1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Şii âlimleri, bağımsızlık referandumuna ne diyor?
Şii âlimleri, bağımsızlık referandumuna ne diyor?

Şii âlimleri, bağımsızlık referandumuna ne diyor?

Kürdistan Bölgesi 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumuna giderken bir çok kesimden destek de artıyor. Daha önce Kürdistan medrese seydaları ve Alevi dedeleri bağımsızlığın Kürtlerin hakkı olduğunu ifade etmişti.

A+A-

Batıda ve Kürt kentlerinde yaşayan bazı Şii âlimleri ise bu konuda farklı düşünüyor. Bazı âlimler Kuran-ı Kerim’den örnek vererek bağımsızlığın Allah’ın ayetlerinden olduğunu söylerken bazıları da İslami olarak devletleşmeye karşı olduklarını söylüyor.

“Bağımsızlık Kürtlerin de hakkıdır ama…”

“Araplar, Farslar ve Türkler gibi Kürtlerin de devlet olma hakkı vardır” diyen Abdulselam Çiçek şu değerlendirmede bulunuyor: “Zulüm kimden gelirse ya da kime yönelirse insanlık suçudur. Her insan eşit doğar. İnsan hakları her insan için bir haktır. Bağımsız bir devlet Arap, Fars ve Türk için hak ise Kürtler için de haktır. Eğer Kürtler hukuk çerçevesi içerisinde bağımsız bir Kürt devleti için referanduma gidiyorlarsa kimsenin engel olma hakkı yoktur. Ama şimdi şartların uygun olmadığını düşünüyorum.”   Çiçek, ‘Neden şartların uygun değil’ sorusunu ise şöyle cevaplıyor: “Şuan Irak’ın sorunları Kürtlerin sorunlarında daha büyüktür. Irak’ın önce terör belasında kurtulması gerekiyor. Terör sadece Kürtlere bela değil, bölgedeki diğer haklara da bela olmuş. ”

“Kürtler Allah’ın ayetlerindendir”

Referandum sürecinde Kürtlerin birlik olması gerektiğine vurgu yapan Ayetullah Aşitî de Kuran-ı Kerim’de geçen “Her millet bir ayettir” sözüne binaen “Kürtler de Allah’ın ayetlerindendir” diyor. Referandumu Kürtler için ‘Tarihi bir fırsat’ olarak değerlendiren Aşitî sözlerini şöyle sürdürüyor: “Dillerimizin ve renklerimizin farklı oluşu Allah’ın ayetlerindendir. Şimdi Allah’ın birer ayeti olan bütün topluluklardan oluşan 200’e yakın devlet var. Kürtler de bu ayetlerin içerisinde yer alan bir halktır, onun için bütün milletler gibi Kürtlerin de devlet olma hakkı var. Barzani ailesinin uzun zamandır verdiği mücadele meyvesini vermeye başladı. Aklını biraz kullanan bir Kürt bu tarihi fırsatı tepmez. Kürdistan din adına İslam ülkelerine köleleştirildi. Bugün 22 Arap, 6-7 Türk ve 1 Fars devleti kendi aidiyetiyle Müslüman kalabiliyor. Ama ne hikmetse Kürtler kendi kimliğiyle ayakta durmaya çalıştığı zaman maalesef onlara göre İslam’dan çıkıyormuşuz. “

“Kürtlerin hakkı verilsin ama referanduma karşıyız”

Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Ali Yeral ise bağımsızlık referandumuna karşı çıktığını söylüypr. Yeral gerekçesini ise şöyle açıklıyor: “Biz normal şartlarda herkesin özgürlüğünden ve bağımsızlığından yanayız. Referandum yeni sınırların çizimi yeni devletçiklerin çıkarılması şeklinde neticelenecekse buna karşıyız. Tabi bu demek değildir, Kürt kardeşlerimizin bu ülkelerde hakları verilmesin, ezilsin kesinlikle buna karşıyım. Türkiye’de bir Türk ne kadar haklara sahip ise bir Kürt de o haklara sahip olmalıdır. Bunlar İran ve Suriye için de geçerlidir. Kürt kardeşlerimin bütün siyasal, ekonomik, sosyal, dini ve bütün diğer haklarına haiz olmasını istiyoruz.”

“Kürtlerin kendini tayin hakkı vardır ama…"

Mehmet Zeki Kaçar ise Hucurat  Suresi’nin 13’ncü ayetini örnek vererek şunları söylüyor: “ ‘Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır’. Renginiz, diliniz, yaşam biçiminiz, ideolojiniz, mezhebiniz vb. farlılıklarınız birbirinizle çekişmenizi gerektirmez ve bu farklılıklarınızın Allah katında hiçbir değeri yoktur şeklinde bir sonuç çıkar ki bu yaklaşım aynı zamanda insanidir. Bu açıdan çerçeveyi genişlettiğimizde toplumların kendi kaderlerini tayin hakkının hem insani hem de İslami olduğunu söyleyebiliriz. Elbette Kürtlerin de kendi kaderlerini tayin etme hakları vardır. Üzerinde durulması gereken asıl mesele şu; bağımsızlığını ilan edecek olan Kürtler tam da toplumların ihtilaflarının zirvede olduğu bir dönemde bu kararı alacak. Üstelik komşuluk ilişkilerinin bireysel ve toplumsal bazda yaşamın idame edilmesindeki yerini bilmeyen yoktur.”

“Bir köprü görevi görmeliler…”

Hasan Kanatlı: "Kürtler, bölgenin en eski yerleşik kimliklerinden biridir. Mezopotamya,  Kürtlerin bölgesidir. Kürtler; dünyada kalabalık nüfusa sahip olup da devleti olmayan ender milletlerden… Tabi ki Kürtlerin devlet sahibi olmaları en tabii haklarıdır. İnsani olan her şey aynı zamanda İslamidir de. Ve yine İslami olan her şey aynı zamanda insanidir de. İslami ve insani olanı şudur bence; Kürtler çok asil bir millettir. Hele ki son yıllarda İŞİD savaşında gösterdikleri duruş ve tarafsız davranışları, tüm kesimlerin takdirini kazanmıştır. Aynı durumlarını sergileyip dört komşuları olan İran, Irak, Türkiye, Suriye ülkeleri arasında bir köprü oluşturup Batılı emperyalist ve Siyonistlere karşı ortak bir cephe oluşturabilirler.”

“İslam’da sınır yok, ümmet kardeşliği vardır”

 Ehlibeyt Alimler Derneği Genel Başkanı Kadir Akaras: “İslami olarak düşündüğümüzde Türk esaslı, Kürt esaslı, Arap esaslı ve Fars esaslı devletleşmeye karşıyız. İslam’da sınır yok ümmet kardeşliği vardır. Şunu her zaman söyledik: Türkiye, Irak, İran ve Suriye’nin Kürt vatandaşlarının haklarını koruması gerekiyor. Dolaysıyla yapılacak referandumda Irak toprak bütünlüğünü bozacağı için hem şahsım adına hem de mensup olduğum kurum olarak yanlış buluyoruz. Suriye için aynı şekilde bölünmesine karşıyız. Bu Türkiye için de Arabistan için de İran için geçerlidir”.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum