1. HABERLER

  2. ÖZEL DOSYA

  3. Sivil itaatsizlik ve Kürtler
Sivil itaatsizlik ve Kürtler

Sivil itaatsizlik ve Kürtler

Kürt meselesini şiddetle bastırmayı hala düşünen devlet için Kürtlerin en basit sivil itaatsizlik eylemleri bile kolayca terör faaliyeti olarak gösterilebilmiş ve cezasız kalmamıştır.

A+A-

İbrahim TEKPINAR


On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında değişen Avrupa politikası ve Osmanlı Devleti'nin Avrupa ve özellikle Fransa ile yakınlaşmasıyla birlikte Osmanlı ordusunda Fransız subaylar ve teknisyenler istihdam edilmeye başlanmıştır. Bu durum birçok Fransız'ın İstanbul'a gelmesine vesile olmuştur. Bunlardan birçoğu Osmanlı Devleti tarafından çağrıldıkları için din değiştirmemiştir. Bonneval Ahmet Paşa olarak bilinen Humbaracı Ahmet Paşa , Baron de Tott , André-Joseph Lafitte-Clavé  gibi komutanlar Osmanlı ordusunda görevler almışlardır.

Osmanlı modernleşmesinde de Fransız etkisini görmek mümkündür. Yine Ortadoğu'nun basın ile tanışması bile Fransızların etkisiyle oluşuyor. Bernard Lewis “Ortadoğu’nun basın ile tanışması ise Fransız Devrimi’nin doğrudan bir sonucudur; Gazete Française de Constantinople adını taşıyan ve Fransız elçiliği tarafından yayınlanan gazete ise dünyanın bu bölgesinde basılan ilk gazetedir.” der. Osmanlı’daki kültürel yaşamın içinde e Fransız etkisi azımsanacak kadar değildir. Askeri okullardaki eğitimin de Fransızca olması sebebiyle yıkılan Osmanlı Devleti’nin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrolarının çoğunun yabancı dilinin Fransızca olma sebebi de bundandır.

Her iktidar kendisinden önceki iktidarla olan savaşını “yeni bir hafıza” yaratarak da yapar. Osmanlı Devleti’nin izlerini toplumun hafızasından silmeye çalışmak adına yapılmış uygulamalar, icraatlar,devrim diye sunulan bazı gelişmeler tamamen yeni bir hafıza yaratım sürecinin devamıdır. 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu öz Türkçeleştirme çalışmalarına başladı. Bu çalışmalar ile birlikte yeni bir hafıza da yaratılmaya çalışıldı. Öz Türkçeleştirme çalışmaları yapılırken yine Fransız kültürünün de etkisi oldukça fazladır. Şu an bile kullandığımız kelimelerin çoğu Fransızca kökenlidir. Okul,üniversite, modern, general, teori, silindir, simetri, kare, kapital, genel, balans, evrim, idol, kapasite, sosyal, onur,  felsefe, mit, sivil...

Sivil itaatsizlik kavramı:

Sivil veya orijinal haliyle  “civil”  Fransızca kökenli ve “askeri olmayan” “üniforması olmayan” anlamlarına gelen bir kavram. Sivil İtaatsizlik dediğimiz doktrin ise Amerikalı Henry David Thoreau’ya ait bir öğretidir. İlk olarak Henry David Thoreau'un savaşı finanse etmeyi kabul etmeyip, vergi vermeyi reddetmesiyle ortaya çıkıyor. 1849 yılında Amerika’da Henry David Thoreau (1817-1862) tarafından kullanılmıştır. Sivil itaatsizlik kavramının oluşumunda Meksika Savaşı önemli yer kaplar. Meksika ile yapılan savaşın amacının, zenci köleliğini yeni bir bölgeye yaymak olduğunu düşünen Thoreau’nun; böyle adaletsizlikler yapan bir hükümeti mali bakımdan desteklememek için kelle vergisini ödemeyi reddetmesi üzerine hapse girmesi; onun “Sivil İtaatsizlik” isimli makalesini yazmasına neden olmuştur. Bu kavram ve eylem biçimi daha sonra Gandhi, Martin Luther King, Rosa Parks ve onları izleyen binlerce adalet  yanlısına ilham olmuştur. Kavram her ne kadar Henry David Thoreau ait bir kavram ise de kökenleri dinlerin ve peygamberlerin eylemlerine kadar dayanır. Şuara 39.Ayette "Onların hakkına tecavüz edildiği zaman hep birlikte yardımlaşarak haklarını alırlar." denir ya da Hz. Muhammed'in “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” (Müslim, İman 78; Tirmizi, Fiten 11) hadisi sivil itaatsizliği karşılayan bir tabir. Zulmü ortadan kaldırmaya yönelik sivil ve şiddet içermeyen “kalben buğz(karşı çıkmak)” tabiri bile bu konuda çalışmalar yapmış John Rawls’un tanımını karşılar. John Rawls’a göre sivil itaatsizlik, “yasaların ya da hükümet politikasının değiştirilmesini hedefleyen, kamuoyu önünde icra edilen (aleni), şiddete dayanmayan, vicdani, ancak yasal olmayan politik bir eylemdir”. Eylemlerin şiddetsiz olması, iktidara talip olmaması yani iktidarı elde etmek için değil var olan yanlışı düzeltmeye yönelik olması ve tamamen siviller tarafından yapılıyor olması eylemi "sivil itaatsizlik " eylemi kategorisine almaya yeten sebepler arasındadır. Kavramı sonradan kullanan Gandi' de dini bir temele dayandırmıştır. Bu temel  “Satyagraha Felsefesi’dir.Satyagraha Hint halkının İngiliz emperyalizmine karşı savaşımının kılavuz felsefesi olmuştur. Yine 1955 senesinde Amerika’da Alabama eyaletinin başkenti Montgomery de Rosa Parks'ın otobüste bir beyaza yer vermeyi reddedip sonrasında yaşanan boykot bir yıl gibi bir süre devam etmiş ve Montgomery’de ki belediye otobüslerinde siyahlara yönelik bu ayrımcı uygulama 1956 yılının Aralık ayında kaldırılmıştır. Türkiye'de bir döneme damgasını vuran "duran adam " yakın zamanda gündeme gelen "açlık grevleri", imza kampanyaları birer sivil itaatsizlik örnekleridir .

Kürtler ve Sivil İtaatsizlik Kavramı:

Gerek Osmanlı ve ulus devlet yaratım sürecinde olan Türkiye de sivil itaatsizlik kavramları çok sonra görülen örneklerdir. Leyla Zana’nın 1991 de mecliste yaptığı konuşma yakın tarihimizin en fazla bilinen ve ses getiren eylemleri arasındadır. 1995 yılında , ilhamını Arjantinli Madres de la Plaza de Mayo –Plaza del Mayo Annelerinden alan ve 1980 ve 90larda bizzat faili belli ama ismi “Faili Meçhul” olarak bilinen Cumartesi Annelerinin Galatasaray Meydanında ve ülkenin çeşitli meydanlarında yaptığı eylemleri de bilinen örneklerdendir. Sivil Cuma Namazı eylemleri de özü itibariyle tam sivil itaatsizlik eylemidir.  Diyarbakır’da Sivil Cuma Namazını kıldıran imam Zahit Çiftkuran “Biz camilerde sistem için çalışan ve Türk-İslam sentezini dayatan imamlara karşıyız. Bizim içimizde medrese eğitimi görmüş yüzlerce imam var. Kimse bize din dersi vermesin. İslam’ı yeniden yazacak halimiz yok, İslam islam’dır. Biz bugün insanların artık birbirini öldürmemesini istiyoruz. İnsanlar arasında ölüm olmasın, barış gelsin istiyoruz" diyerek yapılan eylemin aslında amacını belirmiştir. Yine de durum devletin gözünde terör propagandasından öteye gidememiştir. Çünkü; Kürdün en basit ve şiddete bulaşmayan taleplerini bile kendine tehdit olarak görmekteler. Türk İslam Senteziyle beslenen siyasetçiler kendi mahalleri olarak gördüğü “diyanetin” başkaları tarafından eleştirilmesine bile tahammül etmemişlerdir. Diyanetin Kaldırılması tartışmalarının yaşandığı dönemlerde Selahattin Demirtaş’a tepki verenlerin tamamı yine Türk İslamcı gelenekten gelen partiler ve siyasetçiler olmuştur. BBP, AKP, MHP gibi partiler tepkiyle karşılamış, HDP vekili Altan Tan katıldığı bir programda 1993 yılında çıkan "Yeni Zemin" adlı dergideki AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner'in "devlet dinden elini çekmeli" ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın "Dinin özgürleşme talebi" yazılarını göstererek  eleştirilerde bulunmuştu.

Sonuç olarak:

Kürt meselesini şiddetle bastırmayı hala düşünen devlet için Kürtlerin en basit sivil itaatsizlik eylemleri bile kolayca terör faaliyeti olarak gösterilebilmiş ve cezasız kalmamıştır. Yine Henry David Thoreau gibi vergi vermeyi reddetmek, savaşı finanse etmeyi reddetmek suçların en büyüğü ama Kürdün kendi evi gibi gördüğü toprakları işgale giderken diyanetin camilerinden “Fetih” Sureleri okutup, yine kendi “müteahhitler ordusunu” vergi indirimi ile affetmek tamamen yasal ve helal.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.