Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

HÛÛŞ

A+A-

“Hûûûş dedi

Sesini çıkarma

Diğerlerini yediği gibi seni de yiyecek

Ve sırası gelince hûş’ü de yedi”

 

Kötü sistemler en çok hûş’ün ses olmasından korkarlar. Ama hûş kendisinin farkında değildir. Sessiz binlerce hûş sırasını bekleyen milyonlarca zavallı sessizliktir.

Yalnızca ayağa kalksalar; milyonlarca hûş, birden milyonlarca gölgeye, sonra yaşama dönüşebilirler.

Kötülüğü meslek edinmiş sistemler en çok testinin minicik bile olsa su sızdırmasından, insanların suyun tadını, özgürlüğün kokusunu almasından korkarlar.

Hûş’tan bir halk çıkmaz, gölgelerden ve milyonlarca yaşamdan ancak bir halk çıkar.

Oysa bir halk istediğinde yapar,

İstediğinde kalkar,

İstediğinde yürür,

Bir halkın siyaseti büyük şeyler yapmasıyla değil, küçük şeylerle büyük sonuçlar ortaya çıkarma kabiliyetinde gizlidir

Bir halkın siyaseti bir partinin bir örgütün ötesinde su ve yatak gibidir. Su akmaya başlayınca yatağını da oluşturur.

Bir halkın siyaseti doğaldır. Sadelikte müthiş bir enerji barındırır. Milyonların enerjisini ortaya çıkarır, selam bile verse bu milyonlarca selamdır. Islık bile çalsa bu milyonlarca ıslıktır.

Bir halkın siyaseti Kelebek etkisi yaratır. Kimsenin büyütmesine ihtiyacı yoktur. Onu büyüten o halkın yaşamdan, tarihten, coğrafyandan aldığı tattır, kokudur, nefestir, cesarettir.

Bir halkın siyasetinin şaşaaya ihtiyacı yoktur. Okyanus gibi durgun ve güçlüdür. Gücünü yılmadan kıyıları yeniden yaratmasından alır.

Bir halkın siyaseti oturduğunda da büyüktür, ayağa kalktığında da. Diz çöktüğünde bile bir enerji biriktirir.

BİR HALKIN SİYASETİ KENDİSİNİ FARKETTİĞİNDE DEVLEŞİR,

Kendimiz gibi var olmak gibi bir imkânımız var;

Biz politik,

Biz yaşamış,

Biz köklü,

Biz iyi,

Biz şefkatli,

Biz insan,

Biz tüm sizler gibi, diğeri gibi, türk gibi, fars gibi, arap gibi bir halkız, bir halk,

Ne sizden bir eksiğimiz, ne de sizden bir fazlamız var,

Tıpkı sizin gibi,

Çok mu zor bunu anlamak,

Belki de biz anlatamıyoruz,

Bir yerden anlatmaya başlasak mı!

 

Gandiye, Rosa parka; hayır, hayır hiçbir kahramana ihtiyacımız yok. Biz hepimiz tek tek bir halkın kahramanlarıyız. Ne pasif direniş, ne sivil itaatsizlik, ne bir insan, ne bir figür üzerinden; bir halk üzerinden şekillenmelidir siluetimiz. Varlık beyanı yalnızca kendi başına bir halkı; sade, sıradan bizlerin oluşturduğu çok kalabalık, büyük bir şey olmalı. Büyü yaratmalı, çocukça olmalı, içimizdekini yaşama yumuşak ve sakince aktarmalı. Ürkütmeden, panikletmeden ama çok güçlü bir şekilde durmalı.

Ajitasyon-propagandaya ihtiyaç yok,

Bu kadar ajite edilen ruhların durulmaya ihtiyacı var belki de,

Durgunluk zayıflık değil, bir özgüven işaretidir.

Kürt halkının varlık beyanı orta doğuyu şefkatle sarsmalı Van’dan başlamalı, Hewlere, Amede, İstanbula, Mahabata, Berline, Şama, Süleymaniyeye, Newyorka, Mardine, Atinaya, Küba’ya Mekke’ye, Kudüs’e ve tüm küçük sokaklara ulaşmalı, masum kalplere ulaşmalı.

O kadar sade ve masum olmalı ki. Tüm masumlar buna katılmalı, katılmayı bir masumiyet karinesi olarak görmeli.

Günahkârlar ve suçlular da buna katılmalı, bu bir kefarete dönüşmeli.

İfşa etmeli, ele vermeli. Ama sakince, bir halk gibi. Her oturup kalktığında bir devin oturup kalktığını göstermeli.

Biz milyonlarız,

Ve masum milyonlarız,

Ve haklı milyonlarız,

Ve mağdur milyonlarız,

Ve biz bir halkız,

Gerçeğiz,

Burdayız,

Su gibiyiz,

Hava gibiyiz,

Varlığımız en büyük farkı yaratmalı!

Kavga değil ortaya çıkmak,

Döğüş değil ayağa kalkmak.

 

Hatta buna başka bir isim bulmalı;

pasif direniş veya sivil itaatsizlik te demeyelim. Çünkü o da değil. Yeni bir durum, yeni bir kavram, bırakalım kendi ismini bulsun. Buna yaşam diyelim, buna ses diyelim, buna insan, buna nefes, buna vicdan diyelim, buna iddialı bir şey demeyelim. Buna olması gereken şey diyelim. Biz diyelim ama bildiğini okusun.

Buna KCK bildiri okumasın, insanlar duymadıkları birilerinin okudukları bildirilerden dolayı örgüt üyeliği ile yargılanmasın, birileri talimat vermesin.

Sıradan, kendiliğinden, sivil olsun

“Çağrı” olsun, “Selam” olsun, “buluşalım” olsun

“Aşk gibi olsun, “aile gibi” olsun, ne bileyim bir “sokak muhabbeti tadında” olsun

 

Hendekleri sürekli hatırlayanlar, hatırlatanlar “ellerini kaldırsın, sesini yükseltsin”

“yavrularını göğüslerine bastırsın ve sokağa çıksın, yürüsün”

Belki de hikayenin sadeliği gerçekliğini ortaya çıkaracak…

“böyle de olur” göstersin

 

Biz de onların, bizlerin samimiyetine inanalım.

“Öyle olmaz, böyle olur” diyelim

“Örgütle, partiyle, hiziple olmaz, halkla olur” diyenler

Sadece vicdanınızın ve samimiyetinizin nişanesi olacak küçücük, minicik ama milyonları harekete geçirecek yöntemler geliştirelim.

Zulmün ağını örenlerin karşısına mazlumların sabrıyla çıkalım.

Bir halkın tüm parçaları, oğulları, kızları, kadınları, erkekleri, partileri, stkları, örgütleri, örgütsüzleri, yolda kalmışları, yetişemeyenleri, itilmişleri, itilmeyi bekleyenleri, susuzları, açları, tokları, dengbejleri, hiphopçıları, seydaları, meleleri, babaları, Sünnileri, şiileri, alevileri, koministleri, islamcıları, demokratları, ehl-i tarikleri, yolunu kaybetmişleri seslerini, sözlerini, duygularını iletsin.

Bağırmasınlar, fısıldasınlar,

Slogan atmasınlar, sussunlar,

Yürümesinler, otursunlar,

Anlatmaya çalışmasınlar, anlaşılır olsunlar,

Şel u şepik giysinler, keçi sakal bıraksınlar, saçlarını usturaya vursunlar,

Su gibi, yaşam gibi, sokak gibi, el gibi, ayak gibi sadelikle gerçekliği nakşetsinler,

Ama herkes bebek ağladığında bir ihtiyacı olduğunu bilsin!

Ve herkes bebeklerin bir gün büyüdüğünde bebek gibi masum kalamadığını da anlasın.

Haydi bir yerden başlayalım...

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum