1. YAZARLAR

  2. Kadir KUTEVİ

  3. Melayê Batê’nin Tipi ve Çığ ile imtihanı
Kadir KUTEVİ

Kadir KUTEVİ

Yazarın Tüm Yazıları >

Melayê Batê’nin Tipi ve Çığ ile imtihanı

A+A-


 

Şubatın ilk haftası Van Bahçesaray yolunda eski bir ermeni köyü olan Darunîsa Jorîn (Yukarı NARLICA) köyü mevkiisinde iki tane çığ felaketi ile 41 insan feci şekilde can verdi. Hakkari Mirliği dönemi bu bölge ve Bahçesaray Hakkari Mirliğine bağlıydı. Bana sorarsanız sosyokültürel anlamda Botan Behdînan hattındadır bu bölge, yani dilinin fonetik yapısına bile bakarsak bile Hakkari kültürüne daha yakındır . Bahçesaray’ın Kürt ve Hakkari tarihinde önemli bir yerleşke olduğu tarihçilerce bilinmekte olan bir gerçektir. Çığ felaketinin 41 insanımızın canını alması ve tipi yüzünden birkaç cenazenin bahar aylarına kadar orda kalması tarifi imkansız bir acıydı.
 

         Çığ felaketi olunca aklıma Melayê Batê’nin ölüm şekli geldi. Çünkü seyda da böyle bir kış günü kar çığ ve tipiye yakalanıp hayata gözlerini yummuştu. İlk Kürtçe Mevlid'i yazan ve bunu en geniş kesimlere ulaştıran, yüzyıllardır okunmasını sağlayan Batê, aynı zamanda bir aşk destanı olan Zembilfroş’u da yazmış; şiirlerinde lirik, aşk ve dini konulara ağırlıkla yer vermiştir. Diwana Batê, zembilfroş Destanı ve Mewlûda Kurdî'dir. Zembîlfiroş Destan’ı Stockholm’de basılmıştır. Mevlid'i ise ilk olarak 1905 yılında Mısır'da basılmıştır. Fakat divanı bulunamamıştır. Divanı’nın varlığı da Aleksander Jaba tarafından ortaya çıkarılmıştır. Divanından sadece bazı şiirler bilinmektedir. En ünlü edebî eseri Mevlididir.

1-006.jpg

 

1417 yılında Hakkari’ye bağlı Batê köyünde doğmuştur. Duhok, Musul, Hewler ve Miks’te (Bahçesaray) medrese eğitimi almış; 1491 yılında, Berçelan Yaylası'nda bir yolculuk sırasında kar ve tipiye yakalanmış, bunun üzerine sığındığı mağarada donarak hayatını kaybetmiştir.

Hikayesi biz Kürtlerin alim ve günümüz entelektüellerine yaklaşımını ortaya koyan bir hüzünlü ölüm hikayesidir. Şakıro ‘nun ölürken hakkını helal etmemesi gibi SEYDA Melayê Batê’nin de bize ve o dönemin Hakkari Mirine hakkını helal etmemesi yerindedir. Hakkari miri ile yaşadığı sıkıntı tarihçilerce tam netleşmişse de Mir tarafından uzaklaştırıldığı ve o kış dönemi MİKSE (BAHÇESARAYA) doğru yola çıktığı aşikardır.

Bazı tarihçilere göre de ; Hakkari Meydan Medresesi'nde müderrislik yapan Batê, İktidar yanlısı olmayan Seydanın Hakkari MİRİ ile arası çok iyi olmadı. Halkın, toplanan vergilerin altında ezildiğini görünce, Hakkari Beylerinden, İbrahim Han Bey’in huzuruna çıkarak vergilerin düşürülmesi talep ettiği rivayet edilir. Mir ‘in SEYDA Melayê Batê’yi kırdığı ve vergileri düşürmediği rivayet edilir.


 

Bu rivayetlere göre, Melayê Batê müderrislikten ayrılıp köyüne yerleşir, çocukları, gençleri eğitmeye devam eder. Ancak bir süre sonra kimi araştırmacıya göre Mir İbrahim Han, köyden ayrılmasını ister. Kürdün alim dengbéj ve entelektüeline bakışını anlatan hazin bir sondur Seyda Melayê Batê’nin ölüm şekli.

Seyda Melayê Batê’nin mecbur Hakkari’den ayrılır Mir Hesen Veli Medresesi'nin bulunduğu Miks’e (Bahçesaray/Van)’a doğru soğuk bir günde yola çıkar. Kış kendini hissettirmiş , mevsim soğumuştur. Kar, kış, kıyamet Batê’yi yolculuğundan alı koymuş, yoluna devam etme imkanı kalmamıştır. Bu durumda Melayê Batê’nin, Berçelan Yaylası'nda şu anki XENANIS köyünün arkasında bir mağaraya sığınmak zorunda kalmıştır. Ancak hava tipiye dönmüş, kar hızlanmış, kısa sürede her tarafı kapatmıştır. Hakkari de halk arasında gezen bir rivayete göre seydanın bulunduğu minik ve küçücük tarlada tipi durmuş ve beybun çiçekleri açmıştır. Tanrısal bir keramet gibi bakılan bu olaydan sonra mirin yanına döndüğü de söylense de Seydanın o kış günü o soğukta donup öldüğü aşikardır. Hikayemizin aslına dönersek Seyda Melayê Batê aç susuz sadece elinde kırık bir kalem ve birkaç parça eski defter ile donup öleceğini anlar. Bu nedenle de güç ve takati tükenmeye, vücudu donmaya başlamadan kalemiyle sararmış yapraklara son şiirini yazar. Hayatının en duygu dolu şiirdir. Donmanın bulanık zihni ile ve gözyaşlarıyla birlikte duygularını içinden geldiği gibi kağıda döker.

Şiir bitmiş midir? Yarım mı kalmıştır bilinmez ancak dünya edebiyatında bilinmese de sıra dışı bir şiir olduğu kesindir. Bahara kadar mağarada kalır cenazesi, baharda ulaşılır kendisine. Seyda göğsünde yazdığı şiirle öylece donmuş şekilde bulunmuştur. Melayê Batê hazin bir ölümle hayata veda ederken, hayatın son anlarını anlatan şiiri dünyada gerekli ilgi ve değeri görememiştir.

Ölüme en yaklaştığı andaki şiirinin Kürtçesi veTürkçesi şöyledir ;

Çirya Paşiyê Pê Da

Ji çirya paşiyê pê da
Melayê Batêyê kanê
Sefer kêşa bi Miksê da
Li ser weqtê zivistanê

Zivistanê evî yolê
Evî beryê evî çolê
Mijê avête derdolê
Xwinavê girtî kêstanê

Xwinavê girtî nesrîne
Cemed çêbû li sewlîne
Girya me tê ji bo asmîne
Zerî nayêne seyranê

Zerî tên û diyar nabin
Coşil tên û sitar nabin
Çi cindî tên siyar nabin
Bûye tarî li kolanê

Bûye tarî û zulmate
Sir û serma ji nû hate
Yeqîn kanûn eda hate
Binêrin dax û kovanê

Binêr daxa me êxsîra
Xezam zer bûn rezê mîra
Reyhan barî di avê da
Reyhan barî di eywanê

Perîşan in li hingorê
Ji Comerza gola jorê
Mecalêd Berçela borî
Zerî nayêne seyranê.

 

Hazandan Sonra

Ah bu kasımdan öteye,
Melayê Batêyî nerede?
Sefer çıktı Mikse doğru,
Bu kış vakti üzere.

Kış vaktidir bu yolun,
Bu civarda, bu sahrada.
Sis tuttu her yanı,
Çiğ sardı bedeni.

Çiğ düştü Van Gölü'ne,
Soğuklar kapladı servilikleri.
Ağlayasımız tutar gökyüzü için,
Güzeller gelmezler seyrana.

Güzeller gelirler de görünmezler,
Aşikar gelirler de gizlenmezler,
Ne yağızlar gelirler de fark etmezler,
Karanlığa kaldı bütün meydan.

Oldu zifiri karanlık,
Soğuk ve ayaz yeniden.
Takat gerek başa gelene,
Bakın, acı ve özlem...

Dağların bir çoğuna bakın,
Yapraklar soldu Mirlerin bağında.
Reyhanlar yağdı sulara,
Reyhanlar düştü avluya.

Perişanız kimine göre,
Comerzan'dan yukarı göle,
Geride kaldı Mecalê ve Berçelan,
Güzeller gelmez oldu seyrana.

(Kürtçe’den çeviren; Mustafa Çepik)
 

 

 

 


Osmanlı tarihinde ilk ve tek deneysel intihar olan Beşir Fuad Efendinin ölüm tarifi ile amacı ölümün nasıl geldiğini , ne hissettirdiğini kaleme almaktı. Gürcü asıllı Beşir fuad bu şekilde hayata gözlerini yumdu. Ölüm gerekçesi Melayê Batê gibi toplumsal olmasa da dünya edebiyatında yerini almıştır. Ancak bizim seydamız hala ölüm anını dile alan şiiri gerekli değeri görememiştir. Işıklar yoldaşın olsun SEYDA MELAYÊ BATÊ.

 

KADİR KUTEVİ

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.