1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. Kürtlerin Kurtuluşu için Nasıl bir ittifak ve Yerel yönetim? 
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtlerin Kurtuluşu için Nasıl bir ittifak ve Yerel yönetim? 

A+A-


Geçmiş ve geleceğinin tarihine sahip olamayan bir millet kendisine de sahip çıkamaz. Kendi kendisine sahip olamayan milletler başkalarına köle olur, onların malı olur. Bir milletin gelecek tarihi, sahip olduğu ideallerdir.(Dr. Abdullah Cevdet -1913/Roj Dergisi-s.241) 
Konuya girmeden önce şunu hatırlatalım. Ortalama 150 yıldır Kürt toprakları üzerinde, en başta Türkler olmak üzere Araplar ve Farslar Kürtlere karşı şu politikayı yürütüyorlar. Durumları iyi ve güçlü iken ayrı bir dil, zorda iken başka bir dil kullanıyorlar.Özellikle Türklerin tavrı çok net olarak kalıplaşmış bir hal almış durumda.Türkler bu konuda üç aşamalı bir yöntem kullanıyorlar. 
Buna Türk aklı ve vicdanının üç hali de diyebiliriz. 
1. Türk aklı ve vicdanının Zayıf hali: 
Hepimiz Anasırı İslam olan kardeşleriz. Etle tırnak gibiyiz. Din, iman, vatan elden gidiyor. Bu ülke hepimizindir. Kürtler, bu cumhuriyetin kurucu unsurlarıdırlar. Kürtler 1000 yıllık kardeşlerimizdirler. Bu ülkede Kürt sorunu vardır. Büyük devlet sorunları ile yüzleşen devlettir. Allahın izni ile biz bu sorunu kardeşlik gücü ile çözeceğiz. Demokrasinin önündeki bütün engelleri kaldıracağız. Yasaklar, Yoksulluk ve Yolsuzluğun kökünü kazıyacağız. Sen Türkçülük yaparsan, Kürt kardeşim de Kürtçülük yapar. Irkçılık haramdır. Dinimizde ırkçılık yoktur... 
Birinci dünya savaşı, Kurtuluş savaşı dönemleri, AKP iktidarlarının ilk yılları, piyasaya sürdüğü Çözüm Süreci ve son bir haftadaki MHP ile olan ittifak kavgasında Andımız konusunda yaptığı çark buna en somut örneklerdir. 
2.Orta hal: 
Dünyada Türk varsa, başka milletler de vardır, dolayısı ile Kürtlerin de olabilme ihtimali vardır. Hem nüfusa ihtiyacımız var. Hazır elimizdeki imkânlarla Türklüğe devşiririz onları. DP, AP, ANAP, MSP, Ecevitli CHP, DYP-SHP iktidarlarının Kürtlere karşı yürüttükleri politikalar özetle budur. 
1.Güçlü hal: 
Kürt diye bir şey yoktur. Bizim asıl hedefimiz Kızıl elmadır. Varmak istediğimiz asıl nokta Büyük Turan ülkesidir."Ben Kürdüm diyenin yüzüne tükürürüm".Kürt diye bir şey yoktur. “Bu ülkedeki bütün farklı unsurlar Türke hizmet etmek için vardır”. “Hepimiz Türküz, Bir Türk dünyaya bedeldir”.”Tek millet, Tek devlet, tek dil, Tek bayrak”.Hz. Âdem bile Türk’tür. Dünya Türkten türemiştir. 
Cumhuriyetin kuruluşu sonrası, CHP’nin milli Şeflik dönemleri,60 darbesi,12 Eylül Darbesi ve AKP’nin Çözüm süreci sonrası takındığı tavır ve yürüttüğü politikalar bunun somut örnekleridir. 

Bu arada bu uzun hengâmede Kürt nerede? Kürde ne oldu? Ay Pardon... Kusura bakmayın ya. Kimileri idam edildi. Kimileri öldürüldü. Kimileri hapislere tıkandı, Kimileri sürgünlere yollandı. Kimileri zorunlu göç yollarında, Büyük şehirlerin kenar semtlerinde, varoşlarda naylon çadırlarda ve izbe barakalarda açlık ve sefaletten, sahipsizlikten kıran geçirdiler. Kimileri asimile oldu. Kimileri de çıkar ve menfaat uğruna tatlı su balıkları olup ortamın rengine büründüler. Dolayısı ile Kürtler topyekûn bir yok oluşa doğru itildi gitti… 
Eh madem durum ve ahval böyle. O halde Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene! Herkes Türkün gücünü görecek... Ama dinimizde ırkçılık zinhar haramdır. Hele Kürdler için ben kürdüm demeleri bile haramdır. Dünya fani. Huriler ve Nuriler varken Kürd ne diye böyle malayani şeylerle vaktini haram etsin ki... 
Burada biz Kürtlere düşen asıl mesele bütün bu hallere karşı bizim milletçe uyanık olmamız. Bu tuzaklara düşmeden milletimiz için doğru oldan yoldan asla şaşmamamızdır. 
Bu kısa girişten sonra asıl konumuza geçiyoruz. Günümüz Dünyasının bütün yönetim modellerinde yerel yönetim, bir çeşit yerel hükümet demektir. Eğer siz yerel halkı yönetme konusunda Genel Hükümetten memnun değilseniz ve bir parçası olduğunuz o yerel halkı cidden sevip acı, keder, sevinç, huzur ve mutluluklarını cidden kale alıyorsanız, ortaya koyacağınız hizmet, üretim performansı ve meşru bir yaşam için meşru nimet paylaşımı ile o halkın yarınları için bir umut, yaşama tutunmaları için sağlam bir dal olmalısınız. Onu Genel Hükümetin kapısında asla Medine Dilencisi yapamazsınız. Yapmamalısınız. Eğer o halk o kapıya muhtaç bir hale gelmişse bunun birinci dereceden suçlusu sizsiniz. 
Ve düşmanınızın kapısında Medine Dilencisi haline düşürdüğünüz bir halk dar gününüzde size çok zor sahip çıkar. Zira umudu kırılır. Size olan güveni zedelenir. Bu önemli ayrıntıyı bütün Kürt muhalefeti ve siyasetinin bütün kale almak zorundadır. En nihayetinde meşru olan bir siyaset halk için yapılan siyasettir. 
Nasıl bir ittifak? 
1.Bu ittifakın asıl amacı Kürd ve Kürdistan’a hizmeti esas almalı. Kürdü Kürd yapan bütün meşru değerlere meşru bir çerçevede hizmet olmalı. Kürdün başta dili olmak üzere meşru bütün değerlerine yönelik baskıların ortadan kaldırılması, bütün parçalardaki Kürdlerin insanca bir yaşama kavuşmaları için bir çaba ve çalışma olmalı. 
2.Ana hedef, kişi ve grup endeksli değil, halkın bütünü için siyaset. 
3.Teori, eylem ve pratikleri ile Adil, Dürüst ve Şeffaf bir siyaset. 
4.Kürtler, sadece seçimlere yönelik, taktik amaçlı değil, bir millet şuuruyla yola çıkan, uzun bir gelecek için ortaklaşmayı esas alan, stratejik, kalıcı bir ittifakı kurmak zorundalar. Yoksa her parça, örgüt, gurup veya parti düşmanları tarafından parçalar halinde tek tek yutulup yok edilirler. 
5.Halkın karşısına, halkın çoğunluğunun kabul ve beklentilerini doğru bir şekilde karşılayabilme potansiyeli olan adaylar ile çıkılmalı. 
6.Seçim süreci ve sonrasında halkın dini ve örfi değerleri ile çelişen beyan ve tavırlardan kaçınmalı. Halka rijit,marjinal görünen söylemlerden kaçınılmalı. 
7.Kürt halkının düşmanları bu halka karşı bütün silahları denediler. Ellerinde sadece Din(İslam) ve Menfaat olgusu kalmış. Kürtler bu iki olguyu kendi lehlerine çevirmeyi mutlaka başarmalı. Aday belirlemede bu hassasiyet göz önünde bulundurulmalı.
8.Kazanan adaylar sadece ve sadece halka ve halkın legal, meşru kurumlarına hesap vermeli. Kürt belediyeleri kimden gelirse gelsin hiçbir dayatma ve şiddet asla boyun eğmemeli. Halkın verdiği oy, vergi ve imkânlar asla suça bulaştırılmamalı. Kriminilize edilmemeli. Kayyımlık bahanelere asla zemin hazırlanmamalı. Ve ona yol açılmamalı. 
9.Kürt Belediyelerinin her biri halka hizmette, Proje ve üretimde marka olmayı kendine hedef seçmeli. Kendilerini sadece kaldırım taşları, asfalt ve parklar gibi rutin işlere gömmemeli. Elindeki imkân ve kaynaklarla hem şehirde hem kırsalda üretim ve istihdama yönelik ciddi bir çaba içine girmeli. 
Topraklarımız ciddi bir tarım ve hayvancılık potansiyeline sahip. Kırsaldaki vatandaş ve toprak sahipleri ile ciddi bir işbirliği ve onlara belediyenin alt yapı, teknik ve diğer her türlü meşru destekler sağlanarak hem ürün çeşitliliği hem de kaliteli ürün elde etmenin yolları aranmalı. Burada temel amaç hem üretim hem istihdam olmalı. Belediyecilikte marka olmalıyız. 
10.Ekolojik Belediyecilik sadece şehirlere park yapmak demek değildir. Kırsaldaki ormana, dağdaki bitki çeşitliliğine, coğrafyamızdaki tarihi ve doğal eserlere sahip çıkmak, doğanın dengesini, tarımı, hayvancılığı ve su kaynaklarını korumak demektir Kent ve imar yerleşiminde buna dikkat etmektir. Bulvar ve sokaklarda sahipsiz bütün hayvanlara, kuşlara sahip çıkmaktır. Kışın aç, yazın susuz kalan hayvanları korumaktır. 
Ormanları daha verimli bir hale getirmektir. Kaliteli ve ürün getirici bir ormancılık istihdama ve üretime ciddi bir katkı sağlar. Ekilebilir arazinin sınırlarının, çiftçiye fidan ve ekim-bakım desteği sağlanarak ağaçlandırılması, coğrafyamızı yem yeşil, oksijeni bol, ılıman yaşam kalitesi yüksek bir coğrafya haline getirir. 
11.Dışarıda çalışma imkânları kısıtlı veya dışarıda çalışmak istemeyen Ev kadınları ve genç kızları kendi evlerinde üretime katan projeler geliştirebilmeliyiz. Böylece hem kendi emekleri ile para kazanmış olurlar, hem de aile bütçesine katkı sağlamış olurlar. Bu kadına yönelik şiddeti azaltır, evde huzur ve mutluluğun çoğalmasına katkı sağlar. 
12.Şehirdeki esnafa, üreticiye işlerini kolaylaştıracak, moral ve motivasyonlarını yükseltecek her türlü destek ve kolaylığı sağlamalıyız. İş kurmak isteyen girişimci için üzerimize düşen bütün kolaylığı sevecen bir dil ve hizmet anlayışı ile sunmalıyız. 
13.Şehirlerimiz ve coğrafyamızın atıl bütün imkân ve kaynaklarını üretime çevirebilmeliyiz ki, halkımız yoksulluk belasından kurtulsun. Gidip düşmanlarımızın kapısında Medine dilencisi konumuna düşmesin… Siz halka yaşama umudunu somut verilerle ve doğru politikalarla sunduğunuz taktirde bu halk kesinlikle sizi yalnız bırakmayacaktır. 
14.Güler yüzlü ve yüzleri güldürebilen seviyeli, çalışkan, önüne çıkan her işi yerinde ve zamanında yapabilen bir belediyecilik hizmetini esas almalıyız. Her belediyemiz bir huzur ve mutluluk kaynağı gibi çalışabilmeli. Vatandaşın işini çözerken hem yol göstereceğiz hem ona yol açacağız. İşlerini içinden çıkılmaz hale getirmemeliyiz. Bu gün git, yarın gel anlayışını çöpe atacağız. Her Belediyemizde her türlü dert, şikâyet, sıkıntı ve memnuniyetin de anlatıldığı yeşil masa ve bütün bunların canlı olarak özgürce dile getirilebilindiği 15 günde bir halk günü düzenleyebilmeliyiz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum