1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. ''Barıştan başka seçenek yok''
''Barıştan başka seçenek yok''

''Barıştan başka seçenek yok''

HDP haftalık grup toplantısına konuk olarak katılan, sağlık koşulları nedeniyle cezaevinden tahliye edilen Mardin eski Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, toplantı sırasında bir konuşma gerçekleştirdi.

A+A-

Konuşmasında son zamanlarda yaşanan gergin siyasi ortam, tutuklu milletvekilleri ve girilen şiddet ortamına değinen Türk, “Halkın iradesi ile seçilen başkanların yeri halkın arasıdır” dedi. Konuşmasında Kürtlerin Orta Doğu'daki konumuna dikkat çeken Türk, şöyle konuştu:

"Kürtler Orta Doğu'da önemli bir aktör. Ancak bunu da çok iyi biliyoruz ki Kürtleri potansiyel tehlike gören bir zihniyet var. Bugün çektiğimiz acıların nedeni bu. Kürtler Orta Doğu'yu değiştirecek potansiyele sahip bu nedenle hedefler. Barışı diyalog ve ortak akılla sağlayabiliriz. Şartlar ne olursa olsun çözüm, diyolag ve barıştan başka bir seçenek yok. Şiddet politikaları denendi bugün de vicdan sahibi oldukları için birçok akademisyen ihraç edildi. Tek seçenek barış ve diyalogdur. Ortak bir geleceği hedefliyorsak hep birlikte bunun mücadelesini verelim."

Türk'ün konuşmasının ardından HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Ahmet abinin ardından konuşmak zor” diyerek toplantıyı sürdürdü. Önder konuşmasında cezaevindeki vekillerin kaldığı koğuşların DAİŞ üyelerinin yanında olduğunu söyleyerek, "Cezaevindeki seçilmiş arkadaşlarımız, hem suça bulaşmış hem de kendilerini tehdit eden çete yapılarının yanında tutuluyor. Canlarına yönelik bir tehditin gelişmesini mi bekliyor, fiili durumu mu bekliyor." ifadelerini kullandı.

Önder'in konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Ya sorumluluk üstlenin, ya da tepki gösterin"

"Gayet pişkinler. "Üniversiteler hazırladı" diyorlar. Üniversiteler bugün bir şey hazırlasalar dişimizi kıracağız. Yıllardır süren savaş var, bir gün ağızlarını açıp çıt demediler. Bölge bir cehennem topuna dönüşmüş. Her gece ekranlarda sübhaneke kurşunu gibi dizilen bir sürü akademisyen görürsünüz ama üniversitelerden kurumsal olarak "Ne yapıyorsunuz beyler" sesi yükselmedi. İş bu raddeye gelince, "Biz yapmadık, üniversiteler yaptı" diyorlar. Buradan muhterem ibişe seslenmek istiyorum. Sayın İniş, bu işin vebali senin omuzlarında kalır, herkes çekilir. Birileri bu zulmün bedelini ödeyecek. Adalet er ya da geç tecelli eder. Siz layık olduğunuzu cezaya da çarptırılamayabiliriz, ama bu ülkenin gönüllerinde o çamura buladığınız cübbelerden daha karanlık bir yere mahkum olursunuz. Ya sorumluluk üstlenin, ya da tepki gösterin. Kendinizi aklayın."

"Sayın yargıç, ben şu an size hakaret etsem..."

"Xerabe köyünde olan zulme, kuşatmaya, tecrite, insanları habersiz bırakmaya hiçbir açıklama yapılmamasına eğer itiraz etmezseniz, Alman papazın durumuna düşersiniz. Onun için vicdanı olan, özgürlük talep eden herkesin her konuda hesap sorucu ve denetleyici olması gerekir. Kürtlere deniyor ki, iktidar olsun, ana muhalefet olsun. "Siz kaderinizle uğraşmayın, mümkünse referandum alanında görüşmeyin, gözükürseniz türlü yalanlarla bunu itibarsızlaştırmaya çalışırız". Bu kabul edilemez, bu zulme olduğu kadar bu yok sayan ayrımcılığa karşı da devam edecektir. İdris Baluken, Ferhat Encü; asli mahkeme tarafından tahliye edildiler. Yani onlar hakkındaki bütün delilleri, tanıklıkları derleyip toplayan, inceleyen, bunların artık tutuklama kalmasına gerek yoktur hükmüne varan mahkemelerce oy birliği ile tahliye edildiler. Yani tek bir üyesi acaba bırakalım mı diye şüphe etti. CMK'nın 267. ve 102. maddelerinde bu salıverilmeye ve itiraz etme yolları gayet nettir. Bunların içinde mahkemelerin tahliye ettiği bu vekillerimize, tahliye kararlarına itiraz etmek savcının görev ve sorumlulukları arasında sayılmamıştır. Dediğim maddelere açıp baksınlar, başka mahkemenin de bunu görüp değerlendirmeye hakkı yoktur. Yapılan işlem hukuk açısından dayanaksızdır. Bu mekanizmaların nasıl siyaset ile ilişkili çalıştıklarının da göstergesidir."

"Cezaevindeki seçilmiş arkadaşlarımız çetelerin yanında tutuluyor"

"Bu Meclis çatısı altında, Genel Kurul'da sarf ettiğimiz sözlerden dolayı hiçbir şekilde Bu kadar kibir dağlarına yaslanıyorsunuz, eğer buna cesaretiniz varsa bunun yeri bağımsız kürsülerdir. Gelin siyaseten hesaplaşalım. Peki adalet giderse her şey gider. Bir ülke her şeyini yitirebilir. Bir yitip giden canlarınızı, bir de adalet kaybolduğu zaman bunu yerine koyamazsınız. AYM diye bir kurum var. Bu ülkede halkın kendisini teslim ettirme iradesi, 100 günü aşkın rehin altındadır. AYM, elzem olarak neyi görüyor? Ne olmalı ki bu konuda harekete geçsin. Cezaevindeki seçilmiş arkadaşlarımız, hem suça bulaşmış hem de kendilerini tehdit eden çete yapılarının yanında tutuluyor. Canlarına yönelik bir tehditin gelişmesini mi bekliyor, fiili durumu mu bekliyor."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.