1. YAZARLAR

  2. Mehmet Pala

  3. EFERANDUM DA TERCİH VE REYLERİMİZİN NİTELİĞİ
Mehmet Pala

Mehmet Pala

Yazarın Tüm Yazıları >

EFERANDUM DA TERCİH VE REYLERİMİZİN NİTELİĞİ

A+A-

Renk tayfı ışığın kırılması neticesinde oluşan ve sonsuz sayıda rengi barındıran bir olaydır.

Siyah ve beyaz arasında iki farklı tercihe zorlanmak ve renk tayfını ıskalamak bugün eşiğine geldiğimiz referandum da karşı karşıya kaldığımız halimizi de betimlemektedir.

Kürtler olarak yok sayıldığımız…

 Konuştuğumuz dilin halen “bilinmeyen bir dil” olarak yasaklandığı ve yasa dışı kabul edildiği…

İnsanlık dışı muameleye tabi tutulduğumuz bir  gerçeklikte referandum da reyimizi sandığa atmamız istenmektedir.

2010 referandumunda 12 eylül darbe anayasasını değiştireceğini söyleyerek 12 eylül darbecilerinin ve Türk ulus devletinin ruhunu incitmeyen fakat hali hazır mevcut iktidarını sağlamlaştıran Ak parti iktidarı yeniden “darbe anayasasını” değiştireceğini söyleyerek önümüze referandum sandığını koymaktadır. Kürtlerin varlığını inkâr eden anayasanın ilgili maddelerini koruyan ve bu güne değin yapmış oldukları bütün hak ihlallerinin üstünü örtmeye yanı sıra hesap sorulmasının önünü kapamaya yönelik bu referandum sandığını önümüze koyup destek istemekteler. Ve “hayır” diyecek olan rey sahiplerini “terörist”, “hain”, “mürted” gibi nitelemelerle kendi önerdikleri ve meclisten kendi oyları ile geçirttikleri referandum kararını anlamsızlaştırmakta referandumda çıkacak olası “evet” sonrası için neler yapabileceklerinin de ip uçlarını vermektedirler.

Referandum ile oylamaya açtıkları değişim kısımlarının içeriğini burada tartışmayı anlamsız görüyorum. “anayasa mahkemesinin kararlarına saygı duymuyorum”, Kürt yerleşkelerinin yıkımı sürecinde kaymakamları topladığı toplantı da “mevzuata takılmayın ne gerekiyorsa yapın” diyen bir zihniyete sahip olan bir cumhurbaşkanının eline en iyi ve kusursuz bir anayasa da verseniz hukuka olan bu saygısızlığı ve yasaları rafa kaldıran bu tavrı ile her türlü kötülüğü yapa bilir… Bundan dolayı burada değişimle gelecek olan maddelerin içeriğinden öte bu değişimle oluşacak yeni durum da bizleri bekleyen akıbet üzerinde odaklanarak referandumu düşünmek ve öylece reyimizin rengini belirlemek gerekir diye düşünüyorum.

Hukuka saygısı olmayanların adalet ve ahlaktan da nasibi yoktur.

Daha önceki referanduma dair yazılarımızda genel olarak değindiğimiz çerçeveye ek olarak bu yazıda oyumuzun niteliği üzerinde durarak referanduma dair yazılarımıza son vereceğiz…

Boykotu kendimiz için etkisiz bir tercih olarak gördüğümüzden dolayı itibarsızlaştırmadan fazlaca üzerinde durmayacağız. Hayatımızı direk etkileyecek olan böylesine bir referanduma kayıtsız kalmak bir anlamda sorumluluk üstlenmemektir. Kürtlerin kendisini olumlu anlamda etkileyecek hiçbir madde barındırmayan bu değişim oylamasının referandumda geçirilmesi aynı zamanda Kürt oylarının büyük çoğunluğunu temsil eden siyasilerin gözaltına alınmasını, seçimlerle elde edilmiş belediyelerin kayyumlarca Kürt siyasilerinden gasp edilmesi, Kürt sivil örgütlerinin kapatılması sukut edilerek lisanı hal ile onanmış olacaktır. Referandum da sandığa gitmeyip boykot etmek “Kürtlere yapılan bu siyasi soykırıma karışmam ve beni ilgilendirmiyor” demek anlamı da taşır. Bu gün Kuzey Kürdistan’da Kürtlere reva görülenlere rağmen “boykot” ederek seyirci kalmak, dün 12 Eylül 2010 referandumunda “yetmez ama evet” diyenlerde bugün yaşanan pişmanlığın bu defa da “boykot” diyenlerde tekrar yaşanacağına inanıyoruz.

Peki, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar Kürtleri inkâr eden, asimilasyonu yürüten, zorunlu iskânı Kürtlere uygulayan Kemalist ulusalcılarla aynı tarafta olmak ne ile izah edilecektir? Ya da Kürt ve Kürdistan ifadesini duyunca insan olmaktan çıkan, saldırganlaşan, linç eden ırkçı/muhafazakâr kesimle aynı safta olmak nasıl izah edilecektir?

Bugün “evet” cenahında kimler var? “hayır” cenahında kimler var?

