1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. DEĞİŞİMİ NEFSİMİZDE BAŞLATALIM.
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

DEĞİŞİMİ NEFSİMİZDE BAŞLATALIM.

A+A-

 

Gelin önce iman edelim, değişimi kendi nefsimizde başlatalım. Değişimi kalp dairemizde başlatalım ve böylece önce biz değişelim, gelişelim sonra; eşimizi, çocuğumuzu, komşumuzu, mahallemizi, şehrimizi, bölgemizi, ülkemizi değiştirelim. Hamasi nutukları terk edelim, rasyonel olup, biraz realist olmayı öğrenip, bir birimize karşı samimi olalım, kendimiz için istediğimizi arkadaşımıza, komşumuza isteyelim, bize gerekli olan bu anlayıştır. Bizi bir arada tutacak olan en değerli, en kutsal durum budur.

Kendi özümüze dönelim, kendi kimliğimizi bulma arayışını sürdürelim, kendi hastalığımızı tanıma vakti geldi ve geçti bile. Hastalıklarımızı tedavi edelim. Komşumuz aç iken bizim tok yatmamız insani bir anlayış değildir, bu durum şuursuz varlıklara has bir durumdur. Kendi kültürümüze, dilimize, geleneklerimize, geçmişimize toplumsal değerlerimize sahip çıktığımız ve onu yücelttiğimiz gibi başka; ırkların, toplumların, grupların kimliklerine, değerlerine, dillerine, tarihine, gelenek ve göreneklerine de saygı göstermeyi bilelim. Unutmayalım bize helal olan bir hak ve özgürlük başkalarına da helaldir, yasal bir hak olduğunu unutmayalım.

Adaletti yüreğimizin derinliklerine derc edelim onu özümseyelim. Adalettin varlığı herkes için gereklidir. Bize has değildir. Bireysel ve toplumsal hak ve özgürlüklerimize saygı duyalım. Ben değil, biz merkezli olmayı öğrenelim. İktidarlar gücü ellerinde bulundurdukları için güçlü olmasınlar, haklı oldukları için, iyi ve güzel şeyler yaptıkları için güçlü ve haklı olsunlar. Diğergam olsunlar, iğneyi bir kerelik olsa da kendilerine batırsınlar benim yaptıklarımı başkası yapsa kabul eder miydim diye bunun üstüne derin bir tefekkür etsinler.

İman etmek, adaletli olmak daha doğrusu insan olmak bunu gerektiriyor. Unutmayalım değişim nefsimizde başlarsa inandırıcı olabiliriz, başkalarını da etkileyebiliriz. Söz söyleme hakkımız olur. Muhalefet,önce kendi durumuna, fillerine, yaptıklarına muhalefet etsin, sonra muhalefeti başkalarına karşı sürdürsün. Biz bunu yapınca iman etmiş oluruz. Etkileyeceğimiz bireyler çoğalır ve kitleleri yönlendirebiliriz. Yoksa konu biz olunca bizimle ilgili bir durum olunca hakkı, hukuku hatırlarsak bu durum gayr-ı insani durumun en alasıdır. Unutmayalım ki, değişim nefisten başlar. Eğer yumurta içten kırılırsa hayat bulur.

Peki, bir yanlışı gördüğümüzde eleştirmeyecek miyiz? Elbette eleştireceğiz o farklı bir konu… Liyakati ve işin ehli olanları layık olduğu yerlere getirmemiz gerekir, yoksa benim partimde, benim cemaatimde, benim tebaamdadır deyip bireyleri layık olmadığı yerlere getirirsek hem zulüm etmiş oluruz hem de zalimlerde bir farkımız kalmaz. Netice itibariyle zalime meyil etmek zalimlik olduğu gibi zulme meyil de zulümdür. Gerçi bu çağın bir hastalığıdır, çalışanlar, çabalayanlar, emek verenler değil, çene çalanların, ağzı laf yapanların, reklam yapmasını bilip, kargalar gibi ötenlerin çağı olmuş.

Eğitim politikalarımız manevi değerlerimizle, toplumsal değerlerimizle, farklılıklarımızla barışık olmadığı sürece ne medeniyetin birer yolcusu olabiliriz nede bir medeniyet inşa edebiliriz. Yüce yaratıcı kâinatta yüzbinlerce, milyonlarca varlığı yaratması bizim için birere ibretlik ayetlerdir. Yani demek istediğim bütün farklılıklar rabim birer ayetidir. Onların varlığını inkâr etmek, yok saymak, görmezden gelmek yaratıcıyı bir nevi yok saymaktır. Dileseydi yüce yaratıcı herkesi aynı dili konuşan, aynı ırka mensup birer fert olarak yaratabilirdi.

Taklidi değil, özgünlüğü yakaladığımızda, bilgiyi ürettiğimizde toplumsal barışı sağlarız, medeniyeti inşa etmiş oluruz. İman etmek bunu gerektirir. “İlim Çin de olsa al.” Anlayışı bizim ilham kaynağımız olması gerekirken, güçlülerin hükmü, partilerin programı, şeyhlerin anlayışı, cemaatlerin anlayışı, çağın fantezileri bizim ilham kaynağımız olmuş. Yani anlayacağımız durmadan putlar inşa etmişiz.

Allah, bizi kendine kul olsun diye yaratmış, biz ise yüce “Allah” dışında her şeye kul olmuşuz. Kimimiz nefsimize, kimimiz makamımıza, kimimiz liderlerimize, kimimiz iktidarımıza, kimimiz siyasi partimizin gücüne kul olmuşuz. Bunun içindir ki hakkı bulmamız gerekir, tövbe edip tekrar iman etmemiz gerekir. Özgür ve bilinçli bireyler ve toplumlar inşa edilmediği sürece bilinçli ve şuurlu eylemler gerçekleşmez. Sağlıklı bir değişim ve dönüşüm gerçekleşmez.

GajoPetroviç’in deyişiyle: Sadece, kişinin içinde yaşadığı dünyayı ve kendini değiştirmesini sağlayan eylem, özgür eylem olabilir… Özgürlüğün olumlu bir koşulu gerekliliğinin sınırlarının, yaratıcı insani yeteneklerin idrak edilmesidir. Özgür bir toplum mücadelesi, sürekli artan ölçüde bireysel özgürlük yaratmadıkça özgür bir toplum mücadelesi değildir.

Biz hak için, hukuk için, adalet için mücadele etiğimiz sürece iman etmiş oluruz ve özgür birer birey olarak kalabiliriz. Yok diğer türlü eylemlerimiz, mücadelemiz hak nazarında bir anlam ifade edemez. Selam ve esenlikle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum