1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. “Barışı Konuşmak”
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

“Barışı Konuşmak”

A+A-

Çok yoğun bir dönemden geçiyoruz. Bütün planlamaların sekteye uğradığı, sekteye uğramayan planların da gölgede kaldığı bir baskın seçim türbülansının içine girdik. Aslında tüm bu hengame önümüzdeki on yılın şimdiden ne büyük sıkıntılar barındırdığını göstermesi açısından önemliydi.

Yaklaşık bir yıl önce kurulmuş “insan ve Özgürlük Parti Hareketi” üç ay önce nisanın 30’unda partileşme bildirimi verme kararı almış, bunun için gereken alt yapı çalışmalarına başlamıştı. Baskın seçim bütün planları nasıl ki alt üst ettiyse neredeyse bu planı da sekteye uğratmak üzereydi. Ancak kurucu iradenin “Türkiye de seçim bitmez” tespiti ile tüm bu hengameye rağmen gidip Siyasi Parti Bildirimini yaptı. İnşaallah tüm halkımıza hayırlar getirir.

İnsan ve Özgürlük Partisinin birkaç açıdan gelecekte iz oluşturacağını düşünenlerdenim. Evet bir partinin büyümesi, görünür olması, kitleleşmesi esastır. Ancak o partinin o topluma ne getirip ne götürdüğünün de toplum hafızasındaki yerini belirleyeceğini bir tarafa not etmekte fayda var. İnsan ve özgürlük Partisinin İnsan-toplum değerleri(dini ve örfi değerler)-demokrasi ve Kürd meselesine yaklaşımı başlı başına bir yenilik getirmektedir. Kürd demografisinin yaşadığı her dört parçada islam ve demokrasiyi bir bütünlük içinde ele alan, bunu toplum barışı ile ilişkilendiren başka parti bilmiyorum. Müslüman-demokrat bir partinin toplumda oluşturacağı sinerji birkaç açıdan yeni dönemler açmaya adaydır. İslam dünyasında tam anlaşılamayan ama Tunus’ta siyasetin belirleyicisi olan islam-demokrasi tartışmaları toplumsal barışın dinamiklerini oluşturma açısından bizlere ufuk açacak niteliktedir. Toplum barışı ve dinin bir araya gelerek konuşabileceği, din ile Kürt özgürlük mücadelesinin yeni bir diyalog, konuşma ve anlama sürecini başlatacağını göreceğiz. Bu minvalde yeni bir oyun kuruculuk ile birlikte, eğemen sistemin din üzerinden başlattığı ve gelecekte elinde tutmak istediği en büyük kart olan antikürt dini yaklaşımları da boşa çıkaracak bir oyun bozuculuk rolünü de üstleneceğini yaşayarak göreceğiz. Cumhuriyetin iki çelişkisi Dine ve Kürtlere olan yaklaşım tarzıdır. Çözümü de yine Dine ve Kürt-Kürdistan meselesine yaklaşımda aramak gerekecek. İnsan ve özgürlük partisinin kuruluşunu ve yaklaşımlarını geniş bir şekilde programı ile birlikte yazmaya çalışacağım. Şimdiden tüm halkımızın barış ve esenliğine katkıda bulunması dileği ve duasıyla. Hoş geldin İnsan ve Özgürlük Partisi…

….

Yine daha önce planlanmış Barış Vakfı’nın organize ettiği “Çatışma Çözümleri ve STK’lar Çalıştayı” adı altında Barışın İmkanlarını konuştuk. Cuma Çiçek hocamızın “2013-2015 Çözüm süreci” ile ilgili yaptığı sunum iyi akademisyenlerimizin çıktığına dair bir umut oluşturdu. Genel anlamda bir kırılmanın, çözülmenin gerçekliliğiyle yüzleşilmesi gerektiği, yine bu durumun kalıcı-sürekli bir durummuş gibi algılanmaması gerektiği, çatışma ve barış deneyimlerinin bu gelgitleri çok fazlaca yaşadığı üzerinde duruldu. Ne olursa olsun barışın örgütlenmesi gerektiği ve barışa dair inancın diri tutulması gerektiği noktasında yaklaşımlar geliştirildi.

Çalıştayda yaptığım kısa konuşmada ”siyasal çoğulculaşma ile barışın örgütlenebileceği” tezi üzerinde durdum.

Kürtlerin birey ve toplum olarak insanca yaşama taleplerini dile getirenlerin askeri, siyasi ve sivil alanda tektip bir yaklaşımla geliştiğini, bunun toplumun diğer kesimlerinde topu taca atma lüksü doğurduğunu, Kürdistanda temelde tek bir siyasetin yürüdüğünü belirttik. Yeni ortaya çıkan siyasetlerin Kürtlerin özgürlük taleplerini dillendirmekten çok Kürt sorununun ortaya çıkardığı oluşumların eleştirisi üzerinden kendilerini var ettiğini ve bu yüzden Kürt halkının önüne yeni bir sivil-siyasal mücadele koyamadığını, bunun içinde halkın dönüp dönüp aynı yere geldiğini belirttim. Hendek olaylarından sonra askeri çözüm noktasına halkın ciddi anlamda mesafe koyduğunu, hatta bunu sivil-siyasal alana dahi aksettirdiğini, bunu alandan gelen verilerinde desteklediğini ifade ettik. Ancak o arada yine halkın en meşru taleplerini ortaya koyacak, bunun savunuculuğunu yapacak bir sivil siyasetin oluşamamasından kaynaklanan tekrar eskiye dönüşün yaşandığını belirttik. Bunu yine sistemin kendisinin beslediğini, Kürt halkının özgürlük taleplerini tektipleştirerek dar, silahlı ve illegal bir alana itmek istediğini müşahede ettik.

“Barış mücadelesinin” siyasal çoğulculaşma ile olan ilişkisinin anlaşılamadığını, Kürt meselesinin on yıllar sürecek bir mesele olduğunu, bu süreç içerisinde barışın-sivil mücadele alanlarının oluşturulması ve bunun en geçerli mücadele şeklinin olduğunu, halkın ve sistemin önüne sivil-demokratik-kitlesel bir talep olarak var etmemizin kendisini dayattığını, barışın herşeyin bittiği, herşeyin hal olduğu bir kavram ile ele alınmaması gerektiği belirttik.

Çoğulcu siyasal mücadele ancak ve ancak barışı örgütleyebilir. Kürt meselesi sivil, barışçı bir siyasal mücadele kültürüne evrilmek durumundadır. Bunun da yolu “Barış Mücadelesi”ni bir gerçek olarak hayata, sokağa ve yaşama indirgemektir. Artık yok edilemeyenlerin kendilerini, kendilerinin belirleyeceği yöntemlerle var edecekleri bir zamanın kapısına gelmiş bulunmaktayız…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.