1. YAZARLAR

  2. Fehim Taştekin

  3. Siyon düşünde Arap çözülmesi
Fehim Taştekin

Fehim Taştekin

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyon düşünde Arap çözülmesi

A+A-

İsrail karşıtlığının bir araya getirdiği Araplar bugün sahip oldukları potansiyeli Yahudi devletini rahatlatacak bir konseptin hizmetine sokuyor. Arap devletlerinin birçoğu artık Filistin’i yük olarak görüyor.

İsrailliler, Arap kapılarının kendilerine açılmasını ‘düşük ateşte uzun süre pişirilen’ bir yemeğe benzetmekte haksız sayılmazlar. İsrail’i huzursuz eden rejimler ya da unsurlar barındıran ülkeler son 15 yıllık zaman diliminde cehennem yolculuğuna çıkartıldı. Irak, Suriye, Libya ve Yemen çökertildi, felç edildi ya da dişleri söküldü. Muhannete muhtaç hale sokulan 99 milyonluk Mısır limana zincirlendi.

 

Bu sürecin ‘istenmeyen sonucu’ İran’ın nüfuz alanının genişlemesiydi. Hizbullah’ın direnişi sayesinde İsrail’in 2000’de Lübnan’dan çekilmesi, Filistin’de yeni intifada dalgası, 2003’te ABD’nin Irak işgaliyle Tahran’ın müttefiklerinin Bağdat’ta dümene geçmesiyle oluşan yeni siyasal coğrafyadaki İran’ın yerine dair 2004’te Ürdün Kralı Abdullah’ın tespiti “Şii hilali oluşuyor” şeklindeydi. İsrail bu referansı havada kaptı. Bugüne kadar Araplara ustaca “Sizin için asıl tehlike Yahudiler değil Şiilerdir” demenin yollarını buldu. Yeni siyasal flama ‘Sünni Arap’ mottosuyla dalgalanır hale geldi. Geçen yıl İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Arapların önüne koyduğu çerçeve şuydu:

“İran’ın planı, iki Şii hilaliyle Orta Doğu’yu kontrol etmek. Bunlardan ilki İran’dan Irak’a, oradan da Suriye üzerinden Lübnan’a uzanıyor. Diğeri ise Bahreyn ve Yemen üzerinden Kızıl Deniz’e uzanıyor. Bunun gerçekleşmesini önlemek zorundayız.”

Eisenkot “İran’a karşı Suudi Arabistan ve diğer ılımlı Arap ülkeleriyle tecrübe ve istihbarat paylaşmaya hazırız” diye ekliyordu.

İRAN’I KUŞATALIM AMA…

2014’de Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) ürkütücü yükselişi, hedeflenenin aksine, İran’ı Irak’ta daha fazla söz sahibi ederken Suriye’yi ipten alan da Rusya ile birlikte İran oldu. Lübnan’da Hizbullah bu süreçte daha güçlendi. Arap Yarımadası’nda ise anti-Siyonist çizgisiyle Hizbullah’ı hatırlatan Zeydilerin örgütü Ensarullah, Yemen’de palazlandı. Buna karşın İsrail ve ABD’nin Körfez’deki müttefiklerinin başını çektiği yeni seferberlik “İran tehdidini bertaraf etmek” diye kodlandı. Amerikan, Fransız ve İngiliz silahlarıyla kuşanmış Suud-Emirlikler koalisyonu 2015’te Yemen savaşını bu konsept üzerine kurdu. İsrail’in Suriye’ye saldırıları İran ve Hizbullah’ı sınırlardan uzak tutma bahanesine dayandırıldı. (Neyse ki Rusya’nın Suriye’ye S-300 yerleştirmesi Suriye semalarındaki korsanlığı frenledi.)

Mayıstan bu yana tedavülde olan strateji ise ABD’nin dayattığı ambargo ve yaptırımlarla İran’ı ekonomik olarak çökertmek ve bölgede operasyon yapamayacak duruma sokmak.

Kuşatmada dördüncü perde ‘Arap NATO’su ile açılıyor. Washington’ın Orta Doğu Stratejik İttifakı (MESA) adını verdiği ortak ordu muhtemelen ocakta resmen ilan edilecek. Arap NATO’suna giriş kabilinden ‘Manama Diyalogu’ adı altında genelkurmay başkanları ve dışişleri bakanları düzeyindeki toplantılardan sonra Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün 3 Kasım’da Mısır’da ortak askeri tatbikata başladı. Suud-Emirlikler ikilisinin hararetle, diğerlerinin gönülsüzce ya da ‘el mahkum’ katılım gösterdiği bu ordunun ciddiyeti bir kenara Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) altı üyesinden biri olan Katar’ın dışlanması önemli bir eksiksiz. 2017’de Katar’ı boğma hamlelerinin ters tepmesi, Doha’nın İran’a yakınlaşıp Türk kalkanıyla kuşanması Trump’ı yeniden düşünmek durumunda bıraktı. İran’a karşı Körfez’de ortak cephe görüntüsünü önemseyen Trump şimdi Katar’ı tekrar gemiye aldırmanın derdinde. İkili oynayan Katar da kendisinin ABD ve İsrail için ne denli elzem bir ortak olduğunu göstermeye çalışıyor. Mesela İsrail’i Gazze’de rahatlatma misyonu için pek gönüllü. 30 Mart’ta sınırlarda baskıyı artıran ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ İsrail’i hayli ters köşeye yatırdı.

 

Trump yönetimi, Filistinlilerin ‘Felaket (Nekbe) Günü’ olarak andığı 15 Mayıs’ın arifesinde Tel Aviv’deki büyükelçiliği Kudüs’e taşıyarak Gazze sınırındaki gösterileri iyice alevlendirmişti. Katar bu gösterileri durdurma garantisiyle Gazze’deki sağlık ve elektrik altyapısının iyileştirilmesini önerdi. Bu öneriyi ifşa eden İsrail’in UNESCO Temsilcisi Carmel Shama-Hacohen’e göre, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman, Fransız-Yahudi işadamı Philip Solomon ve Haham Avraham Moyal’a mektup yazarak bu önerilerin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya iletilmesini istedi. Muhtemel ki bu girişim ortak bir mekanizmaya dönüşemedi. Katar ve İsrail dışişleri bakanları ateşkes arayışları çerçevesinde ağustosta Kıbrıs’ta buluştu. Varılan mutabakat üzerine Katar gösterilerin ateşini düşürme umuduyla memur maaşlarını ödeme sorumluluğunu üstlendi. 9 Kasım’da 90 milyon dolarlık ödeneğin 15 milyon dolarlık kısmı 3 çanta içinde Erez kapısından Gazze’ye sokuldu. Haaretz yazarı Zvi Bar’el’in, Katar’ın rolüne dair yorumu hayli dobra:

devamı...

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/11/12/siyon-dusunde-arap-cozulmesi/

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.