1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. İNANMAK VE İNANDIRICILIK SÖYLEMLE DEĞİL, PRATİKLE OLUR.
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İNANMAK VE İNANDIRICILIK SÖYLEMLE DEĞİL, PRATİKLE OLUR.

A+A-

 

İnsanın, öyle bir arkadaşı olacak ki, onu bütün benliğiyle tanıyacak bir arkadaş… Hz. Peygamber gibi bir arkadaş, halkla bir olacak, halkla sevinecek, halkla üzülecek, bir arkadaş…Ve öyle bir rehberi, idarecisi, yoldaşı olacak ki, ne sarayı olacak, ne saraylar meftunu olacak. Her haliyle yaşadığı toplumun temsili olacak. Bulunduğu makamları, oturduğu koltukları hakka hizmet, hakikate vasıta yapacak bir anlayışa sahip olacak. Yoksa makamı bir tahakküm aracı haline getirirse ne hakka hizmet ideası kalır, ne hikmeti idrak ettiğine inanılır.

Dersin en tesirlisi, nasihatin en etkili olanı uygulamadır. Tarihsel hafıza bize şunu der: Bütün peygamberlerin, dava sahiplerin inandırıcılığı uygulamadır, pratiktir…
Öyle bir liderin olacak ki, peygamberi bir anlayışı olacak.
 Asr-ı sadette, peygamberi karşısında gören adam, tir tir titrerken neden heyecanlanıyorsun.
“Bende, senin gibi kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” anlayışıyla hareket edebilsin.

Peki, modern dönemin; egemenleri, yöneticileri, liderleri, kanat önderleri bu anlayışı hayatlarının her hangi bir aşmasında görebiliyorlar mı veya böyle bir anlayışın varlığını idrak edebiliyorlar mı? Yoksa insanları itaat ettirmek için her türlü çaba ve gayreti mubah mı görüyorlar? Vay o anlayışların haline demek gerekir.


Eyvahlar olsun! Bunu anlamayan yöneticilere, yazıklar olsun! Modern çağın liderlerine insanlık ve adalet sizin anlayışınızın neresinde demek gerekir, demek gerekir ki, farkına varsınlar. Gerçi kendisini kutsamış sanan zihniyetleri temizleyen tek şey ateştir, paslanan demir gibi. Tabi kendisini adalet terazisi olarak gören anlayışa denilecek en önemli şey ise: Ahiret’in renkli olacağıdır.

Yoksa peygamberi anmak, ona tabi olduğunu söyleyenlere şunu demek gerekir: Peygamber, söylemleriyle değil, uygulamalarıyla davayı temsil etmiştir.
Peygambere salavat getirmek, dil ile zikir çekmekten ibaret olmadığı gibi. Salavat çekmek,
onun ahlakıyla ahlaklanmaktır. Onun çizgisiyle hayatı idame etmektir. Davasını aynı şekilde devam ettirmektir.


Ömer' in adalet anlayışıyla hüküm vermektir. “Fırat'ın kıyısında bir kurt, bir keçiyi kaparsa sorumlusu Ömer’dir” anlayışını iyice tefekkür etmektir. Cami, yaptırmak için bir Yahudi’nin arsasını zorla kamulaştıran yakın dostu Şam Valisi Sad b. Ebi Vakkas’a, tek cümlelik mesajıdır. Hz. Ömer’i Ömer yapan anlayışın en güzel örneğidir. Ya günümüzde bu anlayışın temsilcileri olduklarını idea edenler, bu anlayışın hangi basamağındalar veya bunu ne kadar temsil edebilmekteler.
Belki de adaletiyle meşhur Nuşirevan gibi olmaktır. Ülkesine ticari amaçlarla gelen dönemin tacirlerine zarar veren oğluna en ağır cezayı verebilmektir. Yoksa oğul benimdir, yaptığı her türlü zorbalık meşrudur demedi. Unutmamak gerekir ki, hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.
Çünkü hak, adalet, hakikat her şeyin ve her gücün üstünde olan bir olgudur.
Adalet, hak, hakikat insana güç verir, insanlar, toplumlar, devletler bu kavramlardan güç alırlar, güçlenirler. İnancın ve inanmanın gereğidir, bu.
Yoksa güç, otorite, makam bu kavramlara güç veremez ve vermemiştir. Tarih buna en canlı şahittir.
Tarihsel hakikatler buna örnektir. Dünya siyasi, kültür, bilim ve adalet tarihini irdelediğinizde tarihte iz bırakanlar hep bu insani ve insanlığa eşdeğer anlayışla hareket etmişlerdir.
Yoksa sırf söylem olsun diye söylememişler. Hz. Ali, "Devlettin dini adalettir."  Boşuna dememiştir.
Unutmamak gerekir ki, oluşumlar, topluluklar, devletler; ilimle, fenle, eğitimle gelişir, adaletle ayakta kalır, beka bulurlar.
Tabiri caizse kâinat adaletle ayakta kalır. Her bir varlık adalet teraziyle yaratılmıştır, yüce yaratıcı tarafında. Peki, günümüz devletlerin, toplulukların, toplumların temel hareket prensibi, bu anlayışı, bu hakikati ne kadar anlayabilmiş. Onu uygulamak için ne kadar çaba gösterebilmişler. Kendisi için istediğini ne kadar kardeşi için komşusu için, mesai arkadaşı için isteyebiliyor.
Şunu unutmamak gerekir ki; Bir şeyi anlamak farklı bir durum, onu hayatta geçirip pratize etmek çok farklı bir durumdur.

 Yine şunu çok iyi idrak etmek gerekir ki, dinin temelinde uygulama vardır, pratik vardır ki, dindir. Buna tabi onlar o anlayışla hareket etmeli, bu gaye ile yaşamalı.
Günümüz anlayışın en büyük hastalığı bilmek, öğrenmek değildir, tam tersi bilineni, uygulamamak onunla amel etmemektir.
Nitekim yaşadığımız 21. Yüzyıl bilim çağı olduğu hepimizin malumudur.
Gönül isterdi ki, çağ, adalet ve hak çağı olsun. Biz bu çağı böyle adlandıralım.
İnsanın ve insanlığın ihtiyaç duyduğu şey bu anlayıştır.

Böyle bir çağın varlığıdır. Söylemde herkes ideali dilendirir, uygulamada ise en zalim ve otoriter olup ezebildiği kadar eziyor, insana ve insanlığa zulmediyor. Unutmamak gerekir ki, adalet insanın yüreğindedir. Yeter ki onun farkında olsun. Hak ise mücadele ettikçe elde edilir. Hak, mücadeleyle eş değerdir. Selam, duayla…

 

 

 

İNANMAK VE İNANDIRICILIK SÖYLEMLE DEĞİL, PRATİKLE OLUR.

 

İnsanın, öyle bir arkadaşı olacak ki, onu bütün benliğiyle tanıyacak bir arkadaş… Hz. Peygamber gibi bir arkadaş, halkla bir olacak, halkla sevinecek, halkla üzülecek, bir arkadaş…Ve öyle bir rehberi, idarecisi, yoldaşı olacak ki, ne sarayı olacak, ne saraylar meftunu olacak. Her haliyle yaşadığı toplumun temsili olacak. Bulunduğu makamları, oturduğu koltukları hakka hizmet, hakikate vasıta yapacak bir anlayışa sahip olacak. Yoksa makamı bir tahakküm aracı haline getirirse ne hakka hizmet ideası kalır, ne hikmeti idrak ettiğine inanılır.

Dersin en tesirlisi, nasihatin en etkili olanı uygulamadır. Tarihsel hafıza bize şunu der: Bütün peygamberlerin, dava sahiplerin inandırıcılığı uygulamadır, pratiktir…
Öyle bir liderin olacak ki, peygamberi bir anlayışı olacak.
 Asr-ı sadette, peygamberi karşısında gören adam, tir tir titrerken neden heyecanlanıyorsun.
“Bende, senin gibi kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” anlayışıyla hareket edebilsin.

Peki, modern dönemin; egemenleri, yöneticileri, liderleri, kanat önderleri bu anlayışı hayatlarının her hangi bir aşmasında görebiliyorlar mı veya böyle bir anlayışın varlığını idrak edebiliyorlar mı? Yoksa insanları itaat ettirmek için her türlü çaba ve gayreti mubah mı görüyorlar? Vay o anlayışların haline demek gerekir.


Eyvahlar olsun! Bunu anlamayan yöneticilere, yazıklar olsun! Modern çağın liderlerine insanlık ve adalet sizin anlayışınızın neresinde demek gerekir, demek gerekir ki, farkına varsınlar. Gerçi kendisini kutsamış sanan zihniyetleri temizleyen tek şey ateştir, paslanan demir gibi. Tabi kendisini adalet terazisi olarak gören anlayışa denilecek en önemli şey ise: Ahiret’in renkli olacağıdır.

Yoksa peygamberi anmak, ona tabi olduğunu söyleyenlere şunu demek gerekir: Peygamber, söylemleriyle değil, uygulamalarıyla davayı temsil etmiştir.
Peygambere salavat getirmek, dil ile zikir çekmekten ibaret olmadığı gibi. Salavat çekmek,
onun ahlakıyla ahlaklanmaktır. Onun çizgisiyle hayatı idame etmektir. Davasını aynı şekilde devam ettirmektir.


Ömer' in adalet anlayışıyla hüküm vermektir. “Fırat'ın kıyısında bir kurt, bir keçiyi kaparsa sorumlusu Ömer’dir” anlayışını iyice tefekkür etmektir. Cami, yaptırmak için bir Yahudi’nin arsasını zorla kamulaştıran yakın dostu Şam Valisi Sad b. Ebi Vakkas’a, tek cümlelik mesajıdır. Hz. Ömer’i Ömer yapan anlayışın en güzel örneğidir. Ya günümüzde bu anlayışın temsilcileri olduklarını idea edenler, bu anlayışın hangi basamağındalar veya bunu ne kadar temsil edebilmekteler.
Belki de adaletiyle meşhur Nuşirevan gibi olmaktır. Ülkesine ticari amaçlarla gelen dönemin tacirlerine zarar veren oğluna en ağır cezayı verebilmektir. Yoksa oğul benimdir, yaptığı her türlü zorbalık meşrudur demedi. Unutmamak gerekir ki, hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.
Çünkü hak, adalet, hakikat her şeyin ve her gücün üstünde olan bir olgudur.
Adalet, hak, hakikat insana güç verir, insanlar, toplumlar, devletler bu kavramlardan güç alırlar, güçlenirler. İnancın ve inanmanın gereğidir, bu.
Yoksa güç, otorite, makam bu kavramlara güç veremez ve vermemiştir. Tarih buna en canlı şahittir.
Tarihsel hakikatler buna örnektir. Dünya siyasi, kültür, bilim ve adalet tarihini irdelediğinizde tarihte iz bırakanlar hep bu insani ve insanlığa eşdeğer anlayışla hareket etmişlerdir.
Yoksa sırf söylem olsun diye söylememişler. Hz. Ali, "Devlettin dini adalettir."  Boşuna dememiştir.
Unutmamak gerekir ki, oluşumlar, topluluklar, devletler; ilimle, fenle, eğitimle gelişir, adaletle ayakta kalır, beka bulurlar.
Tabiri caizse kâinat adaletle ayakta kalır. Her bir varlık adalet teraziyle yaratılmıştır, yüce yaratıcı tarafında. Peki, günümüz devletlerin, toplulukların, toplumların temel hareket prensibi, bu anlayışı, bu hakikati ne kadar anlayabilmiş. Onu uygulamak için ne kadar çaba gösterebilmişler. Kendisi için istediğini ne kadar kardeşi için komşusu için, mesai arkadaşı için isteyebiliyor.
Şunu unutmamak gerekir ki; Bir şeyi anlamak farklı bir durum, onu hayatta geçirip pratize etmek çok farklı bir durumdur.

 Yine şunu çok iyi idrak etmek gerekir ki, dinin temelinde uygulama vardır, pratik vardır ki, dindir. Buna tabi onlar o anlayışla hareket etmeli, bu gaye ile yaşamalı.
Günümüz anlayışın en büyük hastalığı bilmek, öğrenmek değildir, tam tersi bilineni, uygulamamak onunla amel etmemektir.
Nitekim yaşadığımız 21. Yüzyıl bilim çağı olduğu hepimizin malumudur.
Gönül isterdi ki, çağ, adalet ve hak çağı olsun. Biz bu çağı böyle adlandıralım.
İnsanın ve insanlığın ihtiyaç duyduğu şey bu anlayıştır.

Böyle bir çağın varlığıdır. Söylemde herkes ideali dilendirir, uygulamada ise en zalim ve otoriter olup ezebildiği kadar eziyor, insana ve insanlığa zulmediyor. Unutmamak gerekir ki, adalet insanın yüreğindedir. Yeter ki onun farkında olsun. Hak ise mücadele ettikçe elde edilir. Hak, mücadeleyle eş değerdir. Selam, duayla…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
19 Yorum