1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. HİKMETSİZ OLUŞUMLARIN MANTIĞI
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

HİKMETSİZ OLUŞUMLARIN MANTIĞI

A+A-

Hikmetsiz oluşumlar, her zaman hikmetsizlikler doğurmuş ve doğuracak, çünkü hikmetsiz oluşumların, temel felsefesi maddedir. Her şeyi madde bildiği için mana boyutunu kendi çıkarlarına dokunduğu süre boyunca kale almaz. Bunun neticesinde değerler, inançlar, hassasiyetler madde ile ölçülür olmuştur. Özellikle siyasi oluşumlar, ideolojik örgütlemeler bunu çok iyi bir şekilde kullanırlar.

Bekalarının yegâne teminatında bu mantık yatar… Özellikle taraftarlarında ve hitap ettikleri kitlelerde oluşturdukları; düşünememe, akıl etmeme, söylenenle amel etme öğretisi bir tabu olarak kabul ettirme pratiğidir. Bu düşünce tarzı ve mantalite üzerine inşa olmuş, her türlü oluşum ve örgütlenmelerin olmazsa olmazı olmuştur.

Bu tür oluşumların, temel felsefelerinde başka bir özeliği de kendilerine bir ilahlık vasfını, sıfatını yükleme ve bunu kabul ettirme anlayışı da vardır. Neden mi? Kutsallık dokunulmazlık doğurur ondan… Her şeyin ölçüsü kendi değerleri olduğunu kabul etirir. Bu durum özellikle günümüz siyasi oluşumlarında o kadar bariz ve sinsice kullanılıyor ki, kendi tebaa ve taraftarlarını iradesizleştirip onları asalak birer canlı haline getirmişler.

Bununla istedikleri mecraya at koştururlar. Neticede arzu ettikleri amaca varırlar, tebaaları tam bir robot haline dönüşmüş ve iradeden, akıl etmeden uzaklaştırılmış, bitkisel hayatı yaşayan canlıya dönüştürülmüş, durumunda. İradesi elinde alınmış bir varlık; eşyadan, robottan bir farkı yoktur.

Bu durumda toplumları, bireyleri istedikleri her türlü yalanla, hileyle yönlendirirler, onlara gayr-ı insani her söylemi bir ayet gibi kabul ettirirler. İradesizleşen her canlının yönetimi ve yönlendirmesi kolaydır. Programlanmış bir makine nasıl ki ondan ne istenirse o şekilde programlanıyorsa hikmetsiz yönetimler, oluşumlar, hizipler, akımlarda yönettikleri ve yönlendirmek istedikleri toplumu da bu hale getirirler.

Bu durum toplumda ve bireyde mutlak itaati bir gereklilik, ilahi bir hüküm olarak görme eğilimi oluşur, zamanla bir inanç, kanun ve en sonunda kaderin gerekliliği olarak kabul olunur, birey ve toplumlarda.

Bu yöntem, sistemlerin ve egemenlerin kullandıkları en etkili silahtır.Yani insanı eşyalaştırmak, iradesizleştirmek, manadan uzaklaştırmak, korku ve itaat anlayışını kabul ettirmek. Günümüz Türkiye toplumu iyice analiz edildiği zaman bunun ne kadar bariz bir şekilde kullanıldığı görülecektir. Doksan üç yılık Cumhuriyet tarihine bakıldığı zaman her egemen güç kendi taraftarını, kendi dinamiğini, kendi fikriyatını, kendini anlayışı doğrultusunda bir toplum oluşturma gayreti içerisinde olduğu görülecektir.

Osmanlı külleri, üzerine inşa edilen Cumhuriyet Türkiye’sinde dönemin egemen zihniyeti ve egemenleri güçleri toplumu bir madde olarak görüp onu kendi dünya görüşleri doğrultusunda şekillendirmeye çalıştılar. Bunu yaparken de toplumdan uzak tabiri caizse ithal bir fikir ve ideoloji ile yapmaya çalıştılar. Buna direnenlerin sonu ise zindanlar, hapisler ve darağaçları oldu.

Unutmamak gerekir ki, derdi insanlık olmayan, insan olmayan her türlü oluşumun getireceği netice zulümdür, gözyaşıdır… Böyle oluşumlar, tekçi zihniyet ve doğrularla var olduğu için kendileri dışında hiç kimseye ne yaşam hakkı tanırlar nede varlıklarına tahammülleri vardır. Hikmetten uzak, çıkar endeksli hamleleri vardır, her zaman… Oysa Hikmet; eşyayı, düşünceyi, fikriyatı, zamanı yerinde kullanmaktı.

Gel gör ki, bu zihin yapısı ve hareket tarzıyla hareket eden bu tür oluşumlar bu durumu sadece; çıkarları, doğruları ve yaşam alanlarını oluşturmak için kullandılar.

Peki, bu tür oluşumların silahlarına karşılık nasıl bir hamle yapmak gerekir, tabi verilecek cevap nettir. Cesur olmak, hakka/ hakikate tabi olmak gerekir. Bedüizzaman gibi “ Tükürün zalimin hayâsız yüzüne” demek gerekir.

Çünkü hak alınır, verilmez. Yani bütün hikmetsiz oluşumlara karşı aksiyon, misyon sahibi olmak gerekir, bunu yaparken hikmetle, akılla, ferasetle hareket etmek gerekir. Sürüye dalan kurtta merhamet beklenmez, bu durum karşısında tepkisiz kalınmaz, bütün gayret ve çabayla sürüye musallat olan kurda karşı mücadele etmek gerekir. Hikmetsiz ve tekçi zihniyetlere karşı her zaman bilinçli olmak gerekir, mücadele ruhunu taşımak gerekir, tarih boyunca bu tür oluşumlara karşı her zaman bu ruhla mücadele edilmiştir. Unutmamak gerekir ki, her Firavun ’un karşısında bir Musa vardır.

Bunu yaparken hamasi nutuklardan uzak durmak gerekir, toplumun dinamiklerini hareket geçirecek bireyler, zihinler yetiştirmek gerekir. Toplumların, değişimini, dönüşümünü sağlayacak bu tarz gelişmelerdir.

Düşmanı yenmek için onu, iyi tanımaktan geçtiğini unutmamak gerek. Dolayısıyla hikmetsiz, batıl, gayr-ı insani, tekçi, tekelci oluşumlara karşı; ilim, irfan, hikmet, cesaret silahıyla donanmak gerek…

Kitabi bireyler, oluşumlar inşa edildi mi toplumlar selamette ve huzura kavuşur; hikmetsiz gayr-ı insani oluşumlar ise tarihe kara leke olarak kalır. Tabi bunu başarıp, değiştirecek kişiler; seçkin, insan ve insanlık için mücadele edecek kişilerdir. Yoksa söylemle mücahitleşerek, eylem boyutuna gelince körleşenlerin, dilsizleşenlerin yapacağı bir durum değildir.

Hazreti( Sayın) Konfüçyüs der ki: “ Seçkin kişi nefsini akliyle idare eder ve gerçek cesareti ödevlerini sarsılmadan yerine getirmekte bulur. Bayağı adam nefsiyle aklını yönetir ve gerçek cesareti saygısızlıkta bulur.” Tabi akıl akıl olsa gerek…

Kitabi bireyler yetişince, kitabi toplumlar inşa olunur, kitabı toplumlar ise kitabi ülkeleri, kitabi ülkeler ise kitabi bir dünyanın oluşmasına vesile olur, böylece vampirleşen, hikmetsiz bu tür oluşumlar zamanla ortadan kalkar… Güneşin, karanlığı dağıttığı gibi bu tür oluşumların sonu ise hikmetli hareketle, ilimle, irfanla, cesaretle, hakkı anlatmakla, hakkın hatırını, halkın hatırına feda etmemekle gelir.

Mücadele ruhu ve inanmak gayr-ı insanı oluşumların, hikmetsiz hareketlerin, despotların en büyük zehridir. Hayat mücadeledir. Tıpkı bir tohumun yeşerip hayat bulması gibi… Karınca misali olmak gerek çalışma ve gayret yönünde… Selam, duayla…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
14 Yorum