1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. Kürtçenin Tarihi Seyri ve Şu Anki Serencamı.
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtçenin Tarihi Seyri ve Şu Anki Serencamı.

A+A-

 

Tarihi seyir:

Tarih bellektir. Hafızadır. Tarihi olmayanların geleceği de yoktur. Bu bağlamda:

Ard’ı ve Arş’ı yaratan yüce Allah / Xwedâ, kelamı-sözü olan Kurânda derki. “Biz Âdeme isimleri, Kelimeleri öğrettik.” (Bakara Ayet 31).

Kürtçenin o kelimelerden biri olmaması için önümüzde hiç bir engel görünmüyor. Sadece isme açık bir atıf yoktur. Ama olması için Allah’ın bu açık beyanı yeter sanırım…

Kürtçe Hz. Nuh’un, İbrahim’in, Zerdüşt’ün, Med imparatorluğunun dilidir. Bu da 5-10 bin yıllık bir tarihe tekabül eder.

Kurân, İncil, Tevrat, Zebur ve diğer bütün kutsal kitapların tercüme edildiği bir dildir. Aslı Semavi bir kitap olan Avestanın Kürtçe olarak yazıldığı bir dildir.

Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, Felsefe ve tasavvuf kaynaklarının yüzde yüz Kürtçe olarak yazıldığı bir dildir.

Dengbêjlerin, Klamların,Büyük destan ve hikayelerin, Destansı aşkların,Stranların,Durikların dilidir. Yusuf û Zûleyha, Mem u Ziyn,Siyabend ve Xecêlerin o destansı aşklarını dillendiren bir dildir. Zamanında Cebir,Hendese,Astronomi,...Gibi daha pek çok bilimsel hesapların yapıla bilindiği bir dildir.

Mellayê Ceziri, Ahmedê Xanî, Fekiyê Teyran, Baba Tâhirê Uryan, işraki filozof Sühreverdi, Fârabi, İbn-i Sina … gibi Din, Şiir, Edebiyat bilim, felsefe ve Tasavvufta deha olan adamların bildiği ya da çok aşina olduğu bir dildir.

Emevi, Abbasi, Eyyubi, Fatımi, Selçuklu, Osmanlının yıkılışına kadar yazılı ve sözlü olarak çok rahatlıkla kullanılan bir dildir. Bu da kesintisiz olarak ortalama 1400 yıllık bir tarih demektir…

Ve 19’cu yılın ilk çeyreğinde Kadı Muhammed, Seyid Abdulkadirê Nehri, Şeyx Abdüsselam ve Ahmet Barzani, Şeyx Said ve Seyyit Rızanın onun varlığının kabulü için idam sehpasına gittikleri çok deruni bir anlamı olan bir dildir.

Kürtçe lenguistik açıdan da çok zengin bir dildir. Örneğin sadece Türkçedeki Acı ve Yenge kelimelerini ele alıp Türkçe ile mukayese edersek, Türkçeyi çok komik duruma düşürür. Türkçede bir tane acı kelimesi vardır ve acı olan her şey bununla ifade edilir. Ama o acının tür ve çeşidi belirtilmez.

Ama Kürtçede bu acı öbek öbek, gurup gurup sınıflandırılır. Çeşitlendirilir. Örneğin. Palamut, Badem, Salatalık, Kitî-Xıta, Kavun, Kenger, Öd acısı Tâl-Tâlidir. Biber, Patlıcan, Soğan acısı Tuj’dır. Elma, Erik, Ayva, Yoğurt, Üzüm acısı ekşimsidir… Aşk, Kara Sevda, Ölüm, Ayrılık, Gurbet, Yaralanma acısı soyuttur. Yüreğe işler.

Yenge kelimesini ele alırsak. Türkçede evli olan, Ana, Bacı, Hala, Teyze ve nene dışında hemen her kadına yenge denir. Ama o yenge kimin hanımıdır? Belli değil. Oysa Kürtçede tek başına yenge kelimesi yoktur. Yengeleri sıfatları ile birlikte tanımlar. Amcanın hanımı-Amojin, Dayının hanımı–Xalojin, Amcaoğlunun hanımı- Pirekâ Pismamêmı.

Bütün bunlara rağmen cumhuriyetin ilanından TC’nin kuruluşunun ikinci yarısına kadar hala varlığını koruyabilen, Kürt illerinde hala bir yaşam dili olagelen, ama resmi inkâr, asimilasyon blokajı ve sözde kanuni bariyerlere göre, bu gün artık TBMM’de bir “X dili” veya “Bilinmeyen bir dil” olarak tartışmalara konu olan bir dildir.

Bu geniş izahı yaptıktan sonra günümüz Türkiye devletinin Kürtlere ve Kürtçeye tarihsel bakış açısını ele alabiliriz. Doğrusu Devletin bu konudaki bakış açısı tıpkı Kemal Sunalın taban tabana zıt Komedi filmlerindeki Baş Aktörlerin tutarsız tavırları gibidir.

Birinde baş aktör her öfke ve sinir krizine girdiğinde: Bana mazlumu getirin. Mazlumu döverek sakinleşiyor. Diğerinde ise Zengin bir iş adamı olan Aktör, içip içip sarhoş oluyor. Bir ağaca kendini asmaya çalışarak İntihara kalkışıyor. Şaban rolündeki Kemal Sunal her seferinde onu ipten kurtarmaya çalışıyor. Acınası haldeki aktör, ağlayarak Şabana sarılır. Ona Canım kardeşim. Dünya ahiret, tek arkadaşım, der. Köylü kıyafetli Şabanı zorla evine götürür. Sabah olup ayıldığında ise, sen kimsin? Evimde ne arıyorsun. Onu evinden kovar. Bu sahneler birkaç defa tekerrür eder…

Türk devleti, yüz yıldır Kürtlere hep bu rolleri oynar. Ama bu rollerdeki acayip çelişki ve tutarsızlığa rağmen yine de Devletin çok ilginç bir tutarlılığı var. İster ayık, ister sarhoş, hiç çelişkiye düşmüyor. O da ne olursa olsun, Kürde hiçbir şey vermemek. Kürdün Anasını görmesini, her hal u karda önlemek…

Cumhuriyetin ilanından bu yana Devlet Kürtlere, onların Dil ve kültürlerine iki zülüm ve haksızlığı birden dayatıyor. Bir yandan bin yıllık bir kardeşliğimiz var. Dünya–Ahiret Din kardeşiyiz, diye boş bir masal ve avuntu ile onları hep oyalıyor. Böylece onlara hedeflerini şaşırtıyor. Öbür yandan ise bu masala rağmen inkâr-asimilasyon ve yasaklar ile Kürde, Kürtçeye dair her şey bu topraklardan söküp, silip atmaya çalışıyor.

Kürtçenin şu anki Serencamı:

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürtçe, taban tabana zıt iki büyük çelişkinin ceremesinde eriyip yok olmaya doğru gidiyor:

1.Devllet ve onun Kürt toplumundaki aygıtları, irtibat büroları gibi çalışan bütün resmi kurumlar, iktidarlar bu dilin bir yaşam dili olmaktan çıkması için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.

2.Bütün renkleri ile Kürt siyaseti ve Halk, Devletin bu tuzağına düşerek dillerine yeterince sahip çıkamıyorlar.

80’lerden bu yana bu topraklarda yaşanan siyasi çalkantılar sonucu yaşanan Zorunlu göçler, Köy boşaltmaları, Şehirleşme, iletişim ve medya araçlarının hızlı gelişimi, Kürt toplumuna yönelik bütün bilgi transferlerinin sadece Türkçe yapılıyor oluşu Kürtçeye ve lehçelerine yaşam alanı bırakmadı. Okul öncesi eğitim dilinin Türkçe oluşu, dil gelişimini Türkçe olarak tamamlamış anne ile eğitimini Türkçe alan 5-6 yaşındaki çocuk arasındaki iletişimi Kürtçenin aleyhine bütünüyle ortadan kaldırıyor. Bilgi transferi bu yaşta Türkçe olarak yapıldı mı, asimilasyon, yani zihnin Türkçeye çevrilmesi % 100 başarıldı demektir…

Bu dil günlük yaşamda para etmeli. Paranın, Pazarın, Ticaretin, Eğitim. Hukuk, Sağlık, iletişim, medya ve Dini yaşamın dili haline gelmeli. Sermaye ve siyaset sınıfı ve toplumun diğer kesimleri el birlik bu dile sahip çıkmazlarsa varlığını çok zor korur.

Bir dil silah, zor ve hilenin gücü ile hayattan silinmemeli. Bir dilin öğrenilebilmesi için asla insan öldürülmemeli. Devlet ve iktidarlar Kürtçe konusunda halka dürüst ve şefaf davranmalı.

Tam da burada günlük yaşamdan bazı pratik yaşanmışlıkları okuyucu ile paylaşmakta fayda var.

Platforma Zimanê Kûrdî-Kürt Dil Platformu olarak geçtiğimiz şubat ayında Ankara’da Siyasi Partiler ve Avrupa Birliği Delegasyonunu ziyaret etmiştik.

Bu ziyaretten çok zengin ve ilginç deneyimlerle döndük. En ilginci de Avrupa birliği Delegasyonunun heyete aktardığı oldu. Delegasyonun aktarımı:” Kürtlere dair her şeyi raporlayıp Avrupa’daki merkezlerine aktardıklarını belirttiler. En önemlisi ve ilginci de şu oldu. Türk Devlet ve hükümet yetkililerinin kendilerine gelip Kürtlerin Dil, kültür ve yaşamlarına dair bütün sorunlarını çözdüklerini. Hiç bir sorunlarının artık kalmadığını. Kürtlerin bölücü kesimlerinin sırf kara bir propaganda için kendilerini karalamaya çalıştıklarını… “ belirttiler.

Biz de heyet olarak onlara, şu anda Kürt toplumunun Anadillerini öğrenme çağında olan ortalama 10-12 milyon çocuklarının bulunduğunu. Bu ihtiyacın akli ve vicdani çerçevede karşılanabilmesi en az 100 bin öğretmen atamasının yapılması ve bir o kadar da sınıfın açılması gerektiğini belirttik. Ancak kadirşinas Devletimizin bu çocuklar için sadece üç öğretmen ataması (2’si Kurmancî, 1’si Zazakî lehçesi için) yaptıkları bilgisini sadece medyadan öğrenebildiğimizi. Bu üç arkadaşın nerede görev yaptıklarını ve kaç öğrenciye hizmet verdikleri bilgisine sahip olamadığımızı aktardık. Söz buraya gelmişken biraz Platforma Zimanê Kûrdî’den konuşalım.

Platforma Zimanê Kûrdî-Kürt Dil Platformu ana söylem ve faaliyetleri:

Bu fakirin de içinde yer aldığı, 9 Kürt legal Parti ve siyasi hareketin temsilcilerinden oluşarak 18 Kasım 2018’de kurulan ve Türkiye’deki Kürt toplumunun ortalama % 80’nini temsil eden Platforma Zimanê Kûrdî-Kürt Dil Platformu, Kürt diline dair barışçıl, legal ve sivil bir söylem ile çalışmalarını yürütmektedir. Bu güne kadar pek çok çalışmaya imza attı. Ancak önce kayyımlar, sonra da şu anda dünyayı esir alan küresel Pandemi hastalığı pek çok çalışmasını olumsuz yönde etkiledi…

Kürt dili konusunda şuna inanır. Kürt Dili, bu gün nüfusları Ortadoğu ve dünya genelinde 60 milyon civarı, Türkiye’de ise 30 milyon civarı olan Kürtlerin yaşamında daha düne kadar temel bir yaşam dili idi. Bu dil, belli bir siyasi planlama ile yaşamın dışına atıldı.

Bu platform barışçıl bir ruh ile Kürtçenin Kürtlerin yaşamında tekrar temel bir yaşam dili olabilmesi için legal, şeffaf ve meşru çalışmalar yürütür.

Bu dil herkesin, yani bütün Kürtlerin dilidir. Dilimiz varlığımızdır, der. Kürtçenin Kürtlerin yaşam dili olmasını ister. Kürt coğrafyasının, bütün Kürdi Değerlerin ve Kürt yerleşim birimlerinin Kürtçe olarak isimlendirilmesini ister. Bu dilin kendi coğrafyasında ve havzasında tekrar bir yaşam dili haline gelmesi için herkes ve kesim ile meşru bir diyalog ve işbirliğine açıktır.

Kürtçenin tekrar diri bir şekilde yaşam bulabilmesi için Kürt Toplumundan, birlikte yaşadıkları diğer toplumlardan, Kürtlerin yaşadığı Devletlerden ve Dünyanın önemli kurumları olan BM, AB ve Unesco… gibi, Dünya Kamuoyundan çok önemli meşru talep ve isteklerde bulunur. Gücü yeten, imkânı olan herkesten Kürtçeye sahip çıkmasını ister.

Kürtçenin, ana kucağından mezara kadar yaşamın her alanında yasal güvence ile bir eğitim dili, bir yaşam dili olmasını ister. Bu vatandaş olarak bizim hem eşitlik hem adalet talebimizdir.

Devletten talebimiz, Devlet Türk çocuklarına Türkçe ile hangi imkân ve fırsatları sağlıyorsa, hangi hizmetleri veriyorsa Kürt çocuklarına da Kürtçe ile aynı şeyleri sağlamak durumundadır. Bu toplumda gerçek bir adalet ve eşitlik ancak bu şekil sağlanır. Çünkü Kürtler de bu devlete vergi veriyor, onun için askerlik yapıyor ve yasalarına uyuyor.

Bize Ekonomik ve Yasal imkânlar sağlansa:

Kürtler için Kürtçe Dil, Eğitim ve Kültür hizmeti verebilen. Halka açık 24 saat yayın yapabilen bir Tv/Radyo kurmak istiyoruz.

Kürt dili ve lehçelerinin Standardizasyonunu sağlayacak, yasal güvencesi olan ve devlet bütçesinden katkı alan bir Kürt Dilini Koruma ve Yaşatma Kurumunun oluşumunu isteriz.

Kürtçenin Dijital alt yapısını kurmak istiyoruz.(Kürtçe dijital Sözlük, Film, Belgesel, Tiyatro-Klam ve Stranlar, Hikâye, Masal ve Destanlar… arşivi.)

Her Yaş, meslek ve Cinsiyet gurubuna yönelik kürtçe dil eğitimi ve öğrenimi veren okulların açılmasını.

Kürdi Basın-Yayın. Kitap-dergi- Gazete. Kürdi eserlerin toplandığı, tamir edildiği, güncellendiği büyük bir kütüphane açmak istiyoruz.

Kürt Edebiyatı ve Kültürünü yaşatan Kürt Diline eser verebilen Şair, Yazar ve Dengbêjlere her yıl düzenli olarak ödüller vermek istiyoruz. Çocuklar, Gençler, Profesyoneller arasında ödüllü kürdi edebi, Şiir yarışmaları düzenlemek istiyoruz.

Kürtçenin bir yaşam ve Pazar dili olabilmesi için Ticaret, Esnaf, Meslek Odaları, Şoförler Odası, Semt Pazarı esnafı temsilcileri ve Belediyleler ile ortaklaşa kampanyalar yapmak istiyoruz.

Bu yılki Newrozu bir dil bayramına dönüştürmek istemiştik. Pandemiden dolayı yapamadık. Pandemi sonrası Büyük katılımlı Kürtçe dil konserleri düzenlemek istiyoruz.

Kürtçenin bir yaşam dili olabilmesi için Türkiye içi ve dışı resmi gayri resmi meşru bütün kurum ve kuruluşlar ile görüşme, temas ve çalışmalar yapmak istiyoruz.

Son olarak Kürtçe Kurslar ve Seçmeli dersler Kürtler için elbette olumludur. Ama yeterli değildir. Temel talebimiz olan yasal güvenceli, devlet katkılı Anadil eğitiminin yerini alamaz. Bu tür çalışmalar toplum olarak önümüzde bir oyalanma ve ve tuzağa dönüşmemeli. Asıl hak ve talebin önünü tıkamamalı. Hakkınız son model lüks bir araba iken birileri fırsatçı birtüccar uyanıklığı ile sizi süslü bir bisiklet ile kandırmamalı…

Son söz…

Zimanê me nasnama meyi.(Dilimiz kimliğimizdir.) Zimanê me Rumeta meyi.(Dilimiz onurumuzdur.) Mirina zimanikÎ, mirina milletikîyi.(Bir dilin ölümü,bir milletin ölümüdür.)

Emê bi serkevin.Lewra em mafdarın.(Biz kazanacağız.Çünkü biz haklıyız)…

Anadilimize ve Analarımıza Saygı ve muhabbet ile..

(Bu yazıyı konu alan TV. Programının video linki aşağıdadır. Dileyen oradan da seyredebilir.

https://www.youtube.com/watch?v=nIt-gd7-3zA Medya Haber'de Gündem / Cevahir Sadak - Sedat Doğan - Zana Farqînî )

11 Eylül 2020/ Amed

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.