1. YAZARLAR

  2. Mahmut Olgun

  3. IRKSAL VE FAŞİZAN FELAKETLERE KARŞI NE YAPMALI
Mahmut Olgun

Mahmut Olgun

Yazarın Tüm Yazıları >

IRKSAL VE FAŞİZAN FELAKETLERE KARŞI NE YAPMALI

A+A-

Dünya yapı olarak yani yaratılış gereği doğal afetlerin yaşandığı bir mekândır.

Deprem, sel v.b doğal afetleri adı üstünde doğal karşılamak lazım.

Dünyada hiç beklenmedik bir anda, ansızın, beklenmedik bir yerde doğal afetle karşı karşıya kalabilir insan.

Bu tür doğal afetleri önceden haber veren teknolojik bir gelişme henüz tam anlamıyla keşfedilememiştir.

Bazı varsayımlarla, hayvanların davranışlarında ve tabiattaki bazı sıra dışı işaretleri gözetleyerek tahmin ve yorumlarda bulunmanın sağlık derecesini tartışmak bir yana tüm bunları bilecek bilge ve bilim adamlarına sahip değiliz daha.

Bu iş bilgi ve hikmet gerektiren bir şeydir.

Tedbir almak lazım.

Tevekkül etmek gerek.

Tedbir almadan önce zihinlerin berrak ve tertemiz olması lazım.

Kafatasçılıktan arındırılması gerekiyor ki sağlıklı düşünebilsin.

Fiziki tedbirler almalıyız.

Fiziki tedbirleri almadan önce zihni tedbir almak lazım gelir.

Çünkü zihin tedbiri alınmadan fiziki tedbirler alınamaz.

Zihni bulanık olanın fiziki de bulanık olur.

Fiziki bulanık olanın düşüncesi de berbat olur.

Tedbir-tevekkül-bilgi ve hikmet yitiğimiz olmalıdır.

Vahiy, sünnet ve akıl kılavuzluğunda hareket etmeliyiz.

Bunu yakalayamayan insanlığın her türlü bela musibet ve doğal afetlerle büyük bedeller vererek boğuşması kaçınılmaz olur.

Bütün bunları kendisine yoldaş edinenler daha doğrusu vahyin önderliğinde yol alanlar ve bu ışık doğrultusunda kendisinden başlayarak tüm insanları, toplumları ve daha sonra kentleri inşa edenler bu tür felaketler karşısında en az zararla afeti atlatmaları kaçınılmaz olur.

Afet beklenmedik anda çıka gelir.

Beklenmedik olaylar karısında önceden tedbir almak lazım.

Tıpkı ölüm gibi.

Ne zaman ve nerede yakalayacağı belli olmayan ve tahmin edilemeyen ölüm gibi.

Hani ölmeden önce ölünüz der ya kutlu nebi.

Onun için ölmeden önce ölüme hazırlıklı olmak ve ölüm ile ilgili tedbirleri almak gerekir.

Ansızın gelebilecek her türlü olaya karşı hazırlıklı ve tedbirli olmak İslami ve insani bir vazifedir.

Böyle bir davranış toplumları psikolojik açıdan rahatlatır.

Deprem dünyamızın bir gerçeği.

Deprem ve benzeri doğal afetlerle yaşamak zorundayız.

Yeryüzü yaşlı, dünya yaşlı, dünya kurulduğu günden itibaren ve yaşlılığına rağmen üzerinde gözyaşlarını da eksiltmemiştir.

Dünyanın genetiğinde bu var.

Yani yaratılış gereği böyledir.

Gözyaşı, kan, kin, öfke, sevinç, intikam, neşe, mutluluk, korku, ihtiras, hayal v.b birçok şey insanlığın ve toplumların ister istemez karşı karşıya kaldıkları ve taşıdıkları duygulardır.

Bütün bu duyguların oluşmasına sebep olan ve bu hareketleri doğuran mutlaka bir ana neden vardır.

Bu dünya bizim.

Bu dünya sizin.

Bu dünya onların.

Çünkü siz başkasınız.

Sen, ben, biz ve onlar.

Yok, böyle bir şey.

Bu dünya hepimizindir.

Onun için dünyanın imar ve ıslahından hepimiz sorumluyuz.

Dünyanın imar, ıslah ve inşasında bütün insanlık sorumludur.

İnsanlığı maddi ve manevi anlamda inşa edecek şahsiyet, önder ve toplumsal dayanışmaya şiddetlice ihtiyaç vardır.

Dünya paylaşıldıkça güzelleşir.

Acılar paylaşıldıkça azalır.

Dünya bizim için önemlidir ve bir o kadar da anlamlıdır.

Yaşadığımız topraklar biz Müslümanlar, insani değerleri yüksek, eşitlik temelinde yükselmeye çalışan ve adalet sever duyguları kabaran şahsiyetler için daha bir önemli ve anlamı daha derin daha büyük olmalıdır.

Biz Müslümanlar ve insani değerleri yüksek insanlar olarak kıta, ülke ve bölge ayrımı yapmaksızın tüm ezilmiş halkların, mazlum ve nustazafların yardımına koşmakla mükellefiz.

Herhangi kıtasal bölgesel ve ırksal ayrımcılığa karşı ve ırksal ayrıştırmaya sebep zihinleri ve kafaları karıştırıcı söz beyan ve eylemlerden şiddetlice kaçınmak zorundayız.

Böyle düşünenlere karşı İslami ve insani duruşumuzu sergilemek ve gereken cevabı vermek durumundayız.

Böyle bir bakış açısıyla olaylara yaklaşmak basitliliktir.

Rezalettir.

Böyle bir tavır sergileyerek kitleleri etkilemeye çalışmak şeytanı sollama girişimden öte bir anlam ifade etmiyor.

Tehlikeli bir yaklaşım bir o kadarda yıkıcıdır.

Ayrıştırmaya sebep bu tür mahlûkları düşünsel ve zihinsel anlamda çalışarak düşünce ve fikir geliştirerek susturmak lazım.

Dünya üzerinde bu ve benzeri tavırlara hemen hemen birçok ülkede bu tür ayrılıkçılık kokan fikir ve şeytan dostlarına rastlamak mümkündür.

Dünya çalkantılı ve dağdağalı haliyle fırtınalar estirerek ilerledikçe olayların savaşların mücadelelerin ve doğal afetlerin de varlığı kendini değişik şekillerde göstermeye devam etmektedir.

Hayat durmadan devam ediyor.

Her gelen büyüyor ve daha sonra ölüp kayboluyor.

Ağlayanların olduğu kadar gülenlerin de olduğu garip ve acayip bir dünyada yaşamaktayız.

Dünyamız ve bölgemiz deprem kuşağında.

Değişik zamanlarda birçok depremle karşı karşıya gelmiş acıları beraber paylaşıp azaltma gayreti göstererek zor badireleri atlatmış bir toplumuz.

Doğal afet hayatımızın bir parçası.

Fakat hayatta öyle hadiseler meydan geliyor ki doğal afete taş çıkartacak cinsten.

Irksal, düşünsel, ahlaksal, fikirsel, kültürel, sosyal ve siyasi afetlerle de karşı karşıya kalmaktayız.

Bu afetlerin tahribat ve yıkım gücü doğal afetlerin gücünden bin kat daha tesirlidir.

Çünkü dünyadaki doğal afetler insanın sadece bu dünyasını götürürken diğer afetler insanın hem bu dünyasını ve hem de öte dünyasını peru perişan ederek mahvetmektedir.

Daha evvel Van’da meydana gelen depremden dolayı salya akıtanlar salyalarını akıtmaya devam etmektedirler.

Evet, malumunuz Süleymaniye, Erbil ve Halepçe bölgelerinde bir deprem oldu hepimiz üzüldük ezildik ağladık ve hüzünlendik kurtarılan her bir can için bazen sevindik.

Fakat gel gör ki bazı kendini bilmez soytarı fikirli yaratıklar nerden nemalandıysalar bilemiyorum kinlerini kusmaya başlaya durdular.

Bu modern ırkçılar işi o kadar abartamaya çalıştılar(hâşâ Allah’ı bile sanki onlardan tarafmış gibi yansıtmaya çalışarak insanlarımızı dinden ve İslam’dan uzaklaştırma gayreti içerisine girdiler.

Bunu yıllardır yapmaktadırlar.

Fakat ne yazık ki kimsenin bunları duyduğu ve bildiği yok.

Bu kendini bilmez soytarı fikirliler bir yerlerden talimat almışçasına utanmadan meydana gelen ölümlere sevinerek fikrini beyan etmiş ve birçok kitleyi bu yolla tahrik etmeyi başarmışlardır.

Umarım bu maya tutmayacak.

Yıllarca kin ve öfke ile hareket ederek insanlarımızı ötekileştirip ayrıştırmaya çalışanlar işte bu tip yaratıklarıdır.

Yeryüzündeki toplumlar ve Milletler bunlardan çok çekti.

Sanatçı diye sunucu diye din adamı diye spiker diye yutturmuşlar bu millete.

Her olay ve doğal afet sonrası bu türler ırkçılık kokan salyalarını akıtarak zehir kusmaktadırlar. Bir insan olarak toplumsal anlamda bu türlere karşı daha sıkı tedbirler almalıyız.

Çünkü bunların tahrip gücü bu afetlerin tahrip gücünden daha çok ve kalıcı etkiler bırakır.

Onun için hem doğal afetlere ve hem de zihinsel felaketlere karşı kendimizi her bakımdan geliştirmeli faşizme ve modern ırkçılığa ve kafatasçılığa karşı da uyanık olmalıyız

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.