Fatih Kanlıbıçak (Fehman Mîrxan)

Fatih Kanlıbıçak (Fehman Mîrxan)

Yazarın Tüm Yazıları >

Kültürel Gasp

A+A-

Son zamanlarda kendisi eski, popülaritesi yeni bir konu gündeme geldi. Twitterda bir hesap bazı Kürtçe müzik parçalarının Türkçeye aşırıldığını, Serdar Ortaç ve Mustafa Yıldızdoğan’nın da aşıranlar arasında olduğunu iddia etti. Twitterdaki ateşli tartışmalar neticesinde mümtaz sanatçılar söz konusu parçalardaki (Cahil, Ölürüm Türkiyem) müziklerin kendilerine ait olmadığını itiraf ettiler.

Olayda yüce Türk ulusunun yılmaz iki neferi yok saydıkları bir dilde icra edilmiş musiki eserleri kendilerininmiş gibi sunmuşlar. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre bu davranışlarıyla musiki eserlerin izinsiz/isimsiz derlenmesi suretiyle intihal suçunu işlemişler. Bu kanun eser sahiplerinin haklarını “telif hakları” adı altında korumaya almıştır. Söz konusu kanuna göre eseri işleme, çoğaltma, yayma vb. haklar münhasıran eser sahibine aittir. Sahibi izin verse dahi eser, orijinalinin kime ait olduğu belirtilmeden başkasının ismiyle veya isimsiz şekilde herhangi bir işleme tabi tutulamaz.

Normal şartlarda bu intihalin karşılığında eserler toplatılır, eserlerden elde edilen gelirlere el konulur, eserlerin gerçek sahiplerine/mirasçılarına maddi-manevi tazminat ödenir ayrıca suçlulara bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Türk musikisinin nadide çiçeklerine bunların hiçbiri yapılmadı. Aksine Serhad Eyalet Lordu adlı twitter hesabı kapatıldı, hesap hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Eserler Farsça, Arapça, İngilizce... olsaydı muhteremler bu kadar pervasızca davranabilirler miydi?

***

Kürtler bu ülkede doğar, yaşar, ölürler ancak hiçbir zaman kimlikleri Kürt, dilleri Kürtçe olarak kayıtlara geçmez. Çünkü Türk yasalarına göre Kürt yoktur. “Yok” olan bir şey doğmaz, yaşamaz, ölmez, kayıtlara da geçmez. Olmayan bir şeyin dili de olmaz. Bir dil yoksa o dilde eserin olması da mümkün değildir. Yani Kürt’ün yokluğu Kürtçenin yokluğunu, Kürtçenin yokluğu Kürtçe müziğin yokluğunu beraberinde getirir. Olmayan bir şey korumaya da sahip olamaz.

Kürtçe herhangi bir şeyin üretilmesi halinde Türk yasalarına göre korumaya tabi olması söz konusu değildir. Kürt ancak Türkçe üretim yaparsa korumadan yararlanabilir. Herhangi bir korumadan yararlanamadığı için Kürt kültürüne ait öğeleri herkes istediği şekilde değiştirebilir, hatta değiştirmeden somut olaydaki gibi müziğe sözler uydurarak kendi adına tescil ettirebilir. Nitekim Kürt kültürü yıllarca bu şekilde egemenlerinin “zengin kültürlerine”

ek yapıldı. Hem ek yapıldı hem hiçbir hesap sorulmadı/verilmedi, üstüne yüzler kızarmadan “Kürt yoktur” denildi.

İşte bütün bunlar devletsizliktendir. Kürtlerin haklarını savunacak, ilkel milliyetçi de olsa, bir devletlerinin olması gerekiyor ki intihaller son bulsun. Aksi halde Kürtler üretecek, kardeşlerinin kültürleri zenginleşecektir ve zamanla Kürt kültürüne dair her şey kardeşlerinin olacaktır.

* Kürtçe’den Türkçeye devşirilen parçaların sayısı kimi araştırmacılara üç bin civarındadır. Bu konuda genel bilgiler için A. Kerim Bülbül’ün “Kürtçe Şarkılar Nasıl Türkçe Oldu?”adlı makalesine göz atılabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum