1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Bir Türk’ün Kürtleri anlaması yasak…
Bir Türk’ün Kürtleri anlaması yasak…

Bir Türk’ün Kürtleri anlaması yasak…

Ankara’dan Diyarbakır’a “Kardeşlik Yürüyüşü” için 1000 kilometre yürüyerek şehre ulaşan cumhurbaşkanı adayı Tuna Bekleviç Türkiye’den ayrılacağını duyurdu.

A+A-

100 bin imzaya ulaşamadığı için adaylıktan çekilen Tuna Bekleviç Türkiye’den ayrılığına ilişkin “Meşhur fotoğraf, malumun ilanı olduğu kadar, benim için hayatın hiçbir zaman eski haline dönmeyeceğinin bir kanıtı olmuştur. Yaşananlar ve polis takibinin devam etmesi bir Türk’ün Kürtleri anlamasının ’yasak’ olduğunu hepimize tekrar hatırlatmıştır” dedi.

“Bir Türk’ün Kürtleri anlaması yasak!”

Konuya ilişkin Twitter’dan açıklama yapan Bekleviç şöyle konuştu: “Meşhur fotoğraf, malumun ilanı olduğu kadar, benim için hayatın hiçbir zaman eski haline dönmeyeceğinin bir kanıtı olmuştur. Yaşananlar ve polis takibinin devam etmesi bir Türk’ün Kürtleri anlamasının “yasak” olduğunu hepimize tekrar hatırlatmıştır.

Kürt mücadelesinin Türkiye’nin demokratikleşmesi ve normalleşmesi konusunda en önemli yapı taşı olduğunu düşünüyorum. Direniş eğer kendi kurumlarını yenileyemezse ve güçlendiremezse bu mücadelenin sadece Türkiye içerisinde başarı şansı her geçen gün düşmektedir.

Dolayısıyla ilkesel davranan, gerçekten yeni, genç, ne dediği ve ne istediği açıkça belli olan,dinamik ve çoğulcu bir direnişin örgütlenmesi gerekmektedir. Böyle bir mücadelenin sadece ülke içinde gerçekleştirilmesi imkansız hale gelmiştir. Çünkü bu ülke ‘özgür’ değil “tutsaktır”

‘Diyarbakır’dan döndüğümden beri…’

Diyarbakır’dan döndüğümden bu yana hayatımın asla eskisi gibi olmayacağını bana hissettiren faydasız Polis takibi ve baskılar karşısında ‘pes etmek’ yerine birkaç gün içerisinde ülkeyi terk ederek alternatif ve tamamlayıcı bir direnişi yurt dışında örgütlemeye gayret edeceğim. Bu bir yolculuktur. Hayır Partisi ile çıktığımız hakiki toplumsal yolculuk 1.058 km’lik Kardeşlik Yürüyüşü ile vicdanlarda yer etmiştir. Şimdi vakit şiddetin her biçimini reddeden, çoğulcu, cesur, dürüst, tertemiz, ahlaklı ve meşru bir direnişi örgütleme vaktidir. Dünya artık soğuk savaş çağında değildir. Berlin Duvarı yıkılmış, iletişim araçları farklılaşmış, mücadeleler değişmiş; çözümler ise zenginleşmiştir. Bizim bu mecburi gidişimiz bir ‘terk ediş’ değil; tam aksine, 41 yıllık bir hayatta, gerçek bir mücadeleye ilk adımdır.”

Ne olmuştu?                                                                                      

“Kardeşlik Yürüyüşü” için 1000 kilometre yürüyerek şehre ulaşmasının ardından geçtiğimiz cumartesi günü önce şehir merkezindeki bir karşılama noktasına, oradan da yalnız başına Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare’ye gitmek üzere program yapan Tuna Bekleviç’e, şehirde halkın kendisiyle birlikte yürümesine izin verilmeyeceği bildirilmişti. Bu bildiri fotoğraflara da yansıdı.  Daha sonra o fotoğrafa ilişkin açıklama yapan Bekleviç şöyle demişti: “Ne diyeceğimi bilemiyorum. Acı içindeyim. İki buçuk yıldır Diyarbakır’da nefes bile aldırılmıyor. Şehir neredeyse hayalete çevrilmiş. Yaşamın durduğu bir yer orası. Dünyanın en uzun sokağa çıkma yasağının olduğu yer. Büyük bir dram var, büyük bir zulüm var. Dünya bu zulmü görecek diye mi korktular, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki, o karşılama noktasında gelenlere izin verselerdi, biz Sur’a 10 bin kişiden daha kalabalık girerdik.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.