1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. Batıda Zorda bırakmak, Bölgede Statüyü Dayatmak
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

Batıda Zorda bırakmak, Bölgede Statüyü Dayatmak

A+A-

Kürtler bir çözüm süreci aparatı olarak Türkiyelileşme çalışmalarına girdikleri HDK, ardından HDP ile marjinal Türk solunun çoğunlukta olduğu bir çatı oluşturdu. Bunun sembolü olarak “Ertuğrul Kürkçü” yü onursal eş başkan yaptı. HDP projesinin Türkiyelileşme boyutu Kürtler üzerinden yürüse de oy oranlarına yansıyan ve barajı aşarak Türkiye siyasetinin bir gerçeğine dönüşen bir başarı ivmesi yakaladı. 7 Hazirana giden ve sonrası süreç geleneksel Kürt siyasetinin terkedildiği, Türkiye’de Kürtlerin sistem içi meselelerde Kürt-Kürdistan eksenli değil de iktidar karşıtlığı üzerinden siyaset yapmaya başladığı yeni bir evreye dönüştü. Bu siyaset geleneksel denge siyasetinden çıkıp cephe siyasetine dönen yeni bir şekillenmeye işaret ediyordu.

Şüphesiz bunun artıları ve eksileri üzerinde durulabilir. Bu projenin ne kadar tutup-tutmadığını, kattıklarını, yan etkilerini görmek için hala biraz zamana ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.

Son dönem Kürt siyasetinin başat aktörlerinin(Mesut Barzani, Celal Talabani ve Öcalan) en önemli özellikleri bulundukları coğrafyalarda direk muhalefet değil, sistem içi dengeleri gözeten, kollayan ve bundan sonuçlar çıkarmaya çalışan bir siyaset yürütmeleriydi. Bu Kürtler için geleneksel bir siyaset olarak ta kabul edilebilir. Neredeyse son yarım asrı tam olarak denge siyasetiyle yürüdüler.

Ancak dört parça Kürdistan’da uygulanagelen denge siyasetinin Selahattin Demirtaş’ın “seni başkan yaptırmayacağız” sözüyle terkedildiğini Türk solunun retoriğinin HDP’ye hükmetmeye başladığını görmekte idik. Bunun yan etkilerini çözüm sürecinden, hükümet ortağı olmamak gibi garipliklere kadar gittiğini, mef’ul de olsa son yılların Kürt meselesindeki geriye gidişe ciddi katkıları olduğunu hep birlikte gördük ve yaşadık.

Rojava’da bir tahterevalliyi andıran Suriye-Rusya-Amerika-İran ve hatta Türkiye ile pragmatik, dengeci bir siyaset uygulanırken Türkiye’de bunun tam tersine Kürtler sistem içi mücadelenin bir cephesi haline geldi.

Kürtlerin uzun süredir kaybettikleri denge siyasetine “bölgede kazanmak, batıda kaybettirmek” gibi akılcı bir taktik ile tekrar onları güçlü kılan denge siyasetine döndüler. Hele İstanbul seçimlerinin göz göre göre iptal edilmesi Kürtleri yeniden gerçek siyasetlerini keşfetmelerine yol açtı. Bu yeni bir perspektif ve yol olarak gelecekte “batıda zorda bırakmak, bölgede statüyü dayatmaya” dönüşeceği kanaatindeyim. Bu anlamda mücadelenin yeni alanı “batı”olurken, bölge kademeli bir stabilizasyona doğru kayacaktır.

Yerel anlamda denge siyasetine İstanbul ile yeniden mecbur kalan Kürtler, küresel anlamda da Rojava’da girdikleri ilişkilerle dünyada Amerika-Rusya dengesini kaybeden Türkleri de yerelde yeni bir denge arayışına girmek zorunda bıraktığını görmekteyiz.

Türkiye’nin Kürtlerle uğraşırken kaybettiği Doğu Akdeniz petrol ve doğalgaz havzalarının paylaşımına uyanması, Rojava’da Amerika’nın Kürtlere desteğini muhkemleştirmesi, S-400’ler üzerinde geleneksel NATO bloğundan fiili kopuşu, Güney Kürdistan’da nispi bir geriletme yaşatsa da referandum sonuçlarının Kürtlere hızlı bir şekilde Konfedere bir yapıya götürmesini engelleyememesi, İdlip’te Suriyedeki tüm kazanımlarının ona bir tehdit olarak dönmesini engelleyemeyişi küresel ve yerel anlamda Türk devletini zayıflatmış, AB ile ilişkileri bitme noktasına getirmiş, Türkün Türk’e propagandasını Kürtler üzerinden inşa etmekten başka bir yolu kalmamıştır.

Amerika’nın İran’a bir müdahalede bulunması aynı zamanda dolaylı yoldan Ortadoğu’da birbirlerini besleyen iki hegemonik gücü dengeleyecek yeni bir güce kapı aralayacağı anlamına gelir. Arabistan, B.A.E, Mısır, İsrail ve benzeri ülkelerin bir proje dahilinde oluşturdukları-oluşturacakları Arap NATO’sunun Kürtleri de bu güce dahil etme isteği uzun projeksiyonlu yeni bir düzene işaret etmektedir.

Yeni kurulan düzende Putin’in “biz itfaiye değiliz” söylemi sırtını Rusya’ya dayayan, dayamaya çalışan güçlere nazikçe bir uyarı niteliğindeydi.

Tüm bunlar ışığında açlık grevlerini bitiren unsurun mevcut iktidar ilişkilerinin yasa, anayasa ve insan hakları noktasında duyarlı olduğunu bizleri düşündürtecek herhangi bir veri bulunmamaktadır.

Haliyle Öcalan ile yapılan görüşmenin temel temasının içerde İstanbul seçimleri ile Kürtlerin döndüğü denge siyasetini gördüğünü, yine Öcalan üzerinden “Türkiye’nin hassasiyetleri gözetilsin” söylemi ile de yıkılan Amerikan-Rus denge siyasetinin tedbir arayışları içerisinde olduğunu görmekteyiz.

Buzdolabına yine Rojava’dan dolayı konan “barış sürecinin” tekrar rojava üzerinden mer’i olabileceğini göstermektedir. Bunun nasıl olacağı, MHP-AKP blokunun ne karşılığında buna döneceği ya da buna nasıl mecbur kalacakları büyük güçlerin ortaya koyacağı politikalar belirleyecektir.

Her hâlükârda Kürtler geleneksel siyasetlerine dönmüş, devlet tekrar Kürt kartını denge siyasetini kabul ederek veya etmiş görünerek dönmüş, Kürt kartını Öcalan ile eline almaya çalışarak 3-4 yıldır uluslararasılaşan meseleyi bitiremiyorsam kontrol altına alayım siyasetine dönüş sinyalleri vermiştir.

“Bölgede kazanmak, batıda kaybettirmek” gibi başarılı bir siyasetin devamı “batıda zorda bırakmak, bölgede statüyü dayatmak” şeklinde olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.