Renk tayfını yok sayarak siyah ve beyaz arasında renksizlikte tercihe zorlayan bu referandum ile değişim onaylandığında yukarıdaki durum süreklileşecek ve Kürtler olarak liberal Kemalist Türk solu ile liberal Türk sağı arasında geçecek yarışlara mecbur edileceğiz. Kürt siyasilerinin hapishanelere doldurulduğu, Kürt sivil toplum örgütlerinin kapatıldığı, Kürtler adına siyaset yapabileceklerin ancak Ankara tarafından icazet alabildiğinde siyaset yapa bildiği siyasal atmosferde liberal sol Kemalistler ve liberal sağ arasında oluşacak tahterevallide kürde yer olmayacaktır. Böylesine bir siyasal atmosfer de özgürlüğü talep eden kürde dağın ve silahın yolu tek yol olarak kalacaktır. Böylesine bir siyasal atmosfer Kürtleri marjinalleşmeye ve şiddete itecektir. Bugün bu duruma müdahale etme fırsatı olan biz Kürtler kendi gerekçelerimizle referandumda sandığa gidip müdahil olmakla sorumluyuz.

Bizim oyumuzun niteliği ve gerekçesi bizimle aynı cenahta olan farklı kesimlerle aynı nitelik ve gerekçeyi taşımamakla birlikte iki tercihli bir referandumda zorunlu bir kesişmedir. Nasıl ki Türkiye Kürdistan Demokrat  Partisi (T_KDP vs) ve benzeri Kürt partileri ile milliyetçi hareket partisi (MHP) farklı gerekçelerle AK Parti, HUDAPAR ve daha birçok farklı kesimle “EVET” reyinde aynı cenahta bulunabiliyorlarsa “HAYIR” reyinde de birbiriyle çelişen hatta birbirine tahammülü olmayan CHP, HDP, Ulusalcılar, SAADET PARTİSİ, Hak ve Adalet Platformu ve diğer bir çok kesim farklı gerekçelerle aynı cenahta kesişebilmektedirler.

Yukarıdaki değinilerin ötesinde kişisel olarak kullanacağımız oyun renginin belirlenmesinde etkisi olan yakın zaman olayları bulunmaktadır.

Roboski katliamı içimizde dinmeyen bir sızı ve iyileşmeyen yürek yarası olarak tazeliğini korumaktadır. Bu katliamı Ankara’nın dehlizlerinde kaybettiren, katliamın gerçekleşmesinde emir komuta merkezinde bulunanları madalya ile taltif eden “fail” bugün kendi bekasını bu referandumla koruma kaygısı taşımaktadır. Sandığın başına gittiğimizde Roboski şehitlerinin ruhuyla, anısıyla oyumuzu kullanacağız.

“Kobani düştü düşüyor, sıra Afrin ve Cezire kantonuna gelecek…”  sözleri ve Rojava’ya  yapılan saldırılarda Kürdün kazanımlarını yok etmeye odaklanmış olan zihniyetin belleğimizde oluşturmuş olduğu bilinci beraberimizde sandığa götüreceğiz. Kobani’yi düşürmeye çalışanların uyanışına sebep olduğu o “kürt ulusal ruhu” ile beraber sandığa gideceğiz. Deyşta Berazî ve Suruç ovasında Kürtlere yeni bir kerbela yaşatan Kürt düşmanlarının bizde depreştirdiği özgürlük aşkını Kadı Muhammed’in nasihatini sertaç edip o “düşmanlarımıza karşı uyanık olmamız” vasiyetiyle beraber sandık başına gideceğiz.

Yıkılmış şehirlerimizin bizde bıraktığı kalıcı yaralar ve acılarla sandığa gideceğiz.

Cizre’de…  Şimdi molozları Botan çayının kenarına dökülen o katliam bodrumlarından beynimize işleyen yanık ceset kokularını beraberimizde sandığa götüreceğiz. Diri diri yakılırken kardeşlerimiz, vahşete engel olamamanın utancını taşıyan bizler referandumda kurulacak sandığa bu utancın mahcubiyetiyle gideceğiz.

Cizre’de, Sur’da, Şırnak’ta, Nusaybin’de, Gewer’de, Silopi’de, Silvan’da yıkılmış Kürt yerleşkelerinde…  Katledilen insanlarımızın, telef edilen hayvanlarımızın, yakılan ormanlarımızın, yatak odalarına girilen ebeveynlerimizin, buzdolaplarında saklanan ölülerimizin, zırhlı araçların arkasına bağlanarak işkence edilen ölülerimizin, açlığa sefalete, evsizliğe icbar edilen kardeşlerimizin yüreğimize ve belleğimize düşürdüğü kalıcı izlerin tesiriyle referanduma gidip kurgulanmak istenen yeni oyunu bozmaya “HAYIR”  diyeceğiz.

“EVET” demek bizim açımızdan yukarda ki Kürt katliamlarına meşruiyet kazandırmaktır. “kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır” diyerek çocuk ve kadınlarımızın ölüm fermanını çıkaran birisinin siyasal ömrünü uzatacak, bekasını emniyete alıp mahkemeden kurtaracak   “EVET” mührünü basmaktan Allah’a sığınırız.

7 gün cenazesi sokaktan alınamayan Taybet İnan  ananın ölmeyen unutulmayan anısına andolsun ki referandumda “EVET”  demeyeceğiz. Kölelik koşullarına, asimilasyona, inkara, imhaya ve özgürlüğümüzün önündeki engellerin hepsine “HAYIR” diyeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum