1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. İNSAN PRATİZE ETİĞİNİN BÜTÜNÜDÜR
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İNSAN PRATİZE ETİĞİNİN BÜTÜNÜDÜR

A+A-

Toplumlarda birlik ve beraberliğin en önemli sihri/iksiri toplumun dinamiklerini iyice analiz edip, toplumun kültürel değerleriyle, inanışıyla barışık paradigmalar geliştirmek gerekir. Ve şu unutulmamalıdır: Bütün ideolojiler, bütün dinler, bütün oluşumların temel hedefleri hakkı inşa etmektir. Bunu yapınca sevgi eksenli bir metodla hareket etmesi gerekir. Sevgi sihirli iksirdir. Karanlığı dağıtan bir güneş gibidir. Bedeni ayakta tutan ruhtur.

Daldaki güldür, nisanda yağan yağmurun ardında yayılan toprak kokusudur. Çünkü insan ancak sevgi eksenli bir anlayışla toplumu inşa edebilir ve insanın kalbini bu şekilde fethedebilir. Bütün peygamberlerin tebliğindeki en önemli kavramlar: Sevgi, hoşgörü, adalet, hakka tabi olmaktır.

Peki, yaşadığımız çağ itibariyle topluma hizmet etme amacı olan; oluşumlar, cemaatler, siyasi partiler, edebi akımlar, felsefi doktrinler neden kendisiyle, çevresiyle, komşusuyla barışık ve huzur dolu bir toplum dinamizmini inşa etmiyorlar. Çünkü bu oluşumlar haktan uzak kendi fikir ve ideolojileri doğrultusunda başka bir doğruyu, iddiayı kabul etmedikleri için toplumsal kaoslar hiç bitmiyor.

Peki, bu gayrı hakiki anlayışı nasıl aşabiliriz ve bunun reçetesi nedir bunu sorgulamak gerekir. Bunun en önemli panzehri: Düşünen, hakikati idrak eden, toplumsal farklılıkları ilahi birer ayet olduğunu iyice içselleştirecek bireyler yetiştirmekle olur. Çünkü özelde Hz. Muhammed’in genelde ise bütün peygamberlerin yetiştirdikleri insan modeline baktığımızda hakikati söyleyebilecek, hakkı, halk için feda etmeyecek, hakikati dirhem uğruna satmayacak, canı pahasına doğruluktan ayrılmayan insanlar yetiştirmişlerdir.

Unutmamak gerekir ki, insan onurunu ve insan mahiyetini kavramayan her türlü oluşumun meşruluğu yoktur. Bunu yapan kim olursa olsun hayduttur yüce yaratıcı nazarında. İlahi hitaba doğrudan muhatap olan insan olduğu için ve her şey insanla anlam bulduğu için bunu anlamayan her türlü oluşum eşkıyadır. Nasıl ki bir devletin bekasına, kurallarına, kanunlarına ve hükümlerine kast eden terörist oluyorsa, isyankâr oluyorsa…

Peki, yüce yaratıcının yaratmış olduğu; kültürleri, dilleri, ırkları, bitkileri, hayvanları hayat sahibi her türlü varlığı yok sayan anlayışları ne ile vasıflandırmak gerekir ve onlar acaba yüce yaratıcı nazarında isyankâr ve terörist değiller mi? Bunu da akıl sahiplerinin anlayışlarına havale ediyorum. Velev ki akıl akıl olsa gerek. Akıl başkasının tahakkümüyle yönlendiriliyorsa ve sürekli günün rüzgârıyla hareket ediyorsa işlevini kaybettiğinin en önemli belirtisidir. Akıl sahibiyse yönlendirilmiş bir makineye dönüştürülmüştür demektir.

İnsanları bir arada tutan en önemli unsur insanların hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmamasıdır. İnsanın hak ve özgürlükleri kısıtlandığı zaman çatışmalar başlar bu durumda beraberinde toplumsal karmaşalar, toplumsal kaosları beraberinde getirir. Unutulmamalıdır, bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşit şekilde yaratılmıştır. Nitekim dinler tarihinde, peygamberler tarihinde bunun en güzel örneğidir. İnsan pratize etiğinin bütünüdür. Uyguladığı şeyin karşılığıdır.

Hak, özgürlük, adalet birilerine helal olup, diğerine haram olarak belirleniyorsa; o anlayış, o din ve ismine deniliyorsa denilsin o, sömürgeciliğin, emperyalizmin, modern cahiliyenin anlayışıdır. Bu durum ne inançla açıklanabilir ne de insani anlayışla örtüşür. Unutulmamalı ki, söylemle, hamasi nutukla ne bir devlette ne bir kurumda ne de bir ailede huzur, mutluluk, barış ve esenlik sağlanamaz. Bu durum pratik ister, uygulama ister, muamele ister. Din muameledir, din uygulamadır, kendin için istediğini komşun, kardeşin, arkadaşın içinde istemektir. Yoksa ben tok olayım başkası açıklıktan ölsün, ben rahatlık içinde sefa çekeyim, başkası ezilsin, sürünsün anlayışı ne İslam’la bağdaşır ne de insani bir durumu yansıtır. Neme lazımcılık; baskıcı, firavuni ve gayr-ı insani anlayışının en belirgin özelliğidir. Nutuk çeker, nabza göre şerbet verir. Konuştuğunda adalettin kılıcı, insanlığın kurtarıcısı olur. Uygulamaya gelince söylemde atığım naraların üstünü çiz der.

Bu durum şu an sana zararlı ve senin için haramdır anlayışını hemen hortlar. Son olarak şu unutulmamalıdır ki, hak, adalet, özgürlük, insan onuru, insani değerler, toplumsal ve kültürel değerler; masa başında, sohbet alanlarında, kürsülerde hamasi nutuklarla, söylemlerle etki oluşturmaz. Pratize edilmedikçe/ uygulamaya konulmadıkça bir karşılığı olmaz ve olmamıştır.

Sevgi, esenliği, adaleti, hakkı şiar edinenlerin çoğalma dileğiyle… Duayla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum