1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. İMAN ETMEK FARKLI MESELE
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İMAN ETMEK FARKLI MESELE

A+A-

Yürekten/kalpten iman etmedikçe, inanmadıkça hiçbir söyleminizin karşılığı olamaz çünkü söylemin tesiri, fiile yansımasıdır. Uygulanmayan bir söylemin gerçekliği, doğruluğu olamaz ve olmamıştır. Söylem, eylemle doğrulandıkça reel hayatta karşılığı olur. Teorilerle, hamasi nutuklarla ne davalar omuzlarda taşınır nede davaların varlığı devam eder. İman, amele dökülünce karşılığı olur. İman eyleme dökülünce iman edilmiş olur.

Bütün peygamberlerin hayatlarını irdelediğiniz zaman şu gerçeklikle karşılaşırsınız: Peygamberler öncelikle tebliğlerini yapmadan önce onu içselleştirip/özümseyip, hayatlarına tatbik ettikten sonra ümmetlerine tebliğ ettiklerini çok açık bir şekilde görüyoruz. Unutmamak gerekir ki, en önemli ve en tesirli ders fiiliyattır, ameldir, uygulamadır, hal dilidir. Hal dili bütün peygamberlerin, dava sahiplerinin, insanlığa karşı sorumluluk duygusu taşıyan erdem sahibi anlayışların azığıdır. Azığı diyoruz çünkü inanç en önemli azıktır. İnsanı ayakta tutan en önemli manevi güçtür.

Dolayısıyla gerek dünya genelindeki, gerekse yaşadığımız Türkiye coğrafyasındaki; huzursuzlukların, kavgaların, adaletsizliklerin, hukuksuzlukların, inançsızlıkların temelinde iman etme sorunundan kaynaklı olduğu açık bir şekilde görülecektir. İman etmek yalnızca ben “ Allah” a inanıyorum, hakka inanıyorum, adalettin varlığına inanıyorum, hukukta eşit olmaya inanıyorum demekle olmaz. Eylem, söylemi doğrulamadıkça reel hayatta bir karşılığı olmaz. Münafıklıktan başka bir şey değildir. Postmodern münafıklık hem de…

Zengin, fakirin hakkı olan zekâtı vermedikçe iman etmiş sayılmaz. Patron, işçinin alın teri soğumadan hakkını vermedikçe iman etmiş sayılmaz. Dava sahipleri dosdoğru olmadıkları sürece iman etmiş sayılmazlar, her zaman münafıklığın emaresini taşırlar üzerlerinde. İman etmek, su gibi şeffaf olmaktır. Gece gibi örtmektir, arkadan kuyu kazımak değildir, sağ gösterip, sol vurmak değildir. Kendi menfaati için toplumun, umumun menfaatini yok saymak değildir. İman etmek, dost gibi görünüp, ayağını kaydırmak değildir. Bir dirhem uğruna onca haneyi ateşe vermek hiç değildir.

İman etmek, Mekke’de Ömer’in adaletti, Bilal’i Habeş’in her türlü işkenceye, gayr-ı insani muameleye karşı hakka olan inancıdır. Peygambere peygamberlik vazifesi bildirilince Hz. Ebu Bekir’in samimiyetçe iman etmesidir. İman etmek, hakkı bulmak onunla amel etmek için Ebu Zerr’in yaşam serüvenidir. Yoksa benim cemaatimin, benim partimin, benim dünya görüşüm, benim adalet anlayışım hakkın kendisi değildir. Söz konusu ben olunca ayetti sloganlaştırmak, kutsalı alet edip pişkince sırıtıp haktan, adaletten bahsetmek iman etmek değildir. Postmodern ve seküller anlayışın yeni sloganıdır.

İman etmek, benim fikrimdensin, benimle aynı düşünüyorsun, benim her dediğimi ayet bilip ona göre hareket edip, yaşam tarzına, hayat felsefene bu anlayışla yön vereceksin hamasi sloganı değildir. İman etmek, hukukta eşit olmayı gerektirir. İnsanları kapitalist dünya anlayışıyla değerlendirip şükür edebiyatıyla kuru ekmeğe talim ettirmek değildir. İman etmek Hz. Ömer’in yönetmedeki pratiğidir. Tabiri caizse Kralın hakkı Krala, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermektir. Gerçi bilinci yara almış bireylere, toplumlara, devletlere bunu anlatmak ve bunu anlamalarını beklemek çok zordur.

Konformist bir yaşam tarzına alıştırılmış bireyler, topluluklar, toplumlar, davalar iman etmenin ne demek olduğunu anlamazlar hakkı ve haklılığı kendi kısır anlayışlarıyla değerlendirdikleri için hiç bir zaman hakkın ve hakikatin ölçüsünü bulamazlar farkında olan ağalar, baronlar, şeyhler, fikir babaları ise kendi çıkarları için bu düzenin devamını imanın, itikadın gereği bilirler. Toplumsal düzenin sağlanabilmesi için; düşünen, akleden, korkusuz ve dürüst bireylere ihtiyaç vardır. Düşünmenin, sorgulamanın, vicdanın, hukuksal anlayışın olmadığı anlayışlar her zaman ve her daim yok olmaya mahkûmlar günü kurtarırlar ama geleceğe bir miras bırakamazlar…

İman etmenin söylemle değil, pratikle olduğu zamanlara ulaşma dileğiyle…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum