1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. AHLAK’IN VARLIĞI ONU PRATİZE EDİP UYGULADIĞINIZ ÖLÇÜDEDİR.
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

AHLAK’IN VARLIĞI ONU PRATİZE EDİP UYGULADIĞINIZ ÖLÇÜDEDİR.

A+A-

Her varlığın ve oluşumun temelinde, ahlak prensibi mevcuttur. Ahlak ise pratize edildiği sürece varlığında söz edilebilir. Yaşamda/ hayatta yeri olmayan veya yaşama/hayatta yansımayan her teori ahlaksızlık barındırır. Çünkü varlığın en büyük delili pratiktir, pratikte yer almayan hiçbir şey ifade etmez. Adaletin varlığı, onun pratikte yer alması ile ölçülür. Kanun, kâğıt üzerinde olduğu sürece bir şey ifade etmez, uygulandığında kanun olup hayat bulur.

Hayat, pratikle vardır. Hayatın, temel prensibi uygulama olduğu için hayat efsane ve ütopya değildir. Efsane ve ütopyanın, toplumsal hayatta karşılığı olmadığı için ahlaki ilkelerinde bahsedilmez. Çünkü somut bir uygulama alanı yoktur, pratize edilmemiştir. Ütopya ve efsane, hayatın kendisi değildir. Gerçek üstü bir durumdur. Hayatın kendisinden kopuktur. Dolayısıyla yaşanan hayat ile ütopyanın temel prensipleri arasında bir ilişki kurmak sağlıklı kıyas olmadığı gibi bir yönüyle de insani değildir. Hakkaniyetle bir alakası yoktur. Toplumlarda oluşan hareketler öncelikle bir ahlaki anlayışla hareket etmesi gerekir, ahlaki ilkesi olmayan hiçbir oluşumun meşrutiyetinden bahsedilmez.

Dolayısıyla her oluşum ahlak temelli hareket ettiğini iddia ediyorsa bu ahlak ilkelerini pratize ettiği sürece iddiasını ispat eder. Unutmamak gerekir ki iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Siyaset tarihinde toplumsal yapılanmanın en büyük organizasyonu olan devletler bir halkı, bir topluluğu kanalize edip ona yön verirken öncelikle topluma ahlaki bir değer aşılayıp o paralellikte hareket etmesi gerekir, hem iddiası ispatlanmış olsun hem de meşrutiyeti kabul görsün.

Unutmamak gerekir ki, toplumlar sadece maddi özeliklerden ibaret değildir. Franklin D. Roosevelt şunu der: “ Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.” Dolayısıyla iddiası olan her oluşum veya hareketin meşruluğu, ahlakiliği pratik ve uygulamaları oranındadır. Ahlak olmadan; insanlar, gruplar, oluşumlar, cemaatler, hizipler, devletler birer potansiyel tehlikedir. Özellikle devletlerin ahlakiliği ayrı irdelenmesi gereken bir durumdur.

Nasıl ki, bir binanın beton ve demiri o binanın olmazsa olmazıysa toplumlarda da ahlaki ilke ve ahlakta odur. Bir insanı tanımlarken veya tanıtırken yaptıklarıyla, toplumda bıraktığı izlenimle tanınır, çünkü toplumda ve insanda bir oluşumun veya bir devletin bıraktığı en iyi izlenim ahlaki değerlere bağlılığıdır bu değerleri pratize etmesidir. Bir topluluğun en önemli ve değerli özeliği genel ahlak ilkelerinin varlığıdır. İnsanın, grupların, oluşumların, devletlerin varlığının en temel özü ve mayası ahlaki prensibinin olmasıdır. Ahlak taşıyıcı kolondur. Bedendeki, ruh misali… İnsanın ve insanlığın en büyük yıldızları olan peygamberlerin yaşamların temelinde ahlaki ilke olduğu görülecektir. Nitekim Hz. Muhammed, “ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Der.

Ahlak ise yaratılış fıtratına uygun hareket etmektir. Hakka tabi olmaktır. Zulme ve zalime fırsat vermemektir. Ahlak, tabiri caizse sebzenin fidede yetişmesi, meyvenin ise dalda hayat bulmasıdır. Çünkü fıtrat bunu gerektirir. Yeter ki gören göz hikmetle görsün, hikmetle algılasın.

Hayatın anlamı ahlaktır. Yani iyiyi seçmek iyiye tabi olmaktır. Hayat mücadele edip, hakkın, hakkaniyettin yeryüzüne hâkim olma arzusudur. Daha doğrusu batılla, kötülükle, sevgisizlikle, nefretle savaşma anlayışıdır. Belki de ahlak kavramı hikmetle eşdeğerdir. Hikmet, eşyayı yerinde amacına uygun kullanmaktır, sözü yerinde ve doğru zamanda söylemektir. Hikmet, daldaki meyveyi ne zamanından önce dalda koparmaktır nede zamanından sonra.

Yani her şeyi yerli yerinde kullanmaktır. Ahlak, bir nevi toplumsal rolleri olan kadın ve erkeğin rollerine uygun olarak hareket etmesidir. Bütün bu söylediklerimizin hayatta yer bulabilmesi için uygulanması gerekir, pratize edilmesi gerekir, bütün bunlar uygulandığı sürece bir karşılığı olur, inandırıcılığı olur. Yaşama/ hayatta geçmeyen hiçbir şeyin varlığından bahsedilmez. Ütopyadan ibaret kalır. Eyleme geçen her türlü olgu ve olay can bulur. Dolayısıyla ahlakın varlığı ve değeri hayatta ne kadar yansıdığının karşılığıdır.

İnancın temel gereği olan örtünmek, inancın emrettiği ve istediği şekilde hayatta yer edindiği sürece bir karşılığı olur. Yani inancın kalıbına göre şekil almasıdır, inancın emrettiği çizgileri çiğnememektir. İnancın buyruk ve yasaklarına riayet etmektir, kuralları özümsemek, içselleştirmektir. Bu durum sadece kadına, erkeğe, zengine, fakire, has olan bir durum değildir. Bütün insanlık için olmazsa olmaz prensibidir.

Kadın kadar erkeğinde örtüye riayet etmesi gerekir. Örtünmek sadece bir bez parçasının içine sığınmak değildir. Ondan önce yüreği, örtmektir, gönlü hak olanla süslemektir, aklı eğitmektir. İç âlemi muhasebeden geçirmektir. Gönle baharla beraber gül tohumları ekmektir. Erkeğin göz kapaklarına sahip çıkıp onu fıtratta uygun eğitmektir. Fikirlerini, düşüncelerini, eylemlerini yaratılış ilkelerinin içinde eritmektir. Fakirin içinde bulunduğu hale razı gelip şükrünü eda etmektir, zenginin ise “ Allah’ın” verdiği maldan infak edip fakiri gözetmektir, devletin ise ırk, din, dil, mezhep farkı gözetmeden adaletli bir anlayışla herkese eşit şekilde davranmaktır. Yoksa halk için hakkı eğip/ bükmek ne insanidir nede ahlakidir. Bir şeyin varlığı onu pratize edip uygulandığı ölçüdedir.

Modanın ve çağın rüzgârlarının zehrine karşı önlem alabilmektir. Modanın( Magazini, defile modalarını kastetmiyoruz) ve çağı her türlü ilmi gelişmelerine sahip çıkıp onları geliştirmek için çabalamaktır. İdeolojilerin, nefsani tuzaklarını iyi analiz edip onları hakkın inşası için hakkın içinde eritmek onlara şekil vermektir. Çünkü bütün ideolojiler bir amaç için ortaya atıldığını bilmek gerekir, bir nevi iddiayı, ispattır ideoloji.

Toplulukların, grupların, oluşumların, devletlerin ortaya çıkma amacı insanı korumak onlara fayda sağlamaktır. Fayda sağlandığı ölçüde ahlaki hareket etiklerine inanılır. Selam, duayla

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum