1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Sakarya 592. Hafta: Tüm ülkenin gündemini 'başkanlık' sistemine sıkıştırmak, toplumsal dokuyu tahrip eder
Sakarya 592. Hafta: Tüm ülkenin gündemini 'başkanlık' sistemine sıkıştırmak, toplumsal dokuyu tahrip eder

Sakarya 592. Hafta: Tüm ülkenin gündemini 'başkanlık' sistemine sıkıştırmak, toplumsal dokuyu tahrip eder

Sakarya 592. Hafta: Tüm ülkenin gündemini 'başkanlık' sistemine sıkıştırmak, toplumsal dokuyu tahrip ede

A+A-

İslami Analiz/Haber Merkezi

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu, 592. hafta basın açıklamasında ülkenin gündemine oturan ve başkanlık sistemini öngören anayasa değişikliğini teklifini değerlendirirken, İslam dini açısından iktidarın niteliğine dair uyarılarda bulundu. Platform adına Sakarya Dayanışma Derneği’nden Kadrican Mendi’nin okuduğu açıklamada “Yaşanan siyasal krizin, yükselen ekonomik krizle birlikte ivme kazanarak, gittikçe derinleştiğini ve ülkeyi bir toplumsal krizin eşiğine getirdiğini görmemekte ısrar eden bir iktidar mantığının esiri olmuş durumdayız… Bugün sorumluluk mevkiinde olan iktidarın cevap vermesi gereken; dış siyasetten, güvenliğe, ekonomiden, hukuka, eğitime kadar onlarca hatalı politikası varken, tüm ülkenin gündemini “başkanlık” sistemine sıkıştırmanın, zaten patlama noktasına gelmiş toplumsal dokuyu onarılamaz şekilde tahrip etmekten başka bir işe yaramayacağı ortadadır. Siyaset bir alternatifler üretme sanatı iken, ülkeyi “başkanlık”tan başka hiçbir seçenek olmadığına ikna etmeye çalışarak yapılmak istenen şeyin, aslında halkın değil çok küçük bir iktidar zümresinin menfaatleri üzerinden kurgulandığı çok açıktır.” ifadelerini kullandı.

İslam’da iktidarın niteliğine dair uyarılara da yer verilen açıklamanın devamında Mendi şöyle konuştu: “İslam dini “tevhid akidesi” üzerine bina edilmiştir. Tevhid akidesi’nin özü; Allah’tan başka “muktedir” tanımamak,  sadeleştireceksek “kula kulluk etmemektir.” Bu yüzden İslam akidesine göre, yeryüzünde hiçbir iktidar, Allah’ın kullarını kendine kul edinemez. Hiçbir iktidar, insanları gazabıyla korkutup, rahmetine sığınmaya zorlayamaz. Hiçbir iktidar, insanları ellerinden rızkını almakla korkutup, “Rezzak”lık taslayamaz. Hepsinden önemlisi, hiçbir yeryüzü iktidarı, kendisini yegane seçenek, hata yapmayan kutsal bir merci olarak dayatamaz. Tarih boyunca resullerin mücadelesi de işte bu yüzden, kutsallaştırılan iktidarlara karşı Allah’ın hükmünü bildirmektir… Müslümanların esas alacağı şey iktidarlar değil, İslam’ın temel ilkeleridir.” Açıklamanın devamında Hz. Ebubekir’in halife seçildikten sonraki hutbesi okunarak “Müslüman açısından siyaset, sadece o ülkenin dindarları açısından değil, tüm toplum için, o ülke halkının tamamının maslahatının sağlanması için yapılması gerekenlerin tartışılacağı bir zemindir.” denildi.

SAÖP 592. Hafta Basın açıklaması

Başkanlık tartışmasının tüm gündemi işgal ettiği bir haftayı daha geride bıraktık.

Yaşanan siyasal krizin, yükselen ekonomik krizle birlikte ivme kazanarak, gittikçe derinleştiğini ve ülkeyi bir toplumsal krizin eşiğine getirdiğini görmemekte ısrar eden bir iktidar mantığının esiri olmuş durumdayız.

Siyaset bir alternatifler üretme sanatı iken, ülkeyi “başkanlık”tan başka hiçbir seçenek olmadığına ikna etmeye çalışarak, üstelikte ikna etmekten uzak ve hoyrat bir dille ve sistem içi çelişkileri daha da derinleştirilerek yapılmaya çalışılan şeyin, aslında halkın değil çok küçük bir iktidar zümresinin menfaatleri üzerinden kurgulandığı çok açıktır.

Bugün sorumluluk mevkiinde olan iktidarın cevap vermesi gereken; dış siyasetten, güvenliğe, ekonomiden, hukuka, eğitime kadar onlarca hatalı politikası varken, tüm ülkenin gündemini “başkanlık” sistemine sıkıştırmanın, zaten patlama noktasına gelmiş toplumsal dokuyu onarılamaz şekilde tahrip etmekten başka bir işe yaramayacağı ortadadır.

İktidar;  kendini ülkenin dindar insanları gözünde kutsallaştırarak, kendini “her türlü hata ve noksandan münezzeh” miş gibi dayatarak,  aslında en büyük zararı kendisine islami hassasiyetler yüzünden destek veren kesimlere yapmaktadır.

İslam dini “tevhid akidesi” üzerine bina edilmiştir ve bu zemin ortadan kalktığında ortada Allah (c.c)ın resulleri vasıtasıyla tahkim ettiği “ed-Din” değil, iktidarların kendilerine payanda ettikleri içi boş kutsallıklardan başkası kalmaz.

Tevhid akidesi’nin özü; Allah’tan başka “Muktedir” tanımamak,  sadeleştireceksek “kula kulluk etmemektir.”

Bu yüzden İslam akidesine göre, yeryüzünde hiçbir iktidar, Allah’ın kullarını kendine kul edinemez.

Hiçbir iktidar, insanları gazabıyla korkutup, rahmetine sığınmaya zorlayamaz.

Hiçbir iktidar, insanları ellerinden rızkını almakla korkutup, “Rezzak”lık taslayamaz.

Hepsinden önemlisi, hiçbir yeryüzü iktidarı, kendisini yegane seçenek, hata yapmayan kutsal bir merci olarak dayatamaz.

Tarih boyunca resullerin mücadelesi de işte bu yüzden, kutsallaştırılan iktidarlara karşı Allah’ın hükmünü bildirmektir.

Dolayısıyla, özellikle son derece politize olmuş İslami grupların, mevcut iktidara adeta bir “kutsallık” izafe eden tutumları kendileri açısından problemlidir.

Müslümanların esas alacağı şey iktidarlar değil, İslam’ın temel ilkeleridir.

İktidar da devlet de bir Müslüman açısından bu ilkelerin canlı tutulması açısından ancak birer araçtır, mutlak ve ebedi değildir.

İktidarlar; sadece, insanlar arasında adaletin sağlanması, servetin belli ellerde yığılmasının engellenmesi ve tüm topluma adil bir şekilde dağıtılması, emek sahibine hakkının noksansız verilmesi, doğaya ve insana zarar veren hiçbir uygulamaya cevaz verilmemesi, dinin bir geçim kaynağı olmaktan, bir oyun ve eğlence haline dönüştürülmesinden kurtarılması, idarenin her türlü keyfiliğinin bizzat Müslümanlar tarafından engellenmesi, sadece Müslümanların değil, toplumda yaşayan herkes için bu ilkelerin uygulanmasından ve bu ilkelerin hayata geçirilebilmesi için gerekli olan siyasi ve idari mekanizmaların ihdası ve muhafazasından sorumlu ve sadece bu konularda yetkilidirler.

Allah Resulü’nün irtihalinden sonra kendisine biat edilen Hz. Ebubekir’in Müslümanların huzurunda yaptığı konuşma bu açıdan son derece önemlidir.

Hz. Ebubekir şöyle söylüyor;

“Ey insanlar! Size halîfe oldum, ama bu, sizden daha hayırlı olduğumu göstermez  İdaremde isabetli olduğum sürece bana yardım edin  Doğruluktan ayrılırsam beni düzeltin  Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir  İçinizde zayıf olan, hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir  İçinizde kuvvetli olansa, ondan hakkı olanların, hakkı alınıncaya kadar zayıftır .  Bir millette kötülük yaygın ve revaçta olunursa Allah o milleti belâya düşürür.  Sizler Allah ve Rasûlü' ne itaat ettiğim sürece bana itaat edin  Bu itaatten ayrılırsam artık sizin üzerinizde itaat görevi kalmaz  …”

Aziz dostlar;

Bir Müslüman açısından siyaset, sadece o ülkenin dindarları açısından değil, tüm toplum için, o ülke halkının tamamının maslahatının sağlanması için yapılması gerekenlerin tartışılacağı bir zemindir.

Platformumuz kurulduğu günden beri islami kimliği esas alan duruşu dolayısıyla, öncelikle kendini İslami kimlikle tanımlayan yurttaşlarımıza bu uyarıları yapmayı, Allah (c.c)’ın bir emri olarak görmektedir.

Rabbimiz kendine Müslüman diyenleri “ birbirlerine iyiliği, marufu emretmekle ve yine birbirlerine her türlü kötülüğü yasaklamakla” emrediyor.

Sözlerimizi yine Rabbimizin sözleriyle tamamlamak istiyoruz.

“İyilik ve takva hususunda birbirinizle yardımlaşın. Günah ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir.” MAİDE- 2

SAÖP Sakarya Dayanışma Derneği

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.