir uzlaşısı olan HDP solda gördüğü boşluktan yararlanmak istedi. Özellikle tabanının ve Türk solunun anti-Erdoğancı durumundan da yararlanarak adaylarda toplum gerçeklerinden çok parti gerçeklerine yaklaştı. Sonuçta Erdoğan düşmanlığı ile konsolide edilmiş bir seçmen vardı ve bu seçmen Tayyib Erdoğan’dan kurtulmak istiyordu. Yeni aday belirleme usulünde yeni döneme dair ipuçları da barındırıyordu. Temsil yeteneğinden çok Kürt ve Türk solunda mücadele edecek bir ekip oluşturma gayreti kendisini belli ediyordu.

Tüm bu yönüyle 24 Haziran seçimlerinin Anti-Tayyibcilik ile Anti Türk tipi başkanlık üzerinden geçeceği belli. Bu yüzden tüm partiler hazırlıklarını Tayyip Erdoğan’a göre yapmaktadırlar.

Klişe de olsa; Saadet liberallere biraz daha yaklaştı, CHP sağa ciddi anlamda kapı açtı, HDP Türk solu ile olan hukukunu stratejik mücadele birlikteliğine evirdi diyebiliriz.

AKP’de adayları yine her zaman ki gibi Tayyib Erdoğan Seçti. Bölge de zaten pekiştirdiği devletçi-sağcı bir kesim var ona oynadı. Aşiretlere oynamadı, bu da bir not.

Adaylar çok mu iyi, çok mu kötü derseniz bu sübjektif bir değerlendirme olur. Ama partiler sonuçta politikalarına uygun adaylar belirlediler. Zira partilerde bile son dakikalarda birçok gelişme olabilmektedir.

Yine önemli bir şey daha gözlemleyebildiğim kadarıyla başkanlık noktasında muhalefet olayın ikinci tura kalacağını düşünüyor. Ve meclis aritmetiğiyle oynayarak en azından tek adam yönetimine son vermese de onu zayıflatmak derdinde.

HDP ve İyi Partinin baraj sorunları ile ilgili objektif olarak konuşmak çok zor. Seçimlerdeki propaganda faaliyetlerinin baskı havasını dağıtacağı noktasında beklentiler vardı. Bu hala gerçekleşebilmiş değil. Saha hareketli değil. En azından Van’dan baktığımızda görkemli açılışlar olmakla birlikte birebir çalışmaların olmadığını, en azından çok zayıf olduğunu görüyoruz.

Gördüğüm Kürt seçmen bu seçimi varlık-yokluk mücadelesinin bir parçası olarak görmüyor, hendeklerde soğuduğu siyasal sürece hala adapte olamadığı yönünde güçlü belirtiler var. Mobilize olabilmiş bir seçmen kitlesinden bahsetmek şu anlık mümkün değil. Özellikle bölgede gösterilen adayların da bunu sağlayıp sağlayamayacakları da net değil. Zira seçmenin en çok tanıdığı aday, medyadan tanıdığı Sezai Temelli. Sezai Temellinin de halkla ilişki kurup kuramayacağını önümüzdeki günlerde yaşayarak görmüş olacağız.

HDP’nin aday belirlemede 7 Haziran siyasetinin en esnek olduğu, farklı siyasi alanlarla birey de olsa ciddi temaslar kurduğu bir dönemi ifade ediyordu. 24 Haziran da ise tüm partilerin esnediği bir dönemde esnek siyasetten ziyade katı-parti siyasetini öncelediğini görmekteyiz. Siyasetinin esnekliğini Başkanlık adayı Selahattin Demirtaş’ın söylemleri üzerinden yapmayı planlıyor.

Saadet partisi bu seçimde siyasetin çapını belirleyen faktörün yalnızca alınan oy oranlarının olmadığını, doğru yerde durmak ve doğru hamleler yapmanın da siyasette sizi pivot yapabileceğini gösterdi. Bu bağlamda siyaset derslerinde Saadet partisinin gücü, durduğu yerin, yaptığı hamlelerin zikredilmeyi hak eden pozisyonlar olduğunu düşünüyorum. Saadetin de adaylarını RTE belirledi desek yanlış olmaz. Zira saadetin bütün adayları AKP’nin dindar ve Kürt seçmenini kaydırmaya yönelikti diyebiliriz.

HÜDA PAR ev ödevine çalışmış olmanın güveniyle bölge partilerinden HDP’den! sonra seçime girme yeterliğini gösterebilen tek parti. Diyarbakır ve Batman’da bağımsız aday bırakması da iyi taktik hamleler olarak okunabilir. Ancak onun da en çok merak ettiği HDP’nin baraj altında kalıp kalmayacağı. Zira HDP baraj altında kalırsa 20 bin seçmenle meclise gitme şansı elde edecek. Ancak Referandumda destek verdiği AKP’nin ona niçin kapı aralamadığı noktası sanırım uzun süre gizemini koruyacak. Kürt ittifakı meselesinde de esnek siyaset kurallarına riayet etmesi onun bundan sonraki hareket kabiliyetini arttıracağa benziyor.

HAK PAR’ın söylemi aslında her zaman iyi oldu. Ancak hep ev ödevine iyi çalışmamış zeki bir öğrenci gibi davrandı. Yine aynı şekilde davrandığını gördük. Bıraktığı bağımsız adaylarda bile tereddütlü davrandı. İrade oluşturmaktan çok anticilik üzerinden var oluyor görüntüsü daha çok ön plana çıktı.

Kendileri Kürdi ittifak adını veren 5’li koalisyon aslında kendilerini iyi gündemleştirdi. Ancak görünen o ki birilerinin fendi 5’li bloku yendi. Kanımca Kürt İttifakı gibi büyük bir payeyi günlük, seçim ittifakına indirgemeleri Kürdi ittifakın en azından ciddiyetini zedeledi. Her hamlede olduğu gibi bunun da bir hasar raporu yapılacaktır sanırım.

Yine yeni kurulmuş olan İnsan ve Özgürlük Partisine HDP’nin ittifak teklifi vardı. İnsan ve Özgürlük Partisi yaptıkları görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada diyaloğun öneminden bahsettikten sonra ilkesiz siyasetin maliyetinin en temelde siyasetin güvenirliği açısından olumsuz bir zemin yarattığını belirtti. Siyasetin esasının irade olmaktan geçtiğini belirtti.

Genel olarak bu seçim, Tayyip Erdoğan’ın Türk tipi cumhurbaşkanlığı sistemi ile Parlamenter sistem arasında bir bilek güreşi.

Seçime çok az bir zaman kala hem küresel ölçekte hem de yerel ölçekte çok şeye hazır olmak gerekir. Zira bu yalnızca bir seçim değil, belli kesimlerin kan davasına dönüşmüş düellolarının açık sahneye taşınmasıdır da aynı zamanda.

Murat Bozdemir Kimdir?

1974 Çatak-VAN doğumlu. Gözlerini savaşın içinde açtı. Seksen sonu, doksanlardaki tüm siyasi hareketlerle bir şekilde temasta bulundu. 91’de YYÜ sınıf öğretmenliğini okuduğu esnada örgütlü-siyasal faaliyetlerde bulundu. Doksanların ağır şartlarından o da nasibi aldı ve 10 yıl cezaevi yattı. 2004’te cezaevinden çıktıktan sonra faaliyetlerini sivil toplum kuruluşlarında devam etti. VİYAN Der’in başkanlığını yaptı. Öze Dönüş’ün Kurucuları arasında yer aldı. Alikar yardım derneğinin gönüllüsü oldu. Van depremi ve Kobani dayanışmasında aktif olarak bulundu.Ditam ve Barış vakfının düzenlediği Çözüm süreci ile ilgili birçok çalışma ve toplantıya katkı sundu. Parti siyasetine ilk olarak İnsan ve Özgürlük Partisinde başladı. Hala MYK üyesi. Ayrıca güncel siyasal değerlendirmelerini www.haberazad.com’da yapmaya devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum