1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. KÜVO, KELO, CELO, QIJO
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

KÜVO, KELO, CELO, QIJO

A+A-

Parti siyaseti denince aklımıza merkez partilerinin şaşalı yemekleri, gösterişli sahne şovları geliyor.

Son zamanlarda yüzbinleri büyük bir heyecanla dalgalandıran Kürt siyaseti de her şeye rağmen var olmayı dayatan bir varlığa sahip.

Biz de ömrümüzü geçirdiğimiz salon siyasetinden ilk defa İttifak (HDP-PÎA) ile halk siyasetine adım atmanın garipliğini, heyecanını yaşıyoruz.

Peki, gördüğümüz neydi?

Ne ile karşılaştık?

Sanırım anladığımızı söylemek yerine gördüklerimizi anlatsak bazı şeyler daha iyi anlaşılır.

Yer Gevaş, aday tanıtım toplantımız için seçim otobüsünün üzerindeyiz. Van Büyük Şehir Eş Başkan adayımız Bedia Özgökçe o naif konuşmasıyla belediyeleri, hizmetleri, kayyumları anlatıyor. Buraya kadar her şey normal. Ama o küçük topluluğun tam ortasında kocaman bir adam gözyaşlarına hâkim olamıyor. Ağlamasını gizlemeye çalışıyor. Ama o kadar etkili ve içten ağlıyor ki benim de yüreğim hop oturup hop kalkıyor. Ben tek mi görüyorum diye sağa sola bakıyorum.

Bir an başka dünyalara gittim. Görünen oydu ki, kocaman cüsseli-gözü yaşlı adamın ne Bedia hanımı dinlediği vardı, ne de belediyelerin serancamı ile çok ilgiliydi. Kendi dünyasına, kendi dünyamıza ağlıyordu. Korku ve umudun harmanlandığı yağmurlu bir baharı yaşıyordu.

Belki bazıları için profesyonel bir iş, bazıları için mutat bir alışkanlıktı siyaset. Ama eline bayrakları alan Beybûn ana için uzun süren bir kıştan sonra “hadi baharı zorlayın” mesajıydı.

19ecf7b9-eded-4491-8529-ea9cc739bc87-002.jpg

Şax(çatak)’a doğru yol aldığımızda siyasetten çok coğrafyanın, anıların, çocukluğun, yitirilmiş geçmiş ve kazanılması kaçınılmaz geleceğin baskısı altında ezildim.

Yusif sinan’ın çocukluğumuzu şenlendiren oyunlarını, Mahsum amcanın arkası yarın hikayelerini, brahimê revo’nun bizi başka dünyalara taşıyan anlatımlarını hatırladım. Küvo’nun “emî leo”sunu, Kelo’nun “bebeği beeci”sini yeniden geriye sardım. Celo ve Qıjo’yu tanımayan çataklı sayılmazdı.

filizof-celo-1.jpg

İçim ısındı, yüreğim kabardı.

Pira eqıt, pira zirêl, pira xulkan ve pira heşheşok sular yurdunun tarihi geçitleri sıralandı içimde. Şirikan, Şuxikan insanlığımıza ve birlikte yaşama iradesinin gücünü gösterircesine hala dillerde.

“Bu heyecanlı koşuşturmanın içinde küçük hataların üstünden atlanılıyor, arada başkanlara şaşalı bir ekmek-peynir(otlu) peynir sofrası hazırlanıyordu. Herkes şifa niyetine lokmasını alıp uzaklaşıyordu.”

“ilişkiler sade, çalışmalar pratikti”

Esnaf ziyaretlerimizde istisnasız herkes “şükür” diyordu. “Herkes kalbi kadar zengindir” sözü çatakta hakikatiyle buluşmuştu.

Sanırım her çataklı gibi coğrafyamızı yüreğimize yurt edinmiş, insanımızı bununla harmanlamışız.

O yüzden her Şax’a Rengin dediğimizde kanatlarımız açılır, yüreğimiz büyür.

Biliyorum bu yazıyı hakkıyla sadece Çataklılar anlayacak!

Olsun ben de kendime yazdım zaten.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum