1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. BİR KÜRDÜN SAVAŞ STRATEJİSİ DENEMESİ
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR KÜRDÜN SAVAŞ STRATEJİSİ DENEMESİ

A+A-

Gerçi Terörle Mücadele’de sıkı sıkıya tembih etmişlerdi “savaş” değil “operasyon” diyeceksiniz diye. Ancak Türk savaş stratejistlerinden ilham ve meşruiyet alarak biz de savaş diyebiliriz sanırım. En azından savcıya Türk televizyonlarındaki adamların hepsini yanımıza getir ki inandırıcılığınız olsun deme lüksümüz var.

Savaş insanın eğlenmek için yaptığı bir oyun değildir. Siyasetin şiddete başvurularak yapıldığı, sonucu bizzat varlığın en değerli yanı olan yaşama hakkının elinden alındığı çok zalim ve kanlı bir oyun. İnsan oğlu yok etmek ile var olunacağına inandırılmış. Birileri buna imtihan demiş, birileri doğal seleksiyon, birileri yaratılışın tabiatı.

Bu kadar kanıksanmış bir kötülüğün oyun olarak ele alınması sanırım bu yüzden kimseyi şaşırtmıyor.

Buyurun bu kadar kanıksanmış bir kötülüğü biz de biraz kanıksayalım.

 

Bir savaşın analizinin yapılabilmesi için bazı bilgilerin ortaya konması gerekir. Neredeyse I. Dünya savaşına kadar ağırlıklı ve bitirici güç sürekli piyadeler olmuştur. Birinci dünya kara savaşında(bizi kara savaşı ilgilendiriyor) bizim bildiğimiz zırhlı birlikler yok gibidir olanlarda piyadeleri koruyan koruyucu ekipman şeklindedirler. Zırhlı birliklerin esası birinci dünya savaşı sonunda ortaya çıkar ve II. Dünya savaşı bu anlamıyla bir metal ordular savaşıdır. Özellikle Almanlar teknolojik olarak ürettikleri tanklar klasik savunma hatlarını yerle bir etmiştir. Ancak yine Almanların özellikle bu zırhlı birliklerine güvenerek Rusya’ya açtığı savaşta yine teknolojik olarak düşük ancak üretimde neredeyse muazzam bir üretim kapasitesine ulaşması ve zırhlı birliklere karşı geliştirdiği tanksavar toplar sayesinde savaşın yönünü değiştirmiştir. Bu anlamda II. Dünya savaşı tam olarak bir tanklar savaşıdır.

destroyed_iraqi_t-72_tank_during_the_gulf_war.jpeg

 

Yine savaş uçaklarının evrimi neredeyse tankların evrimine paralel bir seyir izler ve bunlar klasik savaş unsurlarının en başat aparatlarıdır.

Bu anlamda yakın dönem klasik savaş örnekleri yakınımızdaki İran-ırak, Amerika’nın Irak’a müdahalesi olarak görebiliriz.

Klasik savaş teorisi güçlerin tüm haşmetiyle ortada olduğu ve ağırlıklarını bütün tahrip güçleriyle rakiplerine hissettirdikleri alandır. Klasik eşit güçler savaşında iran-ırak bildiğimiz tüm savaş aparatlarını kullanmışlardır. Güç ve teknolojilerinin denk olmalarından dolayı da yenişememişlerdir. Ancak Amerika’nın Irak’a müdahalesi klasik savaş literatüründe yepyeni bir şeydir. Neredeyse yok eden ağır halı bombardımanları(B52), orta hava savaş uçaklarının füzelerle nokta atışları ve bunun bir alt seviyesi olan zırhlı ve ağır silahlarla donatılmış helikopter saldırılarından sonra kara birlikleri dediğimiz zırhlı birlikler ve piyadelerin alana intikali. Klasik ve ortada bir savaşı hava kuvvetleri bitirdikten sonra kara birlikleri bunun stabilizasyonu yapıyor.

Tabi yeni dönemin en büyük savaş aygıtlarından biri de denizden karaya, karadan denize, karadan havaya, havadan karaya akıllı füzeler olmuştur.

Ancak dünyamızda I. Ve II. Dünya savaşları dışında klasik savaşlardan ziyade asimetrik ve yarı asimetrik savaşlar sürekli varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Bunun yine hafızalarımızdaki en yakın örneklerinden biri Rusya’nın Afganistan’ı işgal etmesidir. Direnişçiler klasik bir savaş vermemiş, bazen simetrik bazen de asimetrik savaş yöntemlerine başvurmuşlardır. Rusya’nın özellikle hava üstünlüğü Afganistan’daki direnişçilere göz açtırmamış, direnişi bitme noktasına getirmiştir. Ancak savaşın yönünü değiştiren, Rusya’nın hava saldırı gücünü kıran Sitinger füzelerinin ABD tarafından direnişçilere verilmesi, Rusya’nın metal ordusunun işgali sonlandırmasına kadar varmıştır.

Yine çok uzak olmayan Vietnam savaşı kategorik olarak yarı asimetrik savaş stratejisine uygundur. Vietnam’da yer yer ağır silahlar kullanan Vietkonglar ABD’nin metal ordusu ve hava kuvvetleri karşında yarı asimetrik bir savaşla ABD'nin 30 000 ile başlattıkları işgali 500 000 askerle başaramayarak ülkeyi terk etmek zorunda bırakmıştır.

tunnel4.jpgVietkong Tünelleri

Yine asimetrik savaş olarak bilinen ve çok güçlü ile çok zayıfın dengesizliğinden çıkan, terör olarak tanımlanan savaş şekli bulunmaktadır. Terör kavramı güçlünün, hâkim olanın zayıf olana karşı adlandırıp konumlandırmasıdır. İsrail’in Filistinli direnişçilere terörist demesi gibi, ya da ABD’nin ülkelerini işgal ettiği Vietkonglara terörist demesi gibidir.

Tüm bunlardan tarafların nitel ve nicel durumlarına göre savaşların farklılıklar arz ettiğini, herkesin kendi hareket ve muharebe kabiliyetlerine göre savaşa yön verdiğini, ayrıca savaşın coğrafi şartlara göre de revize edildiğini söylemek mümkündür.

Tüm bunları kabaca özetledikten sonra şu an arazide olanı nasıl tanımlarsak bir yere oturur. Şu bir gerçek savaşı güçlüler değil, doğru savaş stratejisi uygulayanlar kazanır ve kazanmıştır. Bunun tarihte binlerce örneği mevcuttur. Hepimizin bildiği tipik örnek Bedir savaşıdır.

Afrin coğrafik olarak orta yükseklikte dağlar ve tepeciklerin olduğu, kuru ve sağlam bir zemine sahip. Bitki örtüsü zeytinliklerden oluşan geniş bir alan. Burası saldırı savaşını zorlaştıran, savunma savaşını kolaylaştıran bir coğrafik yapıya sahip.

Öncelikle şunu söyleyelim burada yarı asimetrik bir savaştan bahsedebiliriz. Statik savunma doktrini ile güçlü orduların nizami ve temizle-ilerle prensiplerine göre işliyor.

TSK havadan yüksek(f16) ve alçak hava saldırı(skorsky, atak) ile hava istihbaratını(ihalar) en etkin bir şekilde kullanıyor. Metal ordu savaşına yakın ciddi bir zırhlı birlik(tanklar, ZPT’ler) ile daha hafif ve hareketli bir kontra savaşı verecek ÖSO birlikleriyle işe koyuldu.

Burada hava saldırı sistemleri ile bombala-temizle, zırhlı birliklerle stabil hale getir, ÖSO ve benzeri hafif birlikle sızma gerçekleştir. Aslında genelde uygulanacak savaş düzeni bu.

YPG “statik savunma” doktrinine uygun hareket etmek zorunda. Kilometre karesi az olan yerlerin temel savunma modeli olan “statik savunma” modeline yalnızca bir ek yapabilir. O da sızma hareketleridir.

Afrin’in üç tarafının kuşatıldığını düşündüğümüz zaman ortaya konacak modeli çözümlemek çok zor olmayacaktır. Yarı asimetrik savaşın esası savunma yaparken hedef olmamaktır. Bunun en büyük aparatı da tünellerdir.Kuzey Vietnam’dan başlayarak, günümüz Saraybosna katliamında savaşın kaderini değiştiren “umut tüneli”, kuşatılmış Gazze’de Mısır’a açılan ve Gazze’nin altını köstebek yuvasına ve entegre savunma sistemine çeviren HAMAS yarı asimetrik statik savunma yapan yakın dönem örnekleridir.saraybosna-hayat-tuneli-5-(1).jpg

Saraybosna-Umut Tüneli

Bunlara kısaca “tünel savaşları” adını verebiliriz. Yakın dönem tünel modelini PKK’ninde kullandığını görmek mümkündür. Hatırladığım ilk örneği adına “sandeviç operasyonu” verdikleri İran’ın ağır silahlar, zırhlı birlikler ve hava bombardımanı ile Kandile ilerlediği, Türkiye’nin NATO ile birlikte buradan sıkıştırdığı, yine ABD’nin güneydeki sızmaları kontrol altına aldığı hareketin temel savunma doktrini “tünel savaşları” doktrinidir. Nitekim basına Murat Karayılan’ın İran tarafından yakalandığı ile ilgili haberlerin verildiği dönemdeki ağır çatışmalar Suriye savaşının başlamasından dolayı İran’ın kandilden çekilmesi ile sonuçlandı. Yine PKK’nin hendekler döneminde tünel sistemini Nusaybin vb. yerlerde kullanmış uzun süre devam ettirmiştir. Ancak Yüksekova gibi tabanı su olan tünel kazmanın mümkün olmadığı bir yerde büyük bir güç yığdığı halde devam ettirememiştir. Burada meskun mahal çatışmalarının en temel yolu yine tüneller olmuştur.

Son dönemde yine bu tip şehir içi tünel sistemlerini çok modern ve makinalı sisteme geçiren IŞİD’tir. IŞİD ırakta Musul savunmasının temel mantığını bunun üzerine kurmuştur. Yüzlerce kilometrelik tüneller kazmıştır. Bu tüneller vasıtası ile ABD’nin on binlerce tonluk hava bombardımanından korunmaya çalışmıştır.

Orta doğuda başlama ihtimali yüksek İsrail-Filistin savaşının adı “tünel savaşları” olacaktır.

704838_14113.jpg

Gazzenin nefes boruları

Yine tünel savaşlarına entegre yeni bir savaş türünün ortaya çıktığını görmekteyiz. Bu güdümlü füzelerin açtığı yeni çığırdır. Sizin üç bin tankınızın olması ile üç bin anti tank güdümlü füzenizin olması bir güç dengesi yaratabilmektedir. Önümüzdeki dönemde metal orduların güdümlü hafif silahlara yenildiğini görmüş olacağız. Bunun yine yakın örneği yürüyen kale olarak adlandırılan Abraham tanklarının Kerkük’ün işgalinde-Pirde savaşında peşmergenin güdümlü Çin yapımı bir füzeyle imha etmesidir.

201020171843353119658-002.jpg

Milan kullanan Peşmerge

Günümüzde teknolojisi en hızlı ilerleyen savaş sistemi hava savunma ve saldırı sistemleridir. Ancak bunda da güdümlü füzelerin varlığı uçakların isabetli atışlar için alçak uçuş yapmalarını engellemekte, daha çok yüksek irtifada bırakılan bombalar görevlerini tam olarak yerine getirememektedirler.

 

On yıllarca sürecek Ortadoğu’nun yeniden dizaynı meselesi çeşitli duraklara uğrayarak yeni bir durum yaratmaktadır. Yaratıcı kaosun önümüze ne çıkaracağını bilmek çok ta mümkün değildir. Zira şimdiye kadar devam eden vekalet savaşlarının yerini doğrudan ABD-Rusya direkt savaşına dönme ihtimali de bulunmaktadır. Deyri Zor’de ABD güçlerinin neredeyse yüksek, orta ve alçak hava saldırıları sistemleri ile Rus askerlerinin de içinde bulunduğu yüzlerce askerlik bir yapıyı imha etmesi göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir olaydır.

Aynı zaman Türkiye’nin ABD’ye karşı karşımızda durursanız, “sizi tanımayabiliriz” şeklindeki söylemi savaşın taktik noktalardan büyük ve geri dönülemez kaoslara dönebileceğini göstermektedir. Kaosu kim yönetirse, kim mevcut güçleri karşı karşıya getirebilirse savaşın galibi onlar olacaktır.

Belki yeni durumun en büyük özelliği mücadelenin koalisyonlar, ittifaklar arasında olmasıdır. Klasik soğuk savaş mantığının bitmesi, NATO’nun kendi içinde parçalanması ya da yeni ittifaklar geliştirme ihtiyacı duymasıdır.

Tarihsel olarak kabul edilebilecek gelişmelerin en önemlisi de Kürtlerin doğu ittifakından fiili olarak NATO ittifakına dâhil olmasıdır.

Tüm bu denklem içinde pratik davrananlar oyunun hâkimi olacaklardır. Suriyeli Kürtler Kürtlerin tarihlerinde bir ilki başardılar. O da savaşmadan(az savaşarak) ittifaklar ve boşluklar değerlendirilerek ciddi ilerlemeler kaydettiler.

Siyaset ve akıl ile yaratılmış bu durum savaşla mı sona erecek. Bu da olsa yine Kürt tarihinde bir ilke imza atacak. Masada kazanan Kürtler Savaşta kaybetmiş olacak.

Ortadoğu statükosunun tek mağlubu olan Kürtler, yaratıcı kaosun ona sunduğu fırsatı nasıl değerlendirecekler. Koban’i, Kerkük, Afrin... bakalım kırılan fay hattı bu sefer nereye uzayacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum