1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. EZEN VE EZİLEN MÜCADELESİ
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

EZEN VE EZİLEN MÜCADELESİ

A+A-

İnsanoğlunun, tarihsel sürecinde sürekli ezen ve ezilenlerin mücadelesi söz konusudur. Ezenler daha doğrusu iktidarı elinde bulunduranlar ( Burada sadece siyasal iktidarı elinde bulunduranları anlamamak gerekir. Hizipler, fikir akımları, cemaatler, örgütler…) kendi iktidarlarının devam edebilmesi için kendi diktatöryalarını kurarlar. Buna karşı en ufak bir itiraz ve eleştiri gelse her türlü gayr-ı insanı yola başvururlar.

Buna karşı her zaman Ezilenler de kendilerini korumak ve haklarını muhafaza etmek için sürekli bir arayış içinde olurlar. Çünkü ezilenlerin mücadelesi sadece fiziksel olarak hayatlarını idame edecek bir mücadele değildir.

Yaşamsal anlamada maddi ve manevi her türlü yaşamsal fonksiyonlarını devamı için bir mücadele söz konusudur. Bunlar: Vatan dediğimiz toprak parçası olabildiği gibi, Allah’a karşı ibadet sorumluluğunu yerine getirmek için yapılan mücadelede olabilir( Nitekim cumhuriyetin ilk dönemlerinde dönemin egemen güçleri bunu yapmıştır.) veya neslinin devamı için yapılan bir mücadelede olabilir daha birçok örnek verilebilir.

Bu konuda Paul Freire şunu der: “Ezilenleri, insanlaşma mücadelesini üslendikleri zaman; o anda başlayarak mücadelenin tüm sorumluluğunu da kabul etiklerini anlamaları esastır. Ezilenlerin, uğruna mücadele ettikleri özgürlük sadece aç kalmamaları özgürlüğü değildir.” Der.

Dolayısıyla insanın mücadelesi sadece fiziksel anlamda hayatı devam etmesi için mücadele etmez. İnsan şuurlu ve akıl sahibi bir varlıktır. İnsan, şuurlu ve irade sahibi olduğu için hak ve hakikat alanında verdiği bütün mücadeleler bilinçli ve bir amaca yöneliktir. Çünkü Kur’an düşünmez misiniz, akıl etmez misiniz? Hitapları bize yani insanoğluna bir nevi yol, yöntem göstermektedir.

Bu mücadelenin devamını sağlayan ise bilinçli, hakikat taraflı, insana, insanlığa karşı kendini sorumlu hisseden gençler ve bireyler tarafından sürdürülür.

Yoksa iktidarların, zalimlerin, diktatörlerin gölgesinde bir hayat sürdürmeye çalışanlar bunu yapıp, başaramazlar. Çünkü mücadeleler her zaman bedelleri de beraberinde getirmiştir. Bedelleri, cesur ve inanlar başarabilir.

Burada inanmaktan kastımız; savunduğu fikrin doğru olduğuna emin olan, savunduğu davanın doğru olduğuna kendini adanmış kişilerin, grupların, hiziplerin olduğudur. Yoksa sadece; bir kutsal ya da Allah’a inanmak değildir.

İnsanın, tarihsel sürecine baktığımızda ilahi dinlerin tebliğ sürecinde insanlara hakkı, hakikati anlatan peygamberler, tebliğciler sürekli egemenler ve ezenler tarafında toplumda soyutlandıkları ve baskı altında tutulduklarını görebiliyoruz.

Örnek; Hz Muhammed’in İslam’ı tebliğ sürecinde dönemin egemen güçlerin tarafından sürekli bir baskı altında olduğunu görebiliyoruz ve tarihten onu okuyabiliyoruz.

Tabi burada önemli olan Hz peygamberin bu egemen güçlerin, dönemin diktatöryaları karşısındaki mücadele tarzı önemlidir. Hz. Muhammed, hareket metodunda her zaman cesaret olduğunu görebileceğiz. Kölelerin, ezilmişlerin, güçsüzlerin hakkını, hukukunu her zaman en yüksek perdeden dile getirmiştir. Egemenlerin, ekonomik olarak dönemin önde gelenlerin onlardan hiçbir üstünlüğünün olmadığını üstünlüğün hakka taraf olmaktan, Allah’a iman etmekten olduğunu vurgulamıştır.

Yani tabiri caizse insanın ilahi hukukta eşit olduğunu her platformda dile getirmiştir. Hz peygamber bununla beraber yetiştirdiği insanlara ve inşa etiği toplumda İslam’i referans çerçevesinde özgün ve özgür olmayı her zaman istemiştir. Bu yaparken bedellerde her zaman vermiştir.

Taif’te taşlandı. Mekke’de senelerce ekonomik ambargoya maruz bırakıldı. Bunun dışında kimisi mecnun, kimisi şair, kimisi farklı sıfatlarla yıldırmaya çalışıyordu. Ama hiçbir zaman peygamber hak ve doğruluk uğrunda vazgeçmedi. Neticede galip gelen yine o oldu.

Unutmamak gerekir ki hakla, batılın çarpışması her zaman olmuştur ve insanlık olduğu sürece olacaktır. Özgürlüğün, özgünlüğün ve insan onurunu öneminin farkına varan kişiler bu uğurda her zaman mücadele etmişlerdir. Çünkü bu lezzet insan olmakla eş değerdir.

Tabi bu özgün ve özgürlüğün devam edebilmesi için kendisi gibi olmayı dert edinen şahıslar sağlar. Yoksa egemenlerin, ezenlerin ağzıyla, jargonuyla konuşanlar ne özgün kalabilirler nede özgürlüğün ne demek olduğunu anlayabilir ve bu uğurda hiçbir şey yapamazlar.

Bu konuda Paul Freire şunu der: “Yaratma ve kurma özgürlüğü, şaşabilme ve göze alabilme özgürlüğü böyle bir özgürlüğü tatmak için etkin ve sorumlu bir birey olmak gerekir; tutsak ya da çarkın iyi yağlanmış bir dişlisi olan bireyler değil…” der.

Çünkü egemenler ve ezenler kendi iktidarların devamı için sistem kurarlar ve toplumları, bireyleri bu kalıp içerisinde geçirirler ki, onlara karşı oluşabilecek her türlü oluşumların, fikirlerin, hareketlerin önüne geçebilsin. Oluşturdukları çarklarla veya sistemlerle; bireyleri, grupları, toplumları törpülerler ve böylece egemenlikleri sürebilsin.

Burada sistemlerin, egemenlerin, ezenlerin bu mantığının farkına varıp onunla mücadele edebilecek alternatifler geliştirmek gerekir. Bu durumda yapılabilecek en önemli şey ise hak ve özgürlüklerin farkına varmak önemlidir. Çünkü her türlü gayr-ı insanı sistemler virüs gibidir insanın benliğini, kişiliğini, fikirlerini felçe uğratır.

Günümüzde bunu egemen devletler çok rahat yapabilmektedir. Aynı toprak parçası üzerinde yaşayan bütün yurttaşlara aynı hak ve özgürlükleri tanımaz. Çünkü egemen ulus devletler üstün ırk ve ilkel bir anlayışla hareket ettikleri için hak ve özgürlükleri bir ihsan ve kendilerinin istedikleri şekilde ve doğrulta kullanmak isterler. Yok, eğer bu durum gerçekleşmezse insanlar ya kendilerini, zindanlarda ya sürgünlerde ya da darağaçlarında görürler.

Nitekim birkaç gün önce emperyal ve ilkel İran Cumhuriyetinin üç Kürt gencini idam etmesi gibi.. Çünkü ilkel ve ırkçı bir ideoloji üzerine inşa olmuş sistemler hak talep eden her türlü oluşumu, bireyi kendi içinde sindirmeye çalışır, sindirmeyi başarmazsa bu sefer yaptıkları şey ise yok etmektir. Tabi ezenler bekaların devamı için bunu kendileri için bir hak bilebilirler…

Ama diğer tarafta ezilenlerin uyanış noktasında bir vesile olabilir. Çünkü bedeller başarıyı getirir.

Ve selam…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum