1. YAZARLAR

  2. Yavuz özcan

  3. Rakka'ya karşılık Akdeniz koridoru
Yavuz özcan

Yavuz özcan

Yazarın Tüm Yazıları >

Rakka'ya karşılık Akdeniz koridoru

A+A-

 

Türk dış politikasında standarttan birazcık sapma oldu mu Türkiye’nin elleri ve ayakları birbirine dolanır oluyor. İlk kayma Suriye’nin Şam’da bulunan Emevi Camii nedeniyle oldu. O zamanlar Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanma hareketi Suriye’ye varıncaya kadar Türkiye, aktif ve başarılı bir biçimde bütün Müslüman ülkelerle iyi geçinme politikasının önüne koyup harıl harıl çalışıyordu.

Suriye’de ayaklanmanın başlaması, Ankara’yı önce bir sarstı, sonra da bir seçim yapmaya zorladı. Ankara “hangi tarafı destekleyelim” diye bir tereddüt geçirdiyse de sonunda Şam’daki camide namaz kılmanın uygun olacağına karar verdi.

Erdoğan, kişisel dostu Esad ile ayaklanmaya katılan Sünni başkaldırıcılar arasında gel-gitler yaşadıysa da yine Şam’daki Emevi camii imdada neyse ki yetişti…

Müslüman Kardeşler akımının önde gelen destekçilerinden olan Erdoğan, ülkenin çıkarlarını düşünmek yerine, inançlarının peşine ve inancının buyurduğu yola ve yöne girmeyi daha uygun buldu.

Amerika’nın baştaki sessizliği ile Katar ve Suudi Arabistan’la gizli bir koalisyon kurdu ve masum bir halk hareketi olarak başlayan sokak gösterilerinin Ortadoğu’daki en gaddar savaşlardan birine dönüşmesine ön ayak oldu.

Tarih her dönemde, mezhep üzerine dayatılan devlet politikalarının, sonunda savaşa katılan bütün tarafların felaketine neden olduğunu gösterdi. 16 ve 17. yüzyıllarda, Avrupa’yı yangın yerine çeviren din savaşlarını yaşayan Avrupalılar bunu çok iyi biliyor.

İran’daki saldırılar

İran’ın başkenti Tahran’daki saldırılarda bir takım gariplikler olduğunu da belirterek son durumu değerlendirelim. “Mezhepçi tüm örgütler İran’a karşı ayaklanma çağrısı yaptı. İran içerisinde böyle bir saldırı bekleniyordu zaten. Trump’ın ziyaretinden hemen sonra İran, birinci dereceden düşman olarak ilan edildi. IŞİD’in hem İran Meclisi’ne hem de Humeyni’nin anıt mezarına yaptığı silahlı ve bombalı saldırılarda alışılmış IŞİD taktikleri dışında bir takım gariplikler görülüyor. Eylem, şekli itibariyle IŞİD’e ait bir eylemmiş gibi görünse de detayların tümüne bakıldığında tuhaflıklar hemen göze çarpmakta.

Tahran saldırılarında basına yansıyan ‘siyanür içerek intihar eden militan’ profili de klasik IŞİD tarzına hiç uymamaktadır.

Bu yöntem Halkın Mücahitleri Örgütü tarafından kullanılırdı. Yakın tarihte, ABD’nin terör listesinden çıkardığı Halkın Mücahitleri Örgütü, İran baharına hazırlandıklarını açıkladı. Halkın Mücahitleri Örgütü’nün Dış İlişkiler Sorumlusu Musa Afşar, Şark-ul Avsad gazetesine yaptığı özel açıklamada, İran baharını başlatmak için hazırlıklara başladıklarını, öncelikli hedefin hareket içerisindeki yapılanmanın yeniden organize edilmesi olduğunu belirtiyor. Halkın Mücahitleri Örgütü, ABD’nin örgüt lehinde aldığı son kararı, geçen cumartesi günü Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlediği törenle kutladı. Örgüt lideri Meryem Recevi, ABD’nin aldığı kararı cesur ve adil bir karar olarak niteledi. Halkın Mücahitleri’ni yakından tanıyan herkes, Tahran eylemleri nasıl olduğu konusunda fikir sahibidir.

Katar’ın doğalgazını İran ile birlikte işleyeceğini açıklaması, bölgede ortaya çıkan krizin aslında doğalgaz konusu üzerinden çıktığını gösteriyor. İran’a yönelik tehdidin ‘mezhep’ üzerinden süreceğini söylemek artık mümkün. Suriye’den sonra yeni hedefin İran olduğunu artık bilmemiz gerekiyor. Esad’ı düşürmeyince birbirlerine girdiler.  

Suudi basını ilk kez Türkiye’yi hedef aldı

Suudi Şark-ul Evsad gazetesi, yaptığı haberde “Esad’ın düşürülememesi cadı kazanını kaynattı ve birbirlerine düştüler” diye yazdı. Suud finanslı Şark-ul Evsad, Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiğini, IŞİD liderlerini muhafaza ettiğini ifade etti. Suriye krizinin başından beri Suudi Arabistan basını ilk kez, Türkiye’yi direk hedef almış oldu. Katar ile aynı safta olan Türkiye de istenmeyen ülke konumunda artık.

ABD ve Rusya, Suriye konusunda anlaşmış

ABD Kürd bölgesine karşın Suriye’nin diğer şehirlerini ve Şam’ı Rusya’ya bırakmış durumda. Rakka ve daha sonra YPG güçleriyle alacağı Arap toprakları karşılığında Akdeniz’e kadar inecek bir koridor talep etmekte. Hali hazırda Rusya da bu talebe şimdilik rıza göstermiş durumdadır. ABD, Rojava ve Güney Kürdistan topraklarını Konfederal sistem çatısı altında bir araya getirmek istemektedir. İki parçanın federal olarak birleştirmenin hali hazırda zorlukları mevcut. Ancak böylesi bir formülle zamanla bir birine entegre olması daha kolay. Diplomatik kaynaklar bunu daha doğru bulmakta. Bu konu PYD ve KDP ile gayri resmi şekilde konuşulduğunu da güvenilir kaynaklar belirtiyor.

Özellikle Suriye ve Rojava Kürdistanı’ndaki savaşta son zamanlarda sürekli yeni dengeler kurulması ve farklı güçlerin bir anda birbirleri ile çatışması dikkat çekiyor. Aynı şekilde kafa karışıklığı yaratan bir başka konu ise ABD’nin zaman zaman Suriye ordu güçlerini vurmasının bazı kesimlerce anlaşılması söz konusu. Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) öncü gücü YPG, IŞİD’in yanında, hem Şam rejimi hem de ÖSO güçleri ile zaman zaman çatışmakta.

DSG Rakka’da ve Rakka dışında IŞİD ile Şam ordu güçleriyle, Afrin ve Şehba bölgesinde de ÖSO ile Ahrarül Şam’la çatışıyor. Afrin ve Şehba bölgelerindeki çatışmalara TSK de katılıyor.

Suriye rejim güçleri en son, Rakka’nın batısında yer alan Meskene’nin güneyindeki DSG’ye doçka ve obüslerle saldırdı. Suriye Ordusu’nun, Rakka’yı kurtarma operasyonu yürüten DSG’ye saldırması, onlardan önce Rakka’ya ulaşma çabasıdır.  Şam rejimi, Rakka’nın DSG güçlerinin tarafından kurtarılmasını istemiyor.

DSG, Şam için ‘terörist bir örgüt’

YPG öncülüğündeki DSG’nin Rakka’yı alması durumunda bu bölgeyi Şebha ve Akdeniz koridoru için takas olarak kullanmak isteyebileceğini bilen Suriye rejimi, bunu engellemek için elinden geleni yapmakta. Oysa ABD bunu zaten Rusya ile oturup konuşmuş. Şam yönetiminin YPG’ye yönelik saldırılarına, ABD de zaman zaman füze ve uçak saldırılarıyla karşılık veriyor. ABD’nin zamanı olmadığında ise, İsrail bu görevi ifa etmektedir...

Ortadoğu’da her bir kritik gelişme klasik güç dengelerinin yansıması olan tepkiler üretiyor. Sadece geçmişin hesaplaşmalarını ya da bunların güncel izdüşümlerini çabucak unuttuğumuzdan, her seferinde ortaya çıkan çelişkilerle afallıyoruz.

Yeni bir tehlike: Heşdi Şabi

Suriye’deki savaşta hiçbir şey basit bir denklem içinde ilerlemiyor. Denkleme giren yeni faktörler yerleşik güç dengelerini her defasında değiştiriyor. Çatışmaların aktörleri olan IŞİD, Heşdi Şabi, 2014’te Peşmerge’nin Şengal’i IŞİD’e terk etmesiyle yaşanan büyük felaketin ardından PKK’nin örgütlediği Ezdi direniş gücü YBŞ ve Suriye tarafında ABD’nin desteğiyle hedef büyüten DSG denklemin ana faktörleri.

Son olarak Heşdi Şabi’nin hem Suriye sınırına hem de Güney Kürdistan sınırına ulaşması birçok tarafı yeniden hesap yapmaya itiyor. Bir kere Kürdistan Bölgesi yönetiminin tartışmalı bölgelerdeki fiili Peşmerge kontrolünü hukuki bir çerçeveye taşıyıp düşlenen Kürdistan sınırlarını tamamlama planları, yeni bir meydan okumayla karşı karşıya. Heşdi Şabi’nin merkezi hükümetin otoritesini bölgeye yeniden taşıması, bağımsızlık referandumuna gitme hazırlığı yapılırken ve tarihi tespit edilmişken büyük bir tehlikeyi de kapının eşiğine getirmiş durumda. IŞİD karşısında Irak ordusunun dağılmasının ardından Büyük Ayetullah Ali Sistani’nin çağrısı üzerine oluşturulan Heşdi Şabi’nin orta kesimlerden kuzeye doğru adeta rüştünü ispat ede ede Kürdistan sınırlarına dayanması, Kürdler açısından hem yeni bir savaş cephesi, hem de yeni bir tehlike getirmiş durumda.

Yavuz Özcan: [email protected]

Gazeteci, yazar. 1987’de başladığı meslek yaşamında Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde çok sayıda gazete, ajans ve TV’de çalıştı, yöneticilik yaptı. Milliyet, Güneş, T. Diriliş, Ö. Gündem, Kürd-Ha gibi gazete ve ajanslarda savaş muhabirliği yaptı. Farklı TV’lerde araştırmacı programlar yaptı. İran-Irak savaşı, Lübnan iç savaşı, Filistin-İsrail sorunu, Meksika Zapatist ayaklanması, Kolombiya ve Sri Lanka - Tamil Elam savaşlarına tanıklık etti. Çalıştığı alana dair yüzlerce makale, haber, röportaj yayınladı. Fransa’da yaşamaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.