1. YAZARLAR

  2. Yılmaz Günay

  3. İslamcılık ve Türkiye Versiyon
Yılmaz Günay

Yılmaz Günay

Yazarın Tüm Yazıları >

İslamcılık ve Türkiye Versiyon

A+A-

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki İslam Allah Teâlâ Tebareke'nin tüm insanlığa gönderdiği rahmet ve kurtuluş reçetesidir.  Bu reçeteyi hakkıyla algılayıp uygulayan toplumlar saadet bulur.

İslamcılık ise bir iktidar projesidir. Her ne kadar İslam toplumlarının bir ürünü olsa da İslam'dan apayrı bir şeydir. İslam'ı İslamcılık olarak algılamak ne kadar yanlışsa, İslamcılığı da İslam olarak algılamak o kadar yanlıştır.

Unutulmamalıdır ki İslam tarihindeki ilk İslamcı oluşum harici hareketidir. Var olan iktidara karşı dini söylemlerle ilk itiraz, batı literatürünü kullanacak olursak, İslam düşünce sisteminden doğan ilk ideolojik hareket haricilerdir.  Yönetimin bozulduğu,  dinden saptığı ve alaşağı edilmesi gerektiğini ilk kez hariciler dillendirip bu yönde bir muhalefet hareketi meydana getirdiler.

Tarihi süreç içerisinde Memalik-i İslam'da var olan rejime karşı dini söylemlerle siyasi bir muhalefet güden her oluşum, az veya çok, bu harici zihin yapısını taşımaktan kurtulamamıştır.  Zira bu anlayışın, yani İslamcılık fikriyatının temelleri o dönem atılmış ve literatürünü de onlar oluşturmuşlardır.

Modern zaman dediğimiz 18, 19 ve 20. yüzyıllarda devlet olgusu daha örgütlü ve merkeziyetçi bir hal aldı. Bu dönem Fransız İhtilali ve batı aydınlanmasının etkisiyle ortaya çıkan İslamcılığı ise iki farklı anlayışla ele alınabilir:

1. Batının seküler zihin yapısına ve bu zihnin  toplumda düşunsel ve ahlaki erozyon meydana getirmesine  karşı oluşturulan ve bu durumdan  iktidar sahiplerini sorumlu tutan  Hindistan merkezli İslamcılık düşüncesi.

2. Batı karşısında sürekli yenilip geri çekilmek zorunda kalan Osmanlı Devleti'ni bu gidişattan kurtarma projesi olarak saray ve çevresinde formüle edilen İslamcılık. Bu anlayışın denilebilir ki yegane amacı Devlet-i Ali'yi parçalanmaktan ve yıkılmaktan kurtarmaktı.  Onun için İslam ve İslamcılık devletin bekası içindi.

Doğal olarak Türkiye İslamcılığı bu ikinci şıkkın ürünüdür ve onun her aktivitesinde bunun refleks ve etkileri kendini bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Bölünme korkusu Türkiye İslamcılığının adeta kabusudur.  Her şeyde bölünmeye karşıdır;  evde, ailede, cemaate, tarikatta, harekette, devlette bölünme en büyük endişe ve korkusudur. Bölünme olmasın da ne oluyorsa olsun anlayışındadır. Yapılan her türlü yanlış ve zulme bu endişeden dolayı göz yumar.  Hatta bu dönem olduğu gibi bazen de bu zulüm ve yanlışları destekler.

Kuruluş aşamasında ve sonraki bir çok dönemler  kendilerine her türlü zulmü reva gören  bir devletin bekası için durmadan dua edip bu yönden bir çaba içine girmeleri Türkiye İslamcılığının çelişkilerinden sadece bir tanesidir. İçeride İslamcılığa karşı verdiği savaş sonucu kurulan bir devletin bekası için çabalamakta ancak iktidarı kutsayan ve bölünme paranoyasını yaşayan hastalıklı bir ruh hali savunabilir. Her şeyi,  en ufak bir hak talebini dahi bölünme refleksiyle karşılayan bu İslamcılara Hz. Resul (a.s.)'ın "haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisi şerifi en güzel hatırlatmadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.