1. YAZARLAR

  2. Arif Qurbani

  3. Gelecek Irak'ta Kürtler
Arif Qurbani

Arif Qurbani

Yazarın Tüm Yazıları >

Gelecek Irak'ta Kürtler

A+A-

 

 

Görüş

Gelecek Irak'ta Kürtler

Arif Qurbani

Arif Qurbani

Kürdistan Bölgesi'nin içinden geçtiği şartlar, 2003 yılında Saddam rejiminin yıkılarak 80 yıllık Sünni Arapların yönetim sisteminin sona erdiği dönemin şartlarıyla aynı. O zaman Kürdistan Bölgesi'nin önünde iki seçenek vardı; Irak'a mı yönelsin, yoksa bağımsızlık kapılarını mı aralasın?

 

Şimdi de IŞİD devleti sona ererken, denklemler yine Kürdistan'ı belirleyici bir karar kavşağına sürükledi; acaba tekrar Bağdat'a mı yönelecek, yoksa bağımsızlık yolunu mu seçecek?

 

2003'te Irak'taki Arap taraflarla karşılaştırıldığında, Kürdistan'ın konumu çok güçlüydü. Gerçi iç savaş ve KYB ile KDP arasındaki çekişmelerden dolayı Kürdistan birlik değildi. Ancak çifte yönetim ve var olan çifte silahlı güç, Kürdistan'ın konumunu olumsuz etkilemiyordu. Mam Celal ile Mesud Bey, Amerika ve müttefikleri tarafından iki lider olarak muhatap alınıyor ve büyük itibarları vardı. KYB ile KDP, silahlı güç olarak sağlam bir yönetim deneyimine sahipti. Iraklı taraflar ise dağınık ve güçsüzdü.

 

Irak devletinin kamu kurumları tahrip edilmişti. Irak ordusu dağılmıştı. Daha önce muhalefet olan partiler dönmüştü ancak dairenin dışındaydılar. Kürtlere bir müttefik olarak bakan Amerika'nın, kendilerini nasıl muhatap alacakları konusunda emin değillerdi. O dönem, Kürtler için Bağdat’ın yolunu tutarak Irak'ın yeniden inşasında rol almasının daha iyi olduğu düşünülüyordu. Kürtlerin, Iraklı tarafların tek başına devleti inşa etmesine izin vermemesi gerektiği düşünülüyordu. Dönemin Kürt siyasi liderliği, büyük bir ağırlıkla Bağdat'a giderek, yönetim konseyi temelinde, geçici temsilciler meclisine kaldı ve devletin yönetiminin kanununun yazılmasında yer aldı. Söz konusu kanun, o dönemde devlet kimliğinin çerçevesi olarak yeni Irak'ın sistemi ve yönetim şekli olarak kabul edilmişti. Daha sonraki dönemde de Kürtler, anayasanın hazırlanması, bakanlıklar, üst düzey askeri ve güvenlik makamlarının alımında güçlüydü. O dönemde Kürtlerin anayasayla ilgili taleplerini yerine getirilmesi, toprak, sınır ve yeraltı kaynaklarıyla ilgili sorunların çözümüne yönelik önerilerinin yer alması ve ülkenin yönetim şeklinde uzlaşı ve ortaklık prensiplerinin kabul edilmesi önemliydi.

 

Ancak başta Şiiler olmak üzere Araplar, toparlanıp devletin askeri ve diğer kurumlarında güçlenince, özellikle Amerika'nın sorunları çözmeden çekilmesinden sonra, şimdi yukarıda saydıklarımızın hiçbirinin önemi ve değeri yok.

 

Ne anayasa işliyor, ne uzlaşı ve ortaklık prensibi kaldı ne de koltuk. Mevcut olan, beklentilerin aksine, 2003 sonrası yapılan anlaşma, kimlik ve çerçevenin dışına çıkmış bir Irak’tır.

 

Burada sorulması gereken soru şu: Saddam devrildikten sonra güçlü bir konumla, zayıf Bağdat'a dönen Kürtler hiçbir şey elde edemediyse, denklemlerin tamamının altüst olduğu bu dönemde Bağdat'a dönerse ne elde edecek?

 

Irak'ın, IŞİD sonrası  siyasi ve askeri olarak çok daha güçlü olacağı öngörülmesine rağmen.

 

2003'te Kürtlere karşı kin ve nefret duymuyorlardı, aksine Kürtler ve hakları için duygu doluydular. Ancak şimdi Kürtlere düşman gözüyle bakıyor, Kürtleri Şii stratejisinin geleceği açısında bir tehdit olarak  görüyorlar. Bu yüzden Kürtlerin Irak'ın geleceğinde yer alabileceğini beklemek, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil.

 

IŞİD'in ortaya çıkması ve örgüte karşı yürütülen 3 yıllık savaş, Irak'ın daha fazla şiddet dolu bir hal almasına neden olacak. Bu ülke, Sünni - Şii çekişmesi ve mezhep savaşının yaşandığı meydan haline gelecek. Bu da daha fazla bölgesel gücü denklemin içine çekmiş olacak. Kürtler, böyle bir Irak'ta hiçbir şey elde edemeyeceği gibi, olayların içine çekilmiş olacak. Bu tahminlerin doğru çıkmaması, güvenli ve istikrarlı bir Irak'ın olması halinde de Kürtler, devredışı bırakılma tehdidiyle karşı karşıya kalacak.

 

Kürtlerin, Irak'ın geleceğinde henüz farkına varmadığı en büyük tehlike, nüfusla ilgilidir. Irak'ta Kürtlerin nüfusu gittikçe azalıyor.

 

Bu bir taraftan Kürt ve Arap toplumunun yapısıyla ilgiliyken, bir taraftan da Şiilerin stratejisiyle ilgili.

 

Hayatı kolaylaştıran faktörler arttıkça Kürt ailesi, şehirleşmeye doğru giderek daha küçülüyor. Ancak bu Arap ailelerde tam tersi, medeniyet ve gelişme araçları ailelerin daha fazla büyümesine neden oluyor. Araplarda dinsel ve toplumsal kültür de daha fazla çocuk yapmak için başka bir faktör. Devlet de bilinçli olarak bu töreyi destekliyor. Din ve yasalar 4 evliliğe kadar müsaade ediyor. Araplarda, kadınlara insan üreten fabrika gibi bakılıyor, bu yüzden sayıları sürekli olarak artıyor. Irak'ta nüfus artışı, bilimsel ölçülere aykırıdır. Bu artış kısmen Irak'taki Şiileştirme stratejisiyle ilgilidir.

 

2003 yılında Irak'ın nüfusu 24 milyondu, şimdi ise 38 milyon dolayında. 14 yılda İran'dan birkaç milyon kız ve erkek, Irak'taki Şiilerin bulunduğu bölgelerde yuva kurdular. Yasal süreçle Irak vatandaşı oldular. Irak Planlama Bakanlığı'nın verilerine göre, 2003'ten beri Kürdistan Bölgesi'ndeki nüfus 1 milyon arttı. Arapların sayısı yıllık olarak Kürtlerin 13 katı artıyor. Böylece 20 yıl sonra Kürtler, en küçük etnisite haline gelecek. Sahada var olan bunca tehdit ve tehlike bir yana, Kürtlerin Irak'ta Araplarla toprak ve yönetim sorunu olmazsa dâhi, sadece gayri tabii bu durum bile, Kürtleri Irak'tan ayrılmaya mecbur bırakabilir. 

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.