1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Günay

  3. Ben Hasankeyf'im...
Yılmaz Günay

Yılmaz Günay

Yazarın Tüm Yazıları >

Ben Hasankeyf'im...

A+A-


Ben Hasankeyf’im. 


İnsanlığın ilk beşiğiyim. Hısnkehf’im. Bende doğdu insanlık. Benim memelerimden emdi medeniyet, kendine hayat bahşeden Dicle’nin soğuk sularını. İnsanlık zihnini ve tüm gelişmişliğini bana, ben varlığımı Dicle’ye, Dicle güzelliğini Allah’a borçludur. 


Medeniyet doğum sancılarını benim mağaralarımda çekti. Tekerlek ( ki insanlığın en büyük buluşu olarak kabul edilir) ilkin benim caddelerimde, sokaklarımda döndü. Ateş ilk önce benim yıldızlı gecelerimi aydınlattı. Ateşin slüeti ilkin benim hemen yanı başımda akan Dicle’nin sularına düştü. 


Ben insanlığın kendisiyim aslında. Güzelliğin kendisi. Hakikatin şahidiyim. 


Ben Hısnkehf’im. Tarihin içinde ak saçlı gün görmüş bilge bir kişiyim. Tabiatın ve coğrafyanın içinde ise  güzelliğin bütün renklerini giyinmiş henüz onyedisinde gencecik bir kız.  Tarihe damgasını vuran bir hikmet ehli, zamanın içinde ise genç bir delikanlıyım.


Ben beli bükülmüş, tarihin tüm ağırlığını üzerinde taşıyan ve ruhu sayısız talan ve saldırıyla yıpranmış koca bir ihtiyarım. Kocaman kelimesi ve ihtiyarlık fiili bende hala dudaklarında emzik olan zayıf bir bebe misali.
Ben bütün Bereketli Hilal’e hükmeden  Buhtunnasır’a direnmiş, Perslerin yıkım rüzgarlarını göğüslemiş, Asur’un askerlerinin mızraklarını durdurmuş, İskender’in ordularına inat  ayakta kalmayı başarmış, Roma lejyonlarını bir şekilde defedebilmiş,Moğol talanından kendimi ve güzelliğimi saklayabilmiş, Haçlı bağnazlığından ve de her türlü taassuptan kendimi koruyabilmiş harika bir mucizeyim. Öyle bir mucizeyim ki;  bütün mucize sahiplerini kıskandıracak bir mucize.


Ben yerkürenin en güzel kızıyım. Yaratıcının güzelliğinden siluetime izdüşümlerini nakşettiği suyun, güneşin ve tarihin en güzel kızıyım. Güneşin Dicle’ye vuran ışınlarının suya yansıttığı güzelliktir benim yüzüm. Her genç kız kıskanır bu güzelliğimi. Tıpkı barbarların, tarihe, medeniyete ve güzelliğe düşman yaratıkların kıskanması gibi. Tıpkı midesine tapan açgözlü canavarlar gibi yemek bitirmek ister beni her Hülagu. 


Nice Mirler aşık oldu bana. Güzelliğimin baş döndürücü varlığına ne aşk besteleri yaptı sanatçılar. Ben Leyla’sı oldum bir çok Mecnun’un. Xeçe benim mağaralarımda arayıp durdu Siyabend’in hüzünlü yüzünü. Dicle’nin kenarında oturup bana nice şiirler söylediler güzelliğin sözünü yüreklerden gün yüzüne çıkaran şairler. Mele Ahmede Cıziri bana bakıp yüreğini döktü Allah’a. Aşkımı kalbine çizdi her bir ressam. Mona Lisa oldum; hüzünlü bir sevdayla baktım yüreklerine güzellikten anlayan her bir ressama. 


Ben tarihiyim kendimin ve beni havasıyla, suyuyla ve de sevgisiyle güzelleştiren Mezra Botan’ın.  İnkarcılığın “Sen yoksun” dediği hakikatin en çıplak haliyim. Varlığı yok edilmek istenen topraklarımın en kadim halkının şahididir her bir mağaram, her kaya parçam ve bende açan her bir gül, sosın u sımbıl. Güneş doğarken ilkin taç kapıma nakşedilen “Burası Kürdistan’dır” kitabemi aydınlatır. Nede güzel parlar güneşin ışınlarıyla aydınlanan kitabem. Dicle’nin pak sularına slüeti düşen kitabemin.


Evet. Ben Kürdistan’ım. Bundandır her ikindi vakti dinamitlenir güzelliğimin gün görmüş tarihi… Bundandır diri diri toprağa gömülmek istenir güzelliğin en yalın hali olan bedenim…. Bundandır kalbimin tam orta yerine hançerlerini saplatmak ister vahşiliğin ete kemiğe bürünmüş hali…. Bundandır karanlığa mahkum edilmek istenmem…. Bundandır adımın dahi unutulması için bu kadar çaba….. Bundandır bir günah gibi beni saklamaya çalışmaları…. Bundandır bu kadar korkunç bir kinle ve bu kadar alelacele bana en maharetli silahlarıyla saldırmaları…. Ve bundandır bu derece vahşileşebilmeleri.


Ben hakikatim. Hakikatin 12bin yıllık yüzü. Hakikati tüm varlığına ve tarihinin her bir anına nakşetmiş en güzel ayetim. Zaman ve tarih şahittir ki bana bakan Allah’ı görür. Beni seyre dalan Allah’ın güzelliğini temaşa eder. Bana savaş açan ise bu güzelliğe savaş açmış demektir.  Beni yok etmeye çalışan  aslında hakikati yok etmeye çalışıyor. Bedenimin dinamitlerle parçalanması aslında Allah’ın ayetlerinin parçalanması arzusudur. Bu arzunun en vahşi ve aşikar halidir. 


Ben hakikatim. Yaratıcının ve evlatlarımın hakikatiyim. 
Ben hakikatim. Ve hakikat ne vurularak yok edilebilir ne de sulara gömülerek. 
………
Ben Hasankeyf’im. Hısnkehf’im.  Acı lokma gibi boğazıma düğümleniyor. Zaman zor günler geçiriyor bana. Evet ama bu da geçer, diyor gün görmüş ömrü bedenim.  Sahi Hülagu nerede, bilen var mı?  Baycu Noyan, o haşmeti her tarafı saran ve korkusu yürekleri hoplatan Baycu Noyan nerede? 


Ama ben buradayım. Hala ayakta, hala dimdik ve hala evlatlarımdan umut doluyum

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum