1. YAZARLAR

  2. Ergün Yıldırım

  3. Demokrasiler: Milli, muhafazakâr, Müslüman
Ergün Yıldırım

Ergün Yıldırım

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasiler: Milli, muhafazakâr, Müslüman

A+A-

Demokrasiler de çoğulcu. Liberal demokrasi, sosyal demokrasi, muhafazakar demokrasi ve İslam demokrasisi. Özellikle İslam ve demokrasi ilişkisinin yeniden kurulacağı bir dönemde bu çoğulculuk daha da önemli. İslam toplumları çoğunlukla Osmanlı sonrasında cumhuriyet rejimleri olarak kuruldu. Türkiye, Mısır, Irak, Ürdün, Libya gibi askeri cumhuriyetleridir bunlar. Türkiye istisna tutulursa bu cumhuriyetlerin hepsi tek tek çöküyor. Çünkü askeri cuntaların ömürleri bitti. Ya yeni askeri cuntalarla bu cumhuriyetler tahkim ediliyor ya da büyük isyanlarla karşılaşıyorlar. Ortadoğu toplumlarında bunu yaşıyoruz. Fakat isyan ve cunta diyalektiğine dayalı çatışmalar bitmiyor. Çünkü tarihleri sona eren bu cumhuriyetlerin artık demokrasiye geçmeleri gerekir. Tunus'ta başlayıp Yemen'e kadar devam eden bu cuntacı cumhuriyetler parçalanma ve isyanlara rağmen direniyorlar. Kendi varlıklarına karşı parçalanma ve isyanı toplumlara sunuyorlar. Oysa parçalanma ve isyanlara karşı istenen bedeller çok büyük. Bu nedenle askeri cumhuriyetlerinden demokrasilere geçmekten başka bir seçenek yok.

Bu demokrasi arayışında önümüze muhafazakar demokrasi, milli demokrasi ve Müslüman demokrasi seçenekleri çıkıyor. Bu demokrasi arayışları büyük bir kıymet taşıyor. Çünkü aydınlarımızı konformizmden çıkmaya davet ediyorlar. Siyaset üzerine düşünmeye, kendi siyasal varlıklar üzerinde durmaya itiyor. Siyaset teorisi olmayanın, siyaseti ne kadar olabilir? Bu nedenle demokrasinin hem entelektüel, hem bilimsel hem de yakıcı bir karşılığı var bugün. Her şeyden önce batı demokrasilerine karşı “alternatif demokrasiyi” temsil ediyorlar. Batı tarihinden çıkan, yayılan ve önemli ölçüde batı çıkarlarıyla bütünleşen demokrasiden farklılaşıyorlar. Özellikle Eurosentric demokrasi teorisini aşıyor. Avrupa siyasal bilinci ve kültürüyle bütünleşmeyi dayatan bir demokrasi anlayışından kurtulmayı vaat ediyor. İkincisi demokrasinin bir politik hegemonya aracına dönüşmesini aşıyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği'nin sık sık İslam toplumlarını denetlemek, yönlendirmek ve “terbiye etmek için” demokrasiyi kullanmasına dur diyor. Batının demokrasiyi araçsallaştırmasına son veriyor. Batının kendine yakıştırdığı ve başka siyasetleri emrine aldığı kibirli siyyaset vaz etme tutumuna meydan okuyor. Artık İslam toplumlarını iki de bir demokrasi ile hesaba çekerek kendi çıkarlarına uyumlu olmaya zorlama siyasetleri sorgulanıyor. Örneğin Erdoğan'a özellikle Arap Baharı sonrası yapılan eleştiriler ve demokrasi çağrıları bunu açıkça ortaya koyuyor.

Demokrasinin emperyalizm aracı olarak kullanılmasına milli demokrat, muhafazakar demokrasi ve Müslüman demokrasi çabalarıyla büyük oranda son verilmeye başlanacak. Bu gelişmelerle beraber bir de bölgesel açıdan demokrasi arayışlarının önemli bir rolü var. O da Müslüman demokrasinin IŞİD, El-Kaide ve Boko Haram gibi isyan hareketlerine ve diktatör rejimlerin karşı bir seçenek oluşturmasıdır. Tunus'ta Gannuşi'nin başlattığı hareket bunu temsil ediyor. Nitekim Gannuşi, “Siyasal İslam'dan çıktık, Müslüman demokrat” olduk demesi ve bu çerçevede önemli adımlar atması da bunu gösteriyor. Tunus'ta başlayan Arap Baharı böylece Tunus'ta başarıya ulaştı. Bu alternatif bütün İslam dünyası için önemli. Nitekim bu siyasal reforma yönelmeyen hareketler ve devletler bugün parçalan, terör ve isyan kaosu içinde hareket ediyorlar. Müslüman demokrasi, Osmanlı'nın son yıllarında yine büyük devlet adamı ve İslam mütefekkiri Said Halim Paşa tarafından öneriliyor. "Müslüman Demokrasi” başlığıyla yazılan makale de bunu kanıtlıyor. Kamil demokrasinin vasıflarını ortaya koyuyor. Müslümanlara Osmanlı sonrası siyasetin temel teorisini gösteriyor.

Muhafazakâr demokrasi, Ak Parti'nin kuruluşuyla gündeme geldi. Büyük ölçüde Müslüman toplumların kendi tarihleriyle, inançlarıyla ve tecrübeleriyle barışık bir demokrasiyi anlatıyor. Türkiye'de dini dışlayan laikçi demokrasinin ürettiği sorunları aşmayı vaat ediyor. Nitekim bu konuda önemli adımlar da atıldı. Hatta Türkiye'nin sınırlarını da aşarak İslam toplumlarına da ilham oldu. Ak Parti adıyla partiler bile kuruldu. Arap Baharı, aslında Ak Parti'nin muhafazakar demokrasi siyasetinden alınan ilhamın ürünüydü. Bu nedenle Arap Baharı'yla gelen demokrasiyi İslam toplumlarına yakıştırmayan Batılı güçler aynı zamanda Ak Parti iktidarı ve onun lideri Erdoğan'ında kendine hasım yaptı. Israrla Erdoğan ve Ak Parti'yi islamist olarak damgalamaya çalıştı. Kendi topraklarında savundukları demokrasiyi İslam dünyası için reddettiler. Mursi'nin demokratik liderliğine karşı çıkıp Sisi'nin darbesini desteklediler. 15 Temmuz darbesini de muhafazakâr demokrasi ve onun ilham verici yönünü tümüyle gömmek için yapmak istediler. Artık kendi demokrasi geleneğimizi oluşturarak onunla yeniden İslam toplumlarına ilham vermeliyiz. Milli demokrasi ile kendi içimize gömülmek yerine muhafazakâr demokrasi ile bütün bölgemize yönelmeliyiz. Anadolu'nun, bu coğrafyanın temsil edeceği bir demokrasi bütün çevresine ışımalıdır. İsyan ve diktatörlüklerin siyasal çatışma ve krizlerinden çıkmanın gözüken tek yolu budur.

Yeni şafak

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.