1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. RUANDA ŞİİRİ’NİN ÇAĞRIŞIMLARI
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

RUANDA ŞİİRİ’NİN ÇAĞRIŞIMLARI

A+A-

4812fda4-d328-443d-b977-6d70b858a1dd.jpg

 

 

 

Ax şair yüreği ax…

Neden adamı hep mayınlı alanlara sürüklersin.

Ben bu şiiri okurken bir türlü Ruanda’ya gidemedi şair yüreğim.

Çünkü kutsal bir devlet senfonisinin yirmi beş yıllık bir köleliğin bedeli olan bir emekli maaşının tümü uçak biletine yetmedi.

Gemi çok yolculuğu tehlikeli göründü bana.

Malum dünyayı işgal edenlerin Korsanları da var.

Trenlerdeki soğuk paslı demir yığınının gürültüsü çekilir gibi değil. Hem onlar da pek tekin değil. Trenlerdeki yankesicilerin bıçaklı salvolarına kaç defa tanık olmuşuz… Yani anlayacağın evdeki hesap çarşıya hiç uymadı.

Ruanda’ya gidemedim.

***

 

Hem elleri öpülesi o Anayı, Anaları bulmak ve görmek için o kadar uzağa da gitmeye gerek yoktu.

En uzağı elli liralık bir otobüs bileti ile Cizre’ye, Silopi ye.

Oradan Şırnak’a, Nisêbine seğirtirim. Sonra su misali kaçak bir geçişle Şengalê, Halepçeye, Kerkük, Musule. Ardından aynı yol ile Kamışlo, Şama, Helebe,

oradan Kobani,Êfrine....

Tekrar aynı hat üzeri Nisêbine. Oradan Meya Farkin’e gelirim. Oradan da Sura atlar gelirim.

Dilim ve giyimim bu topraklara yabancı olmadığı için kimse şüphelenmez benden pasaportun yok diye… Ama doğrusunu istersen çok tehlikeli bir yolculuk yaptığımın farkındayım... Eğer karşı hatların adamları yakalasalardı yüreğimi, galiba son atışları olacaktı.

Sahi şair dostum, yüreğe de pasaport sorarlar mı mayınlar, dikenli betonlar ve silahlı adamlar ile parçalanmış bir evin dört bir yanında? Gökte süzülen melek misali bir yürek hiç yakalana bilinir mi?

 

***

 

Oysa ben sana anaları anlatacaktım. Ama kelimelerim bile kaçak. Bu kaçak göçek kelimeler ile sana onları kadar doğru anlatabilirim ki, bilemem doğrusu. Kaldı ki ben o anaları, onların bu dünyada “yasaklı, bilinmeyen X dili” ile bile anlatmaya kalkışmadım. Biliyorum o güzel şiirlerin bile o dili sökemez.

Çünkü Yaradan’ın yaradılış kanunudur, her ananın şiiri ve anlatımı kendi dilinde daha güzeldir.

Evet, Şair dostum, ben sana tam da şiirinde anlattığın tablodaki bir zaman diliminde bir kısmını bedenimin bütünüyle, bir kısmını da yüreğimle gezdiğim yerlerde gördüğüm Anaları anlatacaktım… Tek tek Ana ve yer isimlerini söylemeyeceğim. Çünkü her yer kendi Anasıyla maruftur…

 

***

 

Bir Ana gördüm,

Bir kapı eşiğinde vurulmuş. İffetli giysileriyle merdivene up uzun serilmiş. Göğüs hizası yerinden yere akmış ve pıhtılaşmış kanlar görünüyor. Merhametli bir kaç el bekliyor bir an için toprakla buluşmak için. Memelerindeki helal süt ile büyüyen çocukları, temiz na’şına, sokakların hâkimi yabani hayvanlar zarar vermesin, diye kıyısında nöbet tutuyorlardı. Ben eminim belki de o helal sütü artık toprağa akıyordu.

Bir Ana gördüm,

Vurulan yüreğini kokmasın diye, bir dondurucuya koymuştu. Yürek, demirin buzlu soğukluğuna yapışmasın diye, ikide bir kapağı açıp yine kapatıyordu. Belki de yüreği orada tekrar canlanır diye bir umut savrukluğunu yaşıyordu.

Şengalde bir Ana gördüm, zebaniler gelinlik kızını ganimet diye zorun gücü ile kaçırıp götürmüşler. Onun yası ile karalar bağlamış, zülüflerini kökten kesmişti... Toprak bile kararıyordu tuttuğu yasın hicranından.

Analar gördüm,

Yuvası yıkılmış bir kırlangıç gibi yıkıntılar arasında yavrusunu arar gibi, o da bir yakınını arıyordu, bir tank, bir top mermisinin veya bir uçak bombasının moloza çevirdiği evinin yıkıntıları arasında…

Analar gördüm,

Meyve yükü ile birlikte kesilmiş incir ve zeytin ağaçlarının dalları arasına oturmuş yaslarını tutan...

Ax şair dostum ax...Ben daha ne analar gördüm....

Mevcut zaman ve zeminin anlatımına asla müsait olmadığı anaların hallerini gördüm, yaşadığımız coğrafyada. Ruanda ne ki?

Ruanda’ya ne gerek var, yaşadığın topraklarda bunca ana dramı varken...

Dedirtir cinsinden.

Ruanda uzak. Ruanda çok çok yabancı gibi kalıyor…

Çünkü Ruanda ne Kürtçe, ne Türkçe, ne Arapça ne de Farsça biliyor.

Evet, Ruanda da yanan yürek de buradakiyle aynı yürek. Orada da yaşanmış olan tam bir insanlık dramı...

Ancak kendi kapısındaki, kendi sokağındaki, komşusunun cenazesini kaldıramayan. Kendi topraklarındaki yaraları sağaltmayan bir şair yüreği neye yarar be dostum?

Bilmiyorum ben belki de çok yakından gördüğüm acıların sayrukluğu ile çok uçuk konuşuyorum. Sahi ben sana, benim kendi ellerimle Ortaokul arkadaşımın, annesinin ve babasının cenazelerini gömdüğümü hiç anlatmış mıydım? Doğduğum köyüme komşu bir köyde Kalleş bir gece baskınında vurulmuşlardı. Kim vurduya kurban gitmişlerdi kendi Evlerinde, en masum bir hal ile. Bütün masumiyetlerine rağmen...

 

***

 

Ax şair dostum ax...

Bizde acılar ne kabuk bağladı, ne de son verdi, Mardin, Diyarbakır, Batman bozkırlarında. Mezopotamya Ovalarında, dağlarında, köy, kasaba ve şehirlerinde...

Sahi dostum biz neden bu kadar çok yaranın, bu kadar çok acının iç içe geçtiği bir yerde dünyaya geldik? Bütün bu yaşadıklarımıza kader mi diyeceğiz? Kaderse bu kan ve zulüm neden sadece bu topraklarda?

Bütün kutsal kitaplar, bütün peygamberler neden bu yaralı coğrafyada dünyaya geldiler?

Lokmanı hekim bu toprağın yarasına derman bulmamış mıydı?..

İbrahim neyin boynunu kırmıştı?..

Mülkü Süleyman neyin muhkemliğini ifade ediyordu?

Emr olunan rüzgâr Belkısın tahtını ne diye Süleyman'a getirmişti?

Musa kimleri kölelikten kurtarmıştı?

İsa kimin sevgisinden söz ediyordu?

Xalil İbrahim kime, niçin xelil yani dost olmuştu?

Xatemülenbiya olan Muhammed neyin adını

selam yani barış koymuştu?

 

***

 

Ax şair dostum Ruanda çok uzak...

İyisi mi biz kendimize derman olalım.

Önce kendi Anamıza,Analarımıza öyle bir derman olalım ki,

o dermanın devası ile yeryüzündeki insan-hayvan

hiç bir Annenin gözlerinden tek bir damla göz yaşı akmasın...

Sevinç ve mutluluk gözyaşları hariç...

Analar hep gül ve mutluluk ile ansın bizleri...

Ruanda çok uzak olsa da

Mutluluk,dostluk ve barışa selam ile…

 

14.05.2020/ Amed yani Diyarıbekir

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum