1. YAZARLAR

  2. Mehmet Pala

  3. Sırtınızdaki yük hissettiğiniz kadardır
Mehmet Pala

Mehmet Pala

Yazarın Tüm Yazıları >

Sırtınızdaki yük hissettiğiniz kadardır

A+A-

Sırtınızda ki yük hissettiğiniz kadardır. Haklarınız gasp edilmiş ise, geri bırakılmanızı sağlayan mekanizma sistematik bir devlet politikasına dönüşmüş ise, kendi kendinize yabancılaştırmak adına eğitim/öğretim/irşat/ tebliğ/vaaz/ sohbetlere maruz kalmışsanız, ekonomik/ kültürel/sanatsal/inançsal olarak sadece tüketici olmuşsanız ve bunların hepsinin farkındaysanız yükünüz ağır demektir.

Kürdistan’ın kuzeyinde ki Kürtler olarak bizlerin, insanlığın imparatorluklar devrinden ulus devletler devrine evirilme sürecinde payımıza inkâr, asimilasyon, katliam ve zorunlu iskân düştü. Bu durumun biz kuzey/bakur Kürtlerinde yarattığı tesir ise çok boyutlu olarak halen devam etmektedir.

 Öz güveni olmayan, işgalcileri karşısında onanmak ihtiyacı hisseden, kendine sunulan sınırlar çerçevesinde düşünüp yaşayan büyük bir Kürt nüfusu mevcuttur. Bunun yanı sıra insan olmaktan kaynaklı fıtri haklarını savunan, ulus olmaktan kaynaklı siyasal statü talebinde bulunan ve bu talepleri için ciddi bedeller ödeyen Kürtlerin nüfusu da azımsanmayacak düzeydedir.

Değişen dünya dengeleri, Ortadoğu koşulları Kürdistan’ın her bir parçasında siyasal statü taleplerini daha belirgin hale getirmekte ve bu talepler daha güçlü bir şekilde dile getirilmektedir. Bu talep karşısında Kürdistan coğrafyasını uzun yıllardır işgal etmiş olanlar boş durmamaktadırlar. Kürtlerin statü taleplerini silahla, diplomasi ile ve şeytanın akla getirdiği her yolu deneyerek bu talepleri bastırmaya çalışmaktadırlar.

Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve Kürdistan’ın bağımsızlığı davası bugün Kürt gençleri için herhangi bir ideolojik kavga değildir. Ontolojik bir varoluş kavgası olmanın yanı sıra büyük acıların anısına sahip çıkmanın şeref ve haysiyet kavgasıdır aynı zamanda. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve Kürdistan’ın bağımsızlığı davası lokal olmayıp hayatın her alanını kuşatan komplike bir davadır. Ve bu dava sloganlar ile sürdürülebilir, sloganlarla başarıya ulaşabilir bir dava değildir.

Her kürdün omuzlarına özgün yükler bindiren bu dava, kürdün sosyal hayatta kapladığı her yerde özgün ve özgür kürdî bir tarz yarattığı davadır. İktisad, sanat, edebiyat, eğitim, öğretim, dil, metodoloji, siyasal politik alan, sivil toplum örgütlenmeleri, inanç ve ahlak sahası, hukuk, sosyoloji, örgütlenme ve muhalefet etme alanları Kürtlerin ehliyet ve liyakatle doldurmaları gereken sorumluluk alanlarıdır.

Bağımsızlık öncelikle bu alanlarda içerik üretebilmekle başlar. Eğer başkalarına bağımlı olarak sadece tüketiyorsak, içerik üretemeyecek durumda isek bilmeliyiz ki özgürlüğe açılan kapı bizlere kapalıdır.

Sloganlarla, hamasi nutuklarla, lümpen devrimcilik ayaklarına yatarak, ütopik reel olmayan ideolojik metinler derleyerek özgürlüğün kapılarını açamayız. Bugün Kürt ve Kürdistan meselesini siyasal alandan soyutlayarak ele almak büyük yanılgılar barındırdığı gibi Kürt ve Kürdistan meselesini siyasi bir meseleden ibaretmiş gibi ele almak da büyük yanılgılar barındırmaktadır.

 Bütüncül yaklaşımlarla, hayatın tamamının organik bir yapı olduğunu, her şeyin birbirini etkilediğini dikkate alarak tevhidi bir yaklaşım ortaya koyma zorunluluğumuz vardır. Kısır döngülere kendimizi hapsedemeyiz. Kürtlerin kendi kaderini tayin edebilme noktasına erip, siyasal statüsünü elde etmesine kadar yürüyeceği yolun doğası gereği direnç noktalarıyla karşılaşacaktır. Ki bu yürüyüşünde Kürtler hali hazırda dirençle karşılaşmakta ve büyük acılar yaşamakta, ağır bedeller ödemektedir.

Kürtler meşruiyet kaynağı olabilecek bütün kutsal metinler, uluslararası sözleşmeler ve hukuksal belgelerde siyasal statü talepleri ve siyasal statüyü tesis etme mücadeleleri meşrudur. Kürtlerin bu meşru haklarını gasp edenler Kürtlerle uzlaşmayı, siyasal olarak anlaşmayı denemek bir yana Kürtleri yok saymışlardır.

Her meşru taleplerini terörize etmişlerdir. Kürtlerin bireysel, sosyal ve siyasal haklarının gaspında ısrarcı olmuşlardır. Ahmed é Xané’den, Melayé Cizîrî’den günümüze kadar Kürt ulemasının, Kürt aydınının, filozof ve şairlerinin ortaya koymuş oldukları eserler, Kürdistan davasının savunucusu olan Şeyh Ubeydullah Nehrî, Şeyh Mahmud Berzencî, Kadi Muhammed, Mele Mistefa gibi örneklikler ve daha pek çok dava insanı yaşadıkları dönemde ortaya koymuş oldukları pratikler ile bizlere zengin bir tarih ve tarih bilincini miras olarak bırakmıştır.

Kürdistan’ın özgürlüğü davasını yürüten çağdaş hareketler, partiler ve cemaatler de ortaya koymuş oldukları mücadeleleri ile deneyimleriyle bizlere sosyal ve siyasal laboratuvar olanakları sunmaktadır. Kürdistan’ın bağımsızlığı davasında bu deneyimler kürdistanî şuurun oluşmasına da ciddi katkılar sunmaktadır.

Bizler, yüz yıllardan beridir süre gelen Kürt özgürlük mücadelesinin ve Kürdistan’ın bağımsızlığı davasının mirasıyla oluşan milli cephenin özgün neferleriyiz. Rabbimizden duamız o dur ki milletimizin özgürlüğü ve ülkemizin kurtuluşu yolunda bizleri hizmetkâr etsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum