1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. İNSAN OLMANIN DÜNÜ VE BU GÜNÜ
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İNSAN OLMANIN DÜNÜ VE BU GÜNÜ

A+A-

 

Yaşadığımız çağ itibariyle, insan insana hasret kalmış. Birimizin üzüntüsü başka birimizi sevindiriyor ve biz insan olma manasından o kadar uzaklaşmışız ki, şeklen ancak insan olabiliyoruz. Birimizin yürek ateşi başka birimize nisan yağmurları gibi ferahlatıcı ve hoş geliyor. Sokaklarda, caddelerde yığınlar halinde ve şuursuzca yürüyoruz. Feraset ve basirette uzak et ve kemik yığını halinde kuru kalabalıklar oluşturuyoruz.

Haksızlık, adaletsizlik bizden olunca onu adalet diye pazarlıyor ve nutuklarla adaletsizliğimizi, haksızlığımızı meşrulaştırıyoruz. Dostluklarımız, çıkarlarımızın olduğu ana kadar geçerli olabiliyor. Bir gram çıkarımız için başkalarının tonlarca bazen de sayısızca hakkını ateşlere veriyoruz. Bunu yaparken de kendimizi Ömer gibi adaletli lanse ediyoruz.

Bizim dışımızdaki herkesi Ebu Cehil olarak manşet yapıyoruz. Anlayacağımız güç ve hüküm bizde olunca rüzgârı her yerde estiriyoruz. Zalimleri, mazlum mazlumları, zalim olarak lanse ediyoruz. Herkesin ve her kesimin bizim gibi düşünmesini, bizim gibi hareket etmesini istiyoruz. Bunu başarmayınca başlıyoruz çamur atmayı nasıl olsa izi kalıyor. İş yapmaya gelince geride durur, ücrette gelince en önde oluruz. Teoride Rüstem kesiliriz iş uygulamaya/ pratiğe gelince padişah soytarıları gibi el ayak öperiz.

Susmamız gereken yerde nutuklar atar, herkese racon keseriz iş konuşmaya, icraatta gelince bukalemun gibi her renge ve şekle gireriz tabiri caizse tükürdüğümüz yalarız. İnsan olma sıfatını birkaç dirhem veya cafcaflı bir koltuk, bir masa için pazarlarız. Dün altını çizdiklerimizin bu gün de üstünü çizeriz. Anlayacağımız tam da Ebu Cehil Karpuzu gibi olmuşuz şeklen insana benzesekte manen hayvandan daha hayvan…

Mağdur edebiyatı yapar, içten içe pazarlık ederiz. Su gibi şeffaf olduğumuzu dilendirir, aslında azgın bir sel gibi bulanığız. Çünkü maksat hakkın rızası değil halkın teveccühüdür. Gayemiz insanlık değildir, birkaç dirhemlik çıkarımızdır. Zahirdeki halimiz bahar gibi görünse de asıl halimiz kara kış gibidir. Tribüne oynar, her iki kelamımızdan biri kizb/ yalandan ibarettir. Halk görmesin diye mahcup olmayalım diye her halimize dikkat eder, Allah’ın görmesi, bilmesi hiç umurumuzda olmaz. Anlayacağımız bizler çağın birer Ebu Cehilleriyiz.

İşçi, olunca insan olmanın onurundan dem vurur birer mücahit kesilir, bir köşede bir sandalye ye oturup ve bir masaya sahip olunca ne mücahitliğimizden eser kalır nede adalet nutuklarımızı hatırlarız. Öyle bir davranırız ki, zalimlere rahmet okutur, Firavunlara taş çıkartırız. Mevlana’nın deyimiyle, “ Dün, elinde lambayla şehri dolaşan Şeyh: Vahşi hayvanlardan dolayı tedirginim, insan arıyorum. Allah’ın aslanını destan kahramanı Rüstem’i arıyorum; çünkü gevşek yapılı, vefasız yol arkadaşlarımdan sıkıldım artık. Biz aradık, bulamadık. Bulamadınız ve bulunamayanı arıyorum.” der.

Er meydanının kavgasından korkar, mahşer meydanının zorluğunu hatırlamak istemeyiz. Beşeri düzenin gayr-ı insani hükümlerinde ödümüz patlar, ilahi düzenin hassas ve ince terazisini aklımıza getirmeyiz. İkbal’in deyimiyle: “ Çağım, sırları bilen bir çağ değildir. Bu Pazar için değildir, benim Yusuf’um. Benim sazımdan başka evrenin nağmesi çıkıyor. Bu çan, başka kervanların çanıdır.” İnsan olmaktan maksat şeklen insan olmak değildir. Misyona, vizyona uygun hareket etmektir. Her yürüyen iki ayaklı manen insan değildir. Yazımı İkbal şu güzel sözleriyle bitirelim: “ El, diş, burun, göz, kulak, fikirdir, hayaldir, şuurdur, hatırlamaktır ve zekâdır. İlimden, fenden haberdar olmak gaye değildir. Çemenden maksad gonca ve gül değildir. İlim, hayatı koruma düzendir. İlim, benliği değerlendirme aracıdır.” der.

Selam ve esenlikle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum