1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Bahçesine helikopterle Genelkurmay Başkanı inince şapkasını da alıp gitti
Bahçesine helikopterle Genelkurmay Başkanı inince şapkasını da alıp gitti

Bahçesine helikopterle Genelkurmay Başkanı inince şapkasını da alıp gitti

Saray talimatı ile Genelkurmay Başkanı’nın helikopterle evine gidip ‘ziyaret ettiği’ Abdullah Gül, ‘mutabakat yok’ dedi, aday olmadı.

A+A-

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, adaylığı konusunda çok geniş bir mutabakat olmadığını belirterek, “Dolayısıyla adaylığımla ilgili bir süreç artık söz konusu değildir. Tarih önünde vicdanen müsterihim” dedi. Gül konuşmasında Hulusi Akar ve İbrahim Kalın’ın ziyaretine değinmedi. Ayazağa Kasrı’ndaki ofisinin bahçesinde kurulan kürsüde basın açıklaması yapan Gül, zaman zaman notlarına bakarak konuştu. Notlarında bazı yerlerin altını siyah kalemle çizmiş olduğu gözlenen Gül, seçimlerin olağanüstü bir dönemde yapılmasına ve toplumdaki kutuplaşmaya dikkat çekti. Kürsüde 14 dakika konuşan Gül’ün açıklamaları şöyle:

-Üstüme düşeni yaparım dedim: Cumhurbaşkanlığından sonra da aktif siyaset içinde olmayacağımı birçok vesileyle söyledim ve öyle de yaptım. Öyle ki arkadaşlarımın düğün davetlerine bile gidemedim. İllere gidip herhangi hareketlilik olmasın diye dikkat ettim. Ama Türkiye’nin en önemli hayati gördüğüm konularla ilgili görüşlerimi Sayın Cumhurbaşkanı’yla baş başa paylaşma fırsatım oldu. Günü geldi hain darbe teşebbüsü ortaya çıktığında arkama bakmadan üstüme düşeni yaptım. Bazen de temel hak ve özgürlüklerle ilgili yanlış uygulamalar gördüğümde, basın hürriyeti, adaletsizlik, haksızlıklar, akademik özgürlükler, bütün bunlarla ilgili düşüncelerimi kamuoyu ile paylaştım.

-Çok geniş mutabakat olmadı: Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun ismimi zikretmesi ile başlayan hareketlilik tamamen benim dışımda gelişmiştir. Bunun içerisine benim camiamdan insanlar olduğu gibi toplumun geniş tabanından birçok kişiler, böyle bir talep içerisinde olmuşlardır. Ben de çok geniş mutabakat söz konusu olursa, o zaman üstümüze düşeni, arkadaşlarımla beraber yapmaktan kaçınmayacağımı da söylemişimdir. Öncelikle dindar kimlikli siyasetiyle tanınan Temel Bey’in uzlaşma ve diyalog çabalarını çok takdir ediyorum. Temel Bey’in yaptığı temaslar sonunda böyle geniş bir mutabakatın ve arzunun ortada olmadığı gözükmüştür. Dolayısıyla adaylığımla ilgili bir süreç artık söz konusu değildir. Tarih önünde vicdanen müsterihim.

‘Geride durur’ eleştirisine tepki

-AKP’lilere tepki: Benimle ilgili çeşitli görüşleri olan, bazılarının ‘risk almaz’, bazılarının ‘hep geride durur’ gibi bazen seviyeli seviyesiz birçok eleştirileri karşısında da bir şey söylemek istemiyorum. Buradan sadece benimle ilgili zaman zaman çok saygısızlık boyutlarına ulaşan sözleri söyleyen arkadaşlara şunu söylemek isterim: Başlarını iki ellerinin arasına alıp, söylediklerini, bugünkü olup bitenleri ve konumlarını şöyle bir muhasebe etsinler, şöyle bir gözden geçirsinler. Başka söyleyeceğim bir şey yok.

-Çiçek demeti benzetmesi: Bütün arzum bu seçim döneminin Türkiye’yi daha çok kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir atmosferde geçmemesi. Daha yapıcı bir şekilde kampanya yürütülmesini herkese öneririm. Türkiye’nin geleceği güçlü bir demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, kuvvetler ayrılığı prensibinin gerçekleşmesinden, temel hak ve özgürlüklerin, insan haklarının evrensel nitelikte standartlarda uygulanmasından, liyakat, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerinin hâkim olduğu düzenden, sistemden geçtiğidir. Bütün siyasi tarih, Avrupa, Ortadoğu, Batı, İslam coğrafyasında olup bitenler her şey şunu göstermiştir ki bunun dışındaki çabalar gayretler hep beyhudedir. Boşa enerji harcamaktır. Ayrılıklar demokrasinin gereğidir. Çoğulculuk hiçbir zaman düşmancılık anlamına gelmez. Farklı fikirlere saygı gösteren anlayış içeresinde doğrularımızı savunup, hepimiz bütün çiçeklerin birleştiği bir demet gibi olmak zorundayız. Ümit ederim ki bu seçimler böyle bir Türkiye’ye hepimizi götürür.

‘Hepsi benim için mazi oldu’

“Öncelikle şunun bilinmesini isterim ki bir faninin ulaşabileceği bütün makamlara ve mevkilere ulaşmış vaziyetteyim. Bütün bunlar artık benim gerimde kalmış şeyler. Bu yolların hepsini yürüdüm ve şerefle temsil ettim. Ben ve ailem, herhangi bir beklenti ve herhangi arzu içinde değiliz. Bütün beklentimiz memleketimizin huzurlu istikrarlı ve geleceğimizin güçlü olmalı. Çocuklarımızın güçlü, barış, huzur içinde yaşayabilecekleri geleceği aydınlık bir Türkiye olması. Ben her şeyi geride bıraktım. Birçok kişinin ulaşmak için uğraştığı şeyler benim için hepsi mazi olmuştur.”

Hamaset ve hakaret siyaseti esir almış

Türkiye olağanüstü bir dönemde vaktinden önce erken seçime gidiyor. Hepimiz şahidiz ki Türkiye yakın tarihinin en zor dönemlerinden birisi içerisinde. İç ve dış şartlar itibarıyla ülkemiz büyük zorluklarla karşı karşıya. İçerde, daha çok huzura, güvene, barışa ve uzlaşmaya ihtiyaç varken, maalesef tam tersine daha çok kutuplaşma, ayrışma, korku ve kaygı ortamı var. Dışarıda ise tarihimizin çok ciddi beka sorunları ile karşı karşıyayız. Ekonomik kaygıların da ciddi seviyelere ulaştığını görüyoruz.

Ayrıca hamasetin ve karşılıklı hakaretlerin siyaseti esir aldığını da maalesef hep beraber müşahade ediyoruz. Türkiye için ‘neyin iyi’ olduğunu konuşmaktan çok siyasi manevralar, kişiler üzerinden karşılıklı saldırılarla meşgulüz. Türkiye maalesef pozitif gündem içerisinde değil. Bu çerçeve içerisinde benim ismim de yoğun bir şekilde gündemde.(cumhuriyet)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.