1. YAZARLAR

  2. Abdurahîm Orhan

  3. Sorumlusu Sensin Küçük Çocukların Hunharca Tecavüze Uğraması ve Katledilmesinin
Abdurahîm Orhan

Abdurahîm Orhan

Yazarın Tüm Yazıları >

Sorumlusu Sensin Küçük Çocukların Hunharca Tecavüze Uğraması ve Katledilmesinin

A+A-

İnsan var olmak, kendini gerçekleştirmek, ifade etmek ve fark ettirmek üzerine kurgular hayatını. Bunun da çeşitli dışa vurum şekilleri vardır ki insanlar bir veya birden çoğu ile kendini ifade eder ve kişiliğini var eder.

Bunlar bilim, felsefe, din, sanat, spor gibi alanlarda kendini var etmek olabilir bazen. Bazen eğitim, hayır işleri, dezavantajlı gruplara, çevre ve doğaya yönelik sivil toplum faaliyetinde kendini gerçekleştirmekle olabilir. Bazen düşünce ve siