1. YAZARLAR

  2. Mehmet Pala

  3. Referanduma Giderken Nezaketi Elden Bırakmayalım
Mehmet Pala

Mehmet Pala

Yazarın Tüm Yazıları >

Referanduma Giderken Nezaketi Elden Bırakmayalım

A+A-

 

İnsanlığın, medeniyetin ana yurdu Fırat ve Dicle yatağı nice zamandan beridir acılar yatağıdır. Bin yılların acılarını kar yumağı gibi yuvarlayıp günümüze bir çığ olarak düşmüştür. Doğudan ve batıdan gasıplar geçti üzerinden. İmparatorlukların mütecaviz iştahının akıttığı kanlar, kıyımdan geçirdiği canlar tanığıdır Kurdistan coğrafyası… Kurdistan dağları bu gasıb imparatorluklara ve devletlere bin yıllardan beridir teslim olmamıştır… Hep bir azadlığ/özgürlük kavgasına sahne olmuştur.

İmparatorluklar çağından ulus devletler çağına geçiş evresinde dünyanın egemenleri ve Kürdistan üzerine siyasal evlerini kuran gasıb devletler hep beraber Kürtleri siyasal statüsüz devletsiz bırakmıştır. Kendi yetersizlikleri ve bahsi geçen devletlerin ihanetiyle Kürtler iki yüz bin nüfuslu kabilelerin devlet sahibi olduğu bir çağda devletsiz, öz siyasi otoritesinden yoksun kaldı.

Bizler kendi yetersizliklerimizin, zaaflarımızın, hastalıklarımızın farkına varmadan dışsal müdahalelerin açtığı yaraları dile getirerek kendimizi kandıramayız. Kendimizi aldatamayız. Ulusal birliğimizi, ittifakımızı, toplumsal vahdetimizi sağlamadan işgal edilmiş bir karış toprağımızı özgürleştiremeyiz. Birbirimiz sevmedikçe özgürlük bayrağının üzerinde dalgalandığı bir mezara dahi sahip olamayız. Birbirimize sahip çıkmadıkça milletimizin onurunu ayaklar altına alan milletimizin düşmanlarının kirli tuzaklarından emin olamayız.

Sahip olduğu imkânlarını müstezat milletimizin kazanımlarını yok etmek ve kölelik koşullarında tutmayı, politik ve siyasi programları haline getirmiş olan milletimizin düşmanlarının hilelerini görebilecek feraset ve basiretle donanmak elzemdir. Millet olarak saflarımızı sıklaştırıp aramıza şeytanları/ayartıcıları/aldatıcıları sokmamalıyız. Bunun için şeytanların kullana bileceği kin ve nefret tohumlarını ekmekten olabildiğince uzak durmalıyız. Birbirimize karşı nezaketli olmayı ahlaki zorunlu bir ödev bilmeliyiz. Kendimiz gibi düşünmese de, kendimiz gibi inanmasa da, kendimiz gibi yaşama biçimine sahip olmasa da iyiliği/güzelliği/estetiği hak eder her bir kardeşimiz/komşumuz/refikimiz…

REFERANDUM YAKLAŞIRKEN

Türk ulus devleti değişen Ortadoğu gerçekliğinde kendini yenileyerek en az zararla durumu kurtarmaya çalışıyor. Yüz yıldır üzerini örtmüş olduğu Kurdistan Hakikatinin inkişafını engellemek adına sanal gerçekler üretmekte, yalandan kutsallıklar oluşturmakta, sürekli canları toprağa verip kan akıtarak duygusal atmosfer yaratmakta, milletler ve halklar arasında yarattığı düşmanlıklardan medet ummaktadır. Aklıselimin faaliyet alanı bulmakta zorlandığı bu durumda misakı millinin muhafazası, Türk ulus devletinin bekası ve nefret suçu ile propaganda yapan muktedirlerin kurduğu bir sandıkla referanduma gidiyoruz. Referandum sandığını milletin ortasına getirip kuran muktedirlerin “HAYIR” reyini kullananlara “TERÖRİST” diyebildiği bir referandum. Olağan üstü hal koşullarında, Kenan Evren paşanın darbe anayasasının onandığı ortamı aratmayan bir referandum. Birkaç yıl sonrasında belki kendimize çokça kızacağımız ve “gerçekten ne kadar da ciddiye almışız bu tiyatral oyunu” diyeceğimiz bir referandum atmosferi…

 

 

HER KÜRDÜN OYU SAYGINDIR

Bu referandum yaklaşırken 12 eylül 2010 yılındaki anayasa değişikliği referandumu atmosferini hatırlamakta fayda vardır. O günün koşullarında Kürtler çoğunlukla iki tercihte yoğunlaşmışlardı. Kemalist vesayetin geriletilmesi adına “yetmez ama evet” diyenler bir tercih cephesinde yer almıştı. Diğer bir kesim ise yapılan değişikliğin 12 Eylül darbe anayasasının ruhunu incitmediğini, yargıya yapılacak müdahale ile sadece mevcut hükümetin iktidarını pekiştireceğini ve bunun yanı sıra “HAYIR” demenin ise darbe anayasasını onamak anlamına geleceğini belirterek “BOYKOT” cephesinde yer almışlardı. Ne oldu sonrasında? Kürtler açısından ne değişti? Kürtlerin seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları ve örgütlü yetişmiş insanları cezaevlerini doldurmuş durumda. Yetmez ama evet diyenler ile boykotçular cephesinde yer alanlar bugün mahpushane duvarlarına karşı şiirler yazıyor, şarkılar besteliyor. “kendim ettim kendim buldum”…

O günün “Yetmez Ama Evet” ve “Boykot” diyenleri bugün “HAYIR” cephesinde yer almaktadır. Oysa bu gün önümüze konulan referandum sandığı Türk Ulus Devletinin kendi öz meselesidir. Sandıkta verilecek oylarımızın referandum sonuçlarına yansıtılma garantisi bile yoktur. Hiçbir hukuki sınıra riayet etmeyen, ahlaki değere saygı göstermeyen devlet tavrıyla karşı karşıyayız. Kürtler olarak böylesine bir sandığı gerektiğinden fazla ciddiye almamız bizler için büyük bir yanılgı olur. Böylesine bir sandığa atılacak oylarımızın renkleri üzerinden birbirimizi incitmemeliyiz. Bizim öncelikli meselemiz siyasal statüye ve kendi kaderimizi tayin edebilecek eşiğe ulaşmamızdır. Önceliğimiz siyasal statüye ve kendi kaderini tayin etme eşiğine ulaştıracak Kürtler arasındaki yekiti/birliği ve ittifakı tesis etmektir. Bu perspektifle bakıldığında referandum sandığında Kürtlerin kendisinin/öz iradesiyle gerekçelendireceği her tercih saygındır. Kürtler olarak referandum sürecinde bir birimize karşı nezaketle yaklaşmak ahlaki zorunluluk olduğu gibi Kürtler arası ittifak ve birlik/yekitî için de stratejik gerekliliktir…

Referandum yaklaşırken referanduma dair yazmaya devam edeceğiz ömrümüz kifayet ederse…

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum