1. YAZARLAR

  2. Menderes Özel

  3. İsrail nasıl İsrail oldu?
Menderes Özel

Menderes Özel

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail nasıl İsrail oldu?

A+A-

Türkçe karşılığı tek kelimeyle ifade edilemeyecek İngilizcestartup”, işe sıfırdan başlayan yenilikçi şirketleri işaret ediyor.

Söz konusu İsrail ise “startup”lar ağırlıklı olarak teknoloji girişimleri oluyor.

Dünyadaki küresel inovasyon ekosistemleri arasında kendini “Startup Ulusu” diye tanımlayan İsrail’in, Silikon Vadisi’yle kıyaslanabilecek
özel bir yeri var.

“Startup Ulusu”nda yenilikçi bir şirket kurup, büyütüp onu satmak, ardından yeni birine başlayıp büyütmek başlı başına bir meslek gibi.

İsrail eski başbakanlarından Ehud Barak bile startup işinde; Reporty isimli bir acil durum uygulamasına 5.15 milyon dolar yatırım bulmayı başarmış.

Merkezi Brüksel’de olan Avrupa İsrail Basın Birliği’nin davetlisi olarak 5 gün boyunca İsrail’in teknoloji ekosisteminin önemli aktörlerini dinledim, belli başlı “startup”ları inceledim.

Ziyaretimden bir gün önce sürüş güvenliği şirketi Mobileye’ı Intel’in 15.3 milyar dolara satın alması; bu şirkette edineceğim otonom otomobil tecrübesini daha da anlamlı kıldı.

3 yıl önce de İsrail İnovasyon Haftası kapsamında bulunduğum ülkede farklı “startup”ları incelemiş, özellikle siber güvenlik alanında 8.5 milyon nüfuslu bu ülkenin nasıl önemli bir oyuncu olduğunu en yetkili ağızlardan dinlemiştim.

İki İsrail ziyaretiyle pekişen gözlemlerimi paylaşıp; İsrail’de “startup” kuruluşu, devlet yardımları, İsrail ordusu ve istihbaratının “startup”lardaki rollerine ilişkin bilgiler vereceğim.

Göçmen ülkesi

İsrail’in inovasyon kimliğini oluşturan en önemli unsurlardan
biri 130 ülkeden göçmenlerin oluşturduğu çeşitlilik.

Fas’ın çöllerinden Suriye’nin köylerine, Avrupa’nın metropollerinden Güney Amerika’nın çiftliklerine, dünyanın farklı ülkelerinden, farklı geçmişlere sahip insanların göç ederek yeni bir gelecek için tecrübe ve birikimlerini birleştirdiği genç bir ülke İsrail.

İsrail’in en büyük risk sermayesi şirketi Pitango’nun kurucularından Şemi Peres, “İsrail çorak ve küçük. Suyu az ve toprakları tarıma elverişli değil. Düşmanlarla kuşatılmış. İnovasyon, teknoloji ve girişimcilikten başka şansımız yoktu” diyerek, rotalarını nasıl çizdiklerini anlattı.

İsrail’in ulus bilincinde ve bugünlere gelmesinde önemli rolü olan müteveffa Şimon Peres’in oğlu olan Şemi Peres, teknoloji ekosisteminin sağladığı avantajlar sayesinde 200’ün üzerinde çokuluslu şirketin İsrail’de üslendiğini aktardı.

IBM’in ABD dışında kurduğu ilk AR-GE laboratuvarı İsrail’de. Microsoft, Intel, Facebook gibi devlerin de AR-GE merkezleri var ülkede.

Tel Aviv’e ilk kazma 1909’da


İlk kazması 1909’da vurulan Tel Aviv, hemen yanı başındaki Osmanlı liman kenti Yafa’dan Yahudi bir yerleşim kurmak için ayrılan 66 aile tarafından kuruldu. 11 Nisan 1909’da bir kum tepesinin üzerinde toplanan aileler, hemen yanı başlarındaki kumsaldan topladıkları deniz kabuklarıyla bir piyango düzenledi; daha önce kendi şanslarına düşen parselleri aldı. 



Yeni yerleşimin altyapısı, caddeleri ve 66 evin inşası 1 yılda tamamlandı. 1914’e gelindiğindeyse Tel Aviv’in yüzölçümü 1 kilometrekareyi aşmıştı.
Yafa’nın bir banliyösü olarak kurulan Tel Aviv, 1921’de ilçe, 1934 kent statüsünü aldı. 

1920’de 2 bin olan nüfusu 1925’te 34 bindi; Almanya’da Nazilerin iktidara gelmesiyle patlayarak 1937’de 150 bine çıktı. Bugün dünyanın en önemli finans merkezlerinden olan Tel Aviv, aynı zamanda dünyanın en pahalı kentlerinden biri.

Kadim kentte geleceğe yolculuk

Dünya son sürat kendi kendine giden otomobiller çağına doğru yol alırken İsrail kendini geleceğin Detroit’i olarak konumlandırdı bile. Intel’in 15.3 milyar dolara Mobileye’ı satın almasının ardından İsrail, birden kendisini hızla gelişen sürücüsüz otomobil sektörünün lideri buldu.

Mobileye’ın Intel’e satılmasıyla hükümet yetkilileri “Ekonomimiz artık çok güçlü, vergileri indirme zamanı” mealinde açıklamlalar bile yapmaya başladı. Ne de olsa ülkeye 15.3 milyar dolar girmişti.

650 çalışanı olan Mobileye, geliştirdiği kamera tabanlı cihazla olası çarpışmaları 2 saniye önceden sürücüye haber vererek kazaları önlüyor. Sistem aracın camına monte edilen çifte kamera ve bir elektronik devreden oluşuyor. Herhangi bir radar veya lazer içermiyor.

Avrupa’da 950 euro

Yüksek çözünürlüklü kameralar önde ilerleyen trafiği ve yayaları
en ince ayrıntısına kadar tespit ediyor
. Çip, bir tehlike sezmesi durumunda sürücüyü
2 saniye önce alarmla uyarıyor.

Avrupa fiyatı 950 euro olan Mobileye araçlara sonradan
monte edilebiliyor.

Bu tip sistemler “Gelişmiş Sürücü Yardım Sistemleri” diye adlandırılıyor. İsrail’de 3.5 tondan büyük araçların tamamı herhangi bir uyarı sistemi taktırmak zorunda.

Mobileye’in otomotiv tarihine adını altın harflerle kazıyacak asıl buluşuysa otonom otomobiller için gerçekleştirdiği sistem olacak. Bu sistemi monte edildiği Audi A8’le Kudüs caddelerinde denedim.

Aracın önüne, yanlarına ve arkasına takılan 8 kamera 360 derece görüş kabiliyetine sahip. Görüntülerin aktarıldığı ve yolun önlü arkalı, sağlı sollu detaylı analizini yapan bilgisayarsa adeta insan bilgeliğine sahip; trafikte yol alan diğer sürücülerin reaksiyonlarını analiz ediyor. Sistem yolda 10 santimetreye kadar küçük her şeyi tespit edip haritalandırıyor.

Türkiye’de ne olur?

Otobanda, sağlı sollu özel araçlar, beton mikserleri, otobüsler geçerken, aracımız gerektiği anlarda önündekini solluyor. İstediğimiz anda direksiyona ya da gaza müdahale ederek, aracın farklı bir yöne dönmesini ya da hızlanmasını sağlayabiliyoruz.
Elimizi, ayağımızı çekmemizin
ardından otomobil otonom kimliğine yeniden kavuşuyor.

BMW ve artık Intel’in parçası olan Mobileye, 2017’nin ortalarından itibaren yeni bir test serisini başlıyor. Modifiye edilmiş 40 BMW 7, küresel bir test amacıyla Avrupa ve ABD yollarında boy gösterecek. Sürücüsüz bir BMW’nin ise 2021 gibi piyasaya çıkması öngörülüyor. Tabii bunun için ülkelerin gerekli yasal düzenlemeleri yapması da gerekiyor.

Ancak şuna eminim ki, ne kadar gelişmiş olursa olsun sürücüsüz bir otomobilin Türkiye yollarında işi zor. Sistemde bilgisayar öngörüsünün rolü büyük; hiçbir şekilde öngörülemez Türk sürücüsü ve yollarının otonom otomobillerde “kısa devre”ye neden olması hiç de zor değil.

Semada otonom İHA

Airobotics dünyanın ilk otonom insansız hava aracını (İHA) geliştirdi. Tamamen otomatik çalışan İHA, havadan topladığı verileri üssüne aktarıyor. Yarım saat kapasiteli bataryasının tükenmesiyle 3 tonluk üssüne dönen İHA, otomatik olarak bataryasını ve ihtiyaca göre sensörlerini değiştirdikten sonra tekrar göreve dönüyor. 8 kilo ağırlığındaki İHA 1 kilo yük taşıyabiliyor. İHA’nın devriye menzili 3.5 km çapındaki bir alanı kapsıyor. Şirket satmadığı paraşütlü bu İHA setini leasing yoluyla taliplilerine veriyor. Özellikle madencilik, orman gözetleme, tarım, güvenlik alanlarında etkili oluyor. Kendisini yönetecek bir operatöre ihtiyaç duymadığı için tercih ediliyor. Intel, diğeri Avustralya’da bir şirketin olmak üzere 3 IHA ünitesi imal edilmiş. 2017’de 10 ünite daha imal edecek şirket, yalnızca İsrail Savunma Bakanlığı’nın izin verdiği şirketlerle iş yapıyor.

 

milliyet
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum