1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. MİSYON, VİZYON VE PERSPEKTİF OLARAK İNSAN VE ÖZGÜRLÜK HAREKETİ-II
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

MİSYON, VİZYON VE PERSPEKTİF OLARAK İNSAN VE ÖZGÜRLÜK HAREKETİ-II

A+A-

MİSYON, VİZYON VE PERSPEKTİF OLARAK İNSAN VE ÖZGÜRLÜK HAREKETİ-II

 

İnsan ve Özgürlük Hareketi üç saç ayağı olan bir misyonu kendisine biçtiğini görmekteyiz;

Dindar;

Demokrat,

Yerli(Kürdistanlı),

Şüphesiz iyi şeylerden bahsetmenin insanları iyi yapmadığı gibi, iyi şeyleri dillendiren hareketleri de iyi yapmaz. İyi sözler iyi insanlarda, iyi bir misyon da iyi kadrolarda olursa anlam kazanır.

Misyonun meydana çıktığı, retoriğini oluşturduğu, kendisini ete-kemiğe bürüdüğü, temsil ettiği canlı organizma Vizyonu oluşturur.

Dindar, Demokrat, Yerli dediğimizde gözümüzde bir tipoloji kendiliğinden oluşmaktadır. Ancak bu oluşan tipoloji Kürdistan’da görmeye çok alışmadığımız bir tipolojidir. Şimdiye kadar açıktan kendisini bu üç vasıfla irtibatlandırıp ortaya çıkmış bir hareket bulunmamaktadır.

Kürdistandaki hareketler daha çok dindar ve yerli kimlikleri ile ortaya çıkmışlardır. Demokrat kimliğini eklemek, İslam dünyasının 200 yıllık antiemperyalist-anti batıcı mücadelesinde bir gedik açmak şeklinde görülmüştür.

Zira İslam dünyası için de bu hala tartışılan ve tam anlamıyla insanların nasıl, nereye kadar sorularına muhatap olmuş, cevapları tam anlamıyla pratize edilmemiş olgulardır. Dinin demokrasiyle olan irtibatını yakın dönem İslam düşünürleri ele almış, Gannuşi gibi son dönem aydın-siyasetçiler İslam dünyasının içinde bulunduğu kan ve göz yaşının ancak İslam’ın demokrasiyi doğurmasıyla sonlanabileceğini dile getirmişlerdir.

Ortadoğudaki İslami kesim hep birlikte güzel günler için demokratik bir söylemden ziyade, köprüyü geçinceye kadar birlikteliği esas almıştır. Bu yüzden demokrasiyi hep birlikte güzel günlere giden bir yol değil en nihaye, iran’da Humeyni’nin köprüyü geçtikten sonra diğer sol ve muhalif kesimleri tasfiye esasına dayanan bir anlayışı içselleştirmiştir.

Bu bağlamda ortak payda ve değerleri ortaya koyanların çoğu da hep birlikte özgürleştiğimizde ne yapacağız sorusunu cevapsız bırakmış, köprüden sonra hesaplaşmayı esas almıştır.

Yeni dönemde Ak parti pratiği işimizi daha da zorlaştırmaktadır. Zira retorik olarak insan hakları ve özgürlüklerini önceleyerek yürüyen bir hareket kendi elleriyle bu hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmış, özgür bir şekilde yaşamanın tarifini kendince yeniden ve tek tekler ile yapmaya çalışmıştır.

Türk İslamcılığının neredeyse yüzyıllık mazlumiyetinin, bir korku imparatorluğu yaratması ve bunu İslam ve din söylemi üzerinden, dini de tektipleştiren Sünni-osmanlı mirası üzerinden yapması İslam ve Demokrasi söylemlerini hem zayıflatmakta hem de kuşku ile karşılanmasına vesile olmaktadır.

Bizce bu deneyimin başarısız olmasının en temel sebebi Türkler gibi tekçi, jakoben bir toplumda var edilmeye çalışılmasıdır. Zira kendi toplum bütünlüğünü tek dil, tek bayrak, tek vatan mitolojileriyle var eden Türklerin zihinlerinde peygamberin Arap olduğu olgusu ortaya çıktığında onu bile ötekileştirecek bir tarihi bilinçaltına sahiptir. Zira her şey gibi din, Türklüğü yücelten ve Türklüğün yücelttiği bir kavramdır.

İnsan ve Özgürlük Hareketi;

“insanlığın tüm sorunlarını kendi sorunları olarak görmekle birlikte yaşadığı topraklar olan; kadim uygarlıkların beşiği Kürdistan ve Ortadoğu'nun sorunlarına birinci dereceden muhataptır ve bu sorunlara öncelik verir. “

 

Bundan hareket ile;

Ortadoğunun tüm kültürel birikimiyle karşılaşmış, Kürdistan’ın dört parçasında Farça’yı, Türkçe’yi, Arapça’yı ikinci bir dil yapmış Allahın yarattığı kesreti dokunarak, konuşarak ve severek yaşayan bir halk olarak hiçbir zaman diğer halklardan üstünlüğü değil, birlikte ve eşit yaşamayı esas almasıyla Müslümanların insanca birlikte yaşamasının örneğini baskıcı, tekçi kardeş Araplara, Farslara ve Türklere en güzel şekilde gösterme yetisine ve birikimine sahiptir.

Kürtler uzun onyıllar iktidar olmamalarını nimete çevirip, Medine vesikasındaki birlikteliği, evrensel insan hakları beyannamesindeki saygıyı Ortadoğu’da ırklar, dinler ve mezhepler üzerinden kan ve göz yaşı ile kendisini var eden tekçi, zorba yönetimlere kardeşçe birlikte nasıl yaşanacağını gösterebilirler ve göstermelidirler.

Tam burada insan ve özgürlük hareketi köprüyü geçinceye kadar değil, köprüden sonra da birlikte ve özgürce yaşamanın gerekliliğini düşünsel ve pratik olarak cevaplandırmalı, yaşamsallaştırmalı, kadrolarını günü kurtaran değil, tüm bu topraklara barışı, huzuru ve adaleti bütün çoğulcuğuyla getirmeye inanmış bir vizyon ile topluma güven vermelidir.

İnanmadığını Takiyye adı altında dinleştirenlerden değil;

‘Ey inananlar, ne diye yapmayacağınız şeyi söylersiniz?(Saff/61) ayetine muhatap özü ve sözü bir olan, bunu emin sıfatının gereği olarak sürekli üzerinde taşıyacak bir vizyon.

Hata yapmayan değil, hata yaptığında, hatayı kime karşı yapmış ise af dileyen ve gereğini yapan bir vizyon.

Siyaseti bir ikbal aracı olarak değil, soluduğu havanın, içtiği suyun, kokusunu içine çektiği insanlığın daha iyi bir yere gelmesi için sorumluluk ve yük kabul eden bir vizyon.

Sürekli hakem rolünün kolaycığına değil, gerektiğinde tavır alan, iradi bir vizyon.

Çok bilen değil, çok anlayan, çok seven, çok değer veren bir vizyon.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum