1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. DÜZELTMEK İÇİN ÖNCE DÜZELMEMİZ GEREKİR
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

DÜZELTMEK İÇİN ÖNCE DÜZELMEMİZ GEREKİR

A+A-

Toplum olarak neden düzelmiyoruz, neden toplumsal çözülmeler gün geçtikçe artıyor? Neden komşumuz açken yüreğimizde acı duymuyoruz. Neden üslubumuzla mücahitleşiyor ama fillerimizle bunu tastik etmiyoruz. Gerçi, nedenleri daha çok çoğaltabiliriz. Biz, Allah'a iman ettiğimizi söyler, yaptıklarımızla, inşa ettiklerimizle Allah'ı inkâr ediyoruz. Allah, var ama Allah siyasetimize, cemaatimize, ticaretimize, makamımıza, insani ilişkimize, sözümüze/ kelamımıza, elimizin altındaki çalışanımıza, komşuluk ilişkimize karışmasını istemiyoruz. İşte toplumsal olarak düzelmememizin bir kaç nedeni... İnsan insanın yurduydu. İnsana insanın insaniyeti lazımdı. Çünkü yaratılış gereği insan insanla anlaşılır ve onunla anlam kazanır.

Modern dünya, bizi değerlerimizden, inançlarımızdan o kadar uzaklaştırdı ki, biz yeni inançlar, değerler ve en önemlisi yeni ilahlar edindik. Çünkü Allah'ın kelamı/ sözü işimize gelmiyordu. Allah, bize kul hakkını yememeyi dosdoğru olmayı, adaletli olmayı, işçinin hakkını ihlal etmemeyi tavsiye etti. Bu ilahi emir, bizi rahatsız etti. Biz, işimize geleni aldık, diğerini çağ dışı bilip, hükmü kalkmış karşılıksız yasa dedik.Dinin ölçüsünü kendimiz bildik. Partimizin, cemaatimzin, ağamızın, çıkarımızın, koltuğumuzun, şeyhimizin, ideolojimizin, izimlerimizin izin verdiği ölçüde; insan olduk, dindar olduk, aktivist olduk, adaletli olduk, aydın olduk, sanatçı olduk oldukda olduk...

Sonra belalar, müsibetler üzerimize yağınca bu seferde başladık kürsülerde mücahit kesilmeye. Nutuklar çektik, paradigmalar ürettik, yeni dünya düzeni için hamasi nutuklar çektik. Biraz zahmet edip kendimizi düzeltmedik, nefsimizi kınamadık, adaletsizliğimizden, zulmümüzden vazgeçmedik. Yasal ve helal olan arasında kalınca her zaman yasal olana taraf olduk. Söylemlerimiz, nutuklarımız müslüman oldu, insan oldu, hakkın gereği oldu... Fillerimiz/yaptıklarımızı, icratlarımız, kalbimiz, inşa ettiklerimiz ekser itibariyle işimize gelen inançtır, helaldir dedik. İşte bunun için biz düzelmiyor, toplumuda düzeltemiyoruz. Çünkü biz zemzem şişesinde zehir ikram ediyoruz.

Bizim gibi olmayanı, bizim gibi giyinmeyi, bizim gibi hayatını idame etmeyeni; dinsiz, ittikadsız, mezhepsiz, asi, mürted ilan ettik. Kul hakkını yemeyi kendimize mübah saydık ve aynı zamanda bunu inancın gereği bilip kutsalları kendimize zırh yaptık. Bir dirhem çıkarımıza zarar gelmemesi için toplumlara, elimizin altındakine, arkadaşımıza, komşumuza, mesai arkadaşımıza, yoldaşımıza, inancımıza, itikadımıza reva görmediğimiz zulüm kalmadı. Kendi elimizle öldürdüğümüz dünya yaşanmaz hale gelince her zaman olduğu gibi yine sözde; mücahit, müslüman, kurtarıcı, mehdi olduk.

Zahmet edip, değişimin nefsimizde başlamakta olduğunu akıl edemedik. Daha doğrusu işimize gelmediği için maslahatlarla zulmümüze maslahatlar ürettik. doğru ya bizler Allah'ın torpili kullarıydık! Biz ne yapmışsak insanlık için, hak için , adalet için, dünya düzeni için yaptık. Gerçi dünya insanlık tarihinde , inanç tarihinde, hareketler tarihinde yüzlerce örnek verilebilir ama bizim bunada mazaret gösterecek onlarca delilimiz vardır her zaman. Çünkü biz her şeyin ölçüsüyüz.

Hz. Muhammed'in dünya anlayşından, dem vurduk ama onun gibi hareket etmeyi hiçbir zaman aklımızdan geçirmedik. Bu durum çünkü çıkarımıza dokunuyordu, koltuğumuza zararı vardı. Hz. Ömer'in, adalet anlayışını kurtuluş reçetesidir dedik. Bunu kürsülerde yüksek sesle dillendirdik. Gelin görün kü, bunu ne kurumlarımızda, ne hakimolduğumuz alanlarda, ne cemaatimizde, ne siyasi partimizde, ne edebi anlayışımızda nede elimizin altında işçimizle olan muamelemizde uygulamak aklımızın ucundan geçirmedik. Çünkü bunun yapılması demek dünyalık bazı çıkarlardan feragat gerektiriyordu.

Toplumsal değişim gerçekleşmeyince, toplumsal barış inşa edilmeyince her zaman yaptığımız gibi suçu kendimiz dışında herkeste gördük. Doğru ya biz kutsanmış bireylerdik. Kalbimiz şirk, haksızlık, adaletsizlik üretmekle meşgulken biz kendimizi akupak bildik. Dilimiz/Üslubumuz, görüntümüz iman etmiş gibidururken, kalbimiz güçten, eylemlerimiz haksızlığa güç, kuvvet sağlıyordu. Toplum açlıktan, sussuzluktan kıvranırken biz topluma etik değerlerin elzemliğinde ve ahlak nutukların afililiğiyle meşgulduk. Aklımıza bir tas çorba ve bir bardak su uzatmak gelmedi. Zira aç ve sussuz olana öncelik açlığın ve sussuzluğun giderilmesidir. Aç olana ahlak öğretilmez.

Unutmamak gerekir ki, hakkı, adalletti, insan hakkını, eşitliği, hukuku ve daha sayamadığımız bir çok şeyin inşasının temel ölçütü öncelikle bizin onu yaşamamızdır. Selam ve essenlikle ...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum