1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. Ey örtüsüne bürünen Kalk Ve uyar
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

Ey örtüsüne bürünen Kalk Ve uyar

A+A-

Hz. Muhammed korkudan örtünün altına girmiş, saklanmış, görünmemeye çalışmıştı.

Hakikat korkuludur, ağırdır, biliyordu.

Hakikatin kendisiyle getirdiği bir ayara vurma yaşanırdı.

Peygamberler bile hakikat karşısında saklanırmış!

Hakikatten korktuğunu fark etmek ayarın ilk mertebesidir. İnsanın, insanlığın buluğ çağına girdiğinin nişanesidir, sorumluluğu fark etme zamanıdır.

Ve örtüsünden sıyrılan Hz. Muhammed ayağa kalktı; “bir elime Güneş’i diğer elime de Ay’ı koysanız ben hakikatten caymayacağım” dedi.

Allah “hakikatle sınanacaksınız” dedi.

Herkes kendi iddiasından vurulacaktı.

“Çocuklarınız, eşiniz, anneniz, babanız, o çok sevdiğiniz mallarınızla, maaşlarınızla, statünüzle, mevkiinizle sınanacaksınız” dedi.

Bir ayar daha yükseltti seviyeyi; “samimi misiniz” dedi.

İbrahim’in kafası karıştı, önce,

Sonra, dizleri çözüldü.

“Biraz daha” dedi.

“Bıcağı aldı”

“Elleri titriyordu”

Ve İbrahim

İsmail’i kurban verdi.

Oluş kalpten kopuş ile ifadelendiriliyordu.

İddianızdan vurulacaksınız!

Aslında İbrahim’in İsmail’i kurban vermesini tekrardan başka veçhelerle anlatıyordu.

Teste tabi tutuyordu.

“Biz sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile sınayacağız” dedi.

“Korkmayın!” dedi. “Ben korkulmaya daha layık değil miyim”

“mış gibi yapmayın” dedi. “Ben sinenizin özünde olanı bilenim” dedi.

“Mabetlerinizi söyleyin bana”

“Herkes taptığı ile sınanacak” dedi.

“Çocuklar, sıcacık eviniz, herkesten itina ile sakladığınız malınız.”

“Sözünüzle sınanacaksınız!”

“Neden olduğununuz gibi görünmüyorsunuz”, sorgulanacaksınız!

Kötü günlerde görünmeyip iyi gün dostu olmayı nitelendirdi.

“Samimiyetsiz ve yalancısınız” dedi.

“Kendi söylediğinize kendiniz de inanmıyorsunuz,” dedi.

“Başkasına niye masal okuyorsunuz” diye uyardı.

“Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden” değildi.

“Zalimin sofrasında beslenin sözüne itimat edilmez” idi.

“Yanar-dönerlere münafık” denilirdi. Yani özü ve sözü bir olmayana…

“Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandı, yani iblis”

Sahi sessiz kaldığı halde kendisini şeytanla özdeşleştiren var mıydı!

 

Allah;

“Körsünüz, sağırsınız, dilsiniz, yalancısınız, düzenbazsınız,” dedi.

Üstüne kim aldı!

 

İddianızla sınanacak, iddianızdan vurulacaksınız.

Hakikaten neredesiniz!

Nerede saklanıyorsunuz!

Korkuyor musunuz?

Hakikatle yüzleşmenin o ağır yükünden mi çekiniyorsunuz!

Hani inandığınız kitap “korkulmaya en layık olanın Allah olduğunu“söylüyordu.

Cezaevlerinden mi korkuyorsunuz, siz değil miydiniz Hz. Yusuf kıssasını okuyup okuyup ağlayan.

“Medrese-i Yusufiye”yi diline pelesenk yapan,

Aç-susuz, kimsesiz kalmaktan çekiniyorsunuz. Çocuklarına “Ebuzer” ismini veren siz değil miydiniz?

“Rebeze Çölü” bir alegori idi.

“insan ezelden ebede giderken bir “vaha” da konaklayacaktı.

 

Bildiğiniz ve bilmediğiniz tüm haksızlıkları yaptınız. Meşru olanı bırakıp gayri meşruya daldınız.

Kralın, Saray soytarılarının, Kayyumun sofrasından bir şeyler beklediniz-bekliyorsunuz. Kemiklerin arta kalanıyla da sadaka verip kendinizi temize çıkardınız-çıkarıyorsunuz.

 

“Ne oldu” size!

İddianızla vuruldunuz. Büyük büyük konuşuyordunuz.

“Yıkılsın Firavun, Haman ile Karun”

İlk fırsatta İsrailoğulları gibi buzağılar yapıp tapmadınız mı!

Hem de “böğüren” putlar!

 

Firavun “Ey İsrailoğulları, hür ve özgür olarak yurdunuza girin” mi dedi!

Karun, Ebuzer gibi “ait” kavramını ortadan mı kaldırdı!

Belki de Haman “hakikatın öncü bürokratlarını yetiştirmiştir”

Bel’am, “sakın şeytan sizi Allah’ın adıyla aldatmasın” mı demeye başladı!

 

Hz. Ömer’in adaleti dağıtılıyordu da biz mi , siz mi, bu toplum mu geç kalmıştı!

“sıfırlayın, saklayın, satın alın, olmadı tehdit edin”

 

Gösterişli, büyük “Dırar Mescid”leri yaptınız,

İtibarınızı volümlü hoparlörler, göğü delen minareler herkese kanıtlayacaktı!

Ne de olsa “en büyük yalan yarısı doğru olanıydı”

 

Siz hepimizden daha iyi biliyordunuz, biliyorsunuz!

İşimize geldi, işinize.

Bölüşüverdiniz herşeyi, biraz senden, biraz benden.

Geçin aynanın karşısına ve kendinize bir daha bakın.

Bir yaprak gibi eğrilmeye başlamışsınız!

Ne görüyorsunuz!

Aynadakini sevmediniz değil mi!

Ben de sevmedim!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.