1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. MAZLUM DER’E OPERASYON!
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

MAZLUM DER’E OPERASYON!

A+A-

MAZLUM DER’E OPERASYON!

 

“Savcıları ve Hâkimleri göreve davet ediyorum!

Kim oluyorsunuz da rapor hazırlıyorsunuz!”

R.T.E.

 

En büyük görevi raporlar hazırlayarak toplumu ve dünyayı bilgilendirme görevi olan bir sivil toplum örgütüne had bildiriliyor. İçerde ve dışarıdan ilgililer göreve davet ediliyordu. Psikolojik harbin ilk ayağı olan sivil toplum örgütleri marifetiyle haberler neşredilmeye çalışılıyor, Mazlum der başkanını Esad’ın şebbihalarıyla ortaklaştırmak için “mazlum der başkanı şebbiha taziyesinde” başlıklı haberler yapılmaya başlanıyordu.

İçerden ve dışarıdan yapılan bu operasyonları yalnızca Mazlum der üzerinden okumaya tabi tutmak olayın büyüklüğünü anlamamızı engelleyecektir. Zira bahar rüzgârlarının estiği 2015’in ilk zamanlarında herkes yeni bir döneme hazırlanıyor, Kürt ve Kürdistan meselesinde herkes böyle bir tarihi kavşakta geri kalmak istemiyordu.

28 Şubat “Dolmabahçe Mutabakatı” ile Türk devleti ile Kürt güçlerini temsilen bir heyet masaya oturuyordu. Hemen akabinde Newroz’da Öcalan silahsızlanma kongresinin çağrısını yapıyordu.

Devlet o müthiş algı yaratma kabiliyetiyle “bebek katili!”den bir “barış güvercini!” yaratmış Kürdistan dağlarına gelen bahar, savaşı değil kalıcı bir barışı müjdeliyor gibiydi.

Ta ki, 22 Mart 2015 Ukrayna dönüşü uçakta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Dolmabahçe açıklamasını doğru bulmadığını söyleyene kadar.

Toplum cumhurbaşkanının Devlet politikası değişti söylemini bir RİCAT olarak değil bahara direnen mart ayının soğukları olarak gördü.

7 Hazirana doludizgin bir şekilde gidiliyordu. Kürtlerin başat temsilcileri toplumun bütün renkleriyle buluşuyor, Kürdistan’ın komünistleri, şeriatçıları, liberalleri ilk defa oturup konuşuyor ve bir toplumun farklılıkları ile birlikte ancak var olabileceğinin farkına varıyorlardı.

HDP tüm çevrelerle oturuyor, paylaşımlar yapıyor, özellikle Kürt mahallesindeki çoğunluğun değerlerini temsil eden sivil toplum örgütleri, aydınları ve kanaat önderlerine dokunuyordu. Ancak devletin girdiği ricat’tan dolayı HDP’ ye dokunanlar özellikle İslami mahalleden ise beka kaygısıyla affedilmeyecekti.

Nitekim HDP’nin milletvekili teklifleri ve Kürdistan’daki çoksesliliği meclise taşıma isteğinden dolayı STK, inisiyatif ve cemaatlere öneriler götürüldü ve paylaşımlar yapıldı.

Çoğu STK ve cemaatin bu önerileri kabul etmemesi bazılarını tatmin etmemiş, HDP ile oturulmasının kabul edilmeyeceği yönünde ağır ithamlar yapılmış ve tövbeye çağrılmışlardı. Bu tövbe çağrıları akabinde gizli tehditleri getirmiş ve bu yapılara iki yol önerilmiştir. Birincisi devlet politikalarına ricat, bu olmazsa içten ve dıştan operasyonlarla yapıları KAKAFONİ ye dönüştürme tehdidiydi.

Nitekim troller içten ve dıştan harekete geçtiklerini STK ve cemaat isimlerini vererek “bunların artık Müslüman olmadıklarını, Kürtçü olduklarını” kamuoyuna beyan ederek içten ve dıştan operasyonların fitilini ateşlemişlerdir.

Bu operasyonlar 7 Haziran seçimlerine kadar algı operasyonları olarak gitmiş, savaş konseptinden sonra bu fiilen STK ve cemaatlerin ayrıştırılması, bölünmesi ve sindirilmesi şeklinde psikolojik harbe dönüştürülmüştür.

Boyun eğmeyip Kürdistan’ın birçok kentinin yok edileceği bir savaşta sözü olabilecek, adil şahitlikte bulunabilecek kimseler bırakılmayacaktı. Nitekim baş döndürücü bir hızla savaş başlamış, barış isteyen bütün sivil toplum örgütleri ve cemaatler bertaraf edilmişti. Binlerce insanın öldüğü büyük bir savaşta hiç kimseden ses çıkmamış, bu yangına su taşımak isteyen Tahir elçi’ler vasıtasıyla tüm kesimlere ölümüyle mesaj verilmiştir.

Her şeye rağmen içten ve dıştan gelen tehditlere direnerek hakkın şahitliğini yapacak birkaç rapora imza atan Mazlum der Cizre, Silopi, Şırnak gibi  şehirlerini gündemine alarak kendisine yapılan operasyonları kabul etmemiş bugüne kadar direnmiştir.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşananlar kanun ve kabullerin ötesine geçmiş bir korku toplumu yaratılmıştır. Yüz binlerce insan işinden edilerek açlıkla imtihan edilmiş, hapishanelerde yer kalmadığı için örtülü aflara gidilmiş, hiç kimsenin hak arama umudu kalmamıştır. Türkiye’in 3. Büyük partisi fiilen lağvedilmiş, neredeyse bütün belediye başkanları tutuklanmış ve kayyım atanmıştır. Milyonlarca oyun temsilcisi olan bir genel başkan ve milletvekilleri bir sindirme politikası çerçevesinde içeriye atılmıştır. Bu kadar hak ihlalinin olduğu bir yerde hak aramak başlı başına bir suçtu ve Mazlum Der her şeye rağmen korku duvarlarından başını çıkararak ses veriyordu.

Şüphesiz Kemalist devrimden sonra yok sayılan dindar kesimler hak ve hukuka en çok sahip çıkması gereken kesimlerdir.

Bu yüzden;

En büyük zalimlerin kafası kesilmemiş mazlumlardan çıktığını yalanlamak da bizlere düşer.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum