1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. Kürt Dindarlar AKP’li mi?
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürt Dindarlar AKP’li mi?

A+A-

Bir halkın dini hissiyatı ile siyasi tutumu arasında bir bağlantı kurulacaksa bu donelerle tahkim edilmiş, dini duyarlılığın ortaya çıktığı alanlar ile siyasal alanda ortaya çıkan sonuçlarla anlamlandırılabilir. Bunu test etmek için iki alana bakmamız...

 

Kürt Dindarlar AKP’li mi?

Bir halkın dini hissiyatı ile siyasi tutumu arasında bir bağlantı kurulacaksa bu donelerle tahkim edilmiş, dini duyarlılığın ortaya çıktığı alanlar ile siyasal alanda ortaya çıkan sonuçlarla anlamlandırılabilir.

Bunu test etmek için iki alana bakmamız gerekir. Birincisi dini hissiyatın ortaya çıktığı alanda halkın ortaya koyduğu tepki ile siyasal düzlemde sandıkta ortaya çıkardığı iradedir.

Dini hissiyat ile siyasal irade beyanına baktığımız zaman ciddi bir katılımın olduğu “peygamber Sevdalıları mevlitleri” ile bunu destekleyen siyasal parti olan Hüda-Par arasındaki oluşan makastır. Kendi ifadeleri ile milyonların katıldığı dini mevlitler düzenleyebilen bir Hüda-Par bölgenin büyük illerinden biri olan Van’da 3-4 bin oy ancak alabilmektedir.

Yine Kudüs gösterilerine baktığımız zaman özellikle Diyarbakır başta olmak üzere bölgenin çoğunda geçmişte de ciddi anlamda kalabalıkların tepkilerini ortaya koyduklarına şahit olmaktayız. Ancak yine bu kalabalıklar ile sandıktan çıkan sonuçlar arasında bir paralellik görünmemektedir.

Alanda, veriler üzerinden bazı çıkarımlarda bulunmamız bizlerin daha sağlıklı sonuçlara ulaşmamızı sağlayacaktır.

Bunun için yaşadığım, daha iyi tanıdığım Van’ı bir araştırma alanı olarak ele almaya çalışacağım.

Van özelinde bir karşılaştırma yapmamız bizlere daha sağlam sonuçlar verecektir. Kürd Dindarların nerede durduklarını daha net bir şekilde ortaya koyacaktır.

Elimize geçen verilere göre; bölgemiz dindarlık oranının en yüksek olduğu bölge %75-80’ler civarında.

Van; bölge verilerine uygun bir dindarlaşma ortaya koymaktadır: %75-80’ler. Biz bunu %75 olarak kabul edeceğiz.

Meydanlardaki kalabalıklaşmanın sandıklara nasıl yandığına baktığımızda:

1 kasım ve 7 Haziran 2015 seçimlerini ortalamasını aldığımızda;

HDP’nin; %70 ile aldığı oy sayısının: 339.649

AKP’nin; %25 ile aldığı oy sayısının: 118.956 olduğu görülüyor. Bu ortalamaları hesapladığımızda ve dindar dağılımı yaptığımızda ortaya yaratılmış algıdan çok farklı bir gerçekliğin olduğunu görmekteyiz.

 

manset-002.jpg

Zira; Van’ın % 75’nin dindar sayıldığını kabul ettiğimizde HDP bütün sekülerleri kendi bünyesinde topladığında dahi dindar kesimin %50’sini temsil ettiğini, yine AKP yalnızca dindarların temsiliyetini yaptığını varsaydığımızda dahi ancak dindarların %25 temsil oranına sahip olabileceğini görmekteyiz.

Sosyolojik olarak Van’da AKP’nin Türk, Yerli ve Arap nufüsundan dindar kimliğinden ziyade etnik faktörlerden(tepki) oy aldığını, yine Van’da devletçi ve merkeziyetçi ciddi bir oy potansiyelinin yine dindar kimliğinden ziyade hükümetler ile olan ekonomik bağlarından dolayı AKP’de olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda HDP’nin seküler, yer yer din karşıtı söylem ve eylemlerine rağmen Vanlı dindarların %60 gibi yüksek bir temsiliyetini elinde bulundurduğunu görmekteyiz. Yine yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı AKP’nin maksimum Van’daki dindar kesimin %10-12 lik bir temsiliyetini ancak alabildiğini söylemek mümkün.

Tüm bunları üst üste koyduğumuzda elimizde yaratılan algının çok dışında, çok ciddi farklar ile ilginç verilerin oluştuğunu görmekteyiz.

1) Sanıldığının aksine Kürt dindarlar AKP değil, HDP’ye oy veriyor.

2) Yaratılan algının aksine Kürt dindar kitlenin genelde kimlik problemini öncelediği net olarak söylemek mümkün.

3) AKP’li dindar Kürt olgusunun hem AKP hem de HDP tarafından kullanışlı bir araç olarak kullanıldığı net olarak ortaya çıkıyor.

AKP “dindarlar bizde” söylemi ile kendisini din üzerinden tahkim ederken, HDP “Dindar Kürtler AKP’de” söylemi ile ideolojik fantezilerini, büyük seçmen kitlesini hiçe sayıp-dönüştürmek (sekülerleştirmek?) için kullanıyor. Ayrıca Avrupa’ya bu yolla mesaj vererek meşruiyetini arttırmaya çalışıyor.

Peki bir algı mühendisliği olarak Kürt Dindarların AKP’liliği neden bu kadar görünür kılınabilmektedir?

Kürdistan’da AKP siyasetinin kendisi olarak artık var olamayacağı (Roboski milad olarak kabul edilebilir) gerçeğini siyaseten kendisi tespit ettikten sonra yeni bir pragmatik siyaset ortaya koymuştur.

Bu siyasal İslamcılık çatısı altındaki AKP siyasetidir. Yeni İslamcı siyasetin taşıyıcıları olarak İHH başta olmak üzere; Hüda-Par, Özgür-der, Nurcu cemaatlerin ekserisi, tarikatlar, tabanlarından dolayı dolaylı(gizli) işbirliği yapan dini cemaatler ve benzerleri üzerinden AKP kendisi olmadan bu enstrümanlar üzerinden bir algı mühendisliği yapmaktadır.

Tüm Türkiyede devletleşen AKP; bölgede kayyum pratiği ile seçim kavramını ortadan kaldırarak yeni ve uzun bir dönemin işaretlerini ortaya koymuştur. AKP bölgede bir parti kimliğinden sıyrılmış devletin kendisi olmuştur.

Bu durum sanıldığı gibi AKP’nin lehinde gelişmemiş, devletin adamları olan kayyumlar devletin Kürdü de olsa AKP’nin Kürdünü kapının dışına koyarak yeni dönemin Kemalist, devletçi, Türkçü, bekacı, İslamcı amentüsü etrafında şekillendirmiştir. Bu durumdan en çok etkilenen AKP ile menfaat ilişkisi ile birlikte ideolojik ilişki kurmuş AKP’nin Kürdü’dür. Sanıldığı gibi AKP’nin Kürdü eşittir devletin Kürdü anlamı taşımamaktaydı. Zira özellikle Güney Kürdistan üzerinden kendisine bir meşruiyet yaratan AKP’nin Kürdü devletin açık ve aleni Kürdü yok sayma girişimi karşısında ne yapacağını şaşırmıştır.

Özellikle Barzani ile olan ilişkisini bitirmesi, Kerkük’e karşı “Kerkük Türktür, Türk kalacak” şeklinde bir siyaseti benimsemesi, Kürt ile olan son ilişkisini bitirmesi anlamını taşımıştır.

Tam burada AKP bir vekalet siyaseti olarak dernekler, sendikalar, partiler, cemaatler ve tarikatlar üzerinden İslamcılık yaparak meşruiyetini sağlama yoluna gitmiştir.

Bu bağlamda Hüda-Par gibi teşkilat olarak var olup, siyaseten halktan karşılık bulamayan partiler, İHH gibi yardım faaliyetleri ile birlikte siyasi faaliyetlerin uzantıları olan yardım kuruluşları, Özgür-der gibi kendi siyaseti olmadığı için başka enstrümanlar üzerinden siyaset yapan dernekler, devlet ile al gülüm ver gülüm noktasında çok ileri noktalara ulaşmış cemaatler varlıklarını siyaseten AKP üzerinden yürütmenin ve bunu da Kürdistan’da İslamcılık adı altında yapmanın bir varlık bulma ameliyesine dönüştürmüşlerdir.

Yine MHP’lileşen bir AKP’nin kendi Kürdüne bile kendisini inandıramadığı bir dönemde vekalet siyasetini İslamcılığın mono bloğunu oluşturarak yapmak gibi bir konforu kullanmak istemektedir.

Önümüzdeki dönemde Kürdistanda hiçbir siyasetleri olmayan mono blogcu İslamcıların siyasetlerini AKP’ye tahvil edecekleri, dini olan ne varsa sonuna kadar sömürmeye adayacakları bir dönemi yaşayacağız.

Bunun adı bugün peygamber sevdalıları olur, Kudüs’e özgürlük olur. Yarın Çeçenya olur, adını bilmediğimiz yüzlerce coğrafya olur.

Kürdistanda belki binlerce Kürd çocuğuna Saddam ismini verdirebilmiş akıl, başka isimleri de Allah ve Peygamber adlarını kullanarak vermeyi başaracaktır.

Ama Kürdün dindarını İslamcıya kurban etmek; hem Kürde hem de dindara, yani Kürdün dindarına yazık edecektir.

İnsanı ve toplumu kör etmenin en yaygın yöntemi nesneyi göze sokarcasına yakınlaştırmaktır. Nesne çok yaklaşınca sizin gerçeklik algınızla oynanır. Hakikat için bir adım geri atalım, belki daha iyi görürüz.

Yine döndük dolaştık hikayenin başına geldik;  tüm çaba “Yeter ki Kürt anasını görmesin”.

Kaynak:Haberazad- Murat Bozdemir

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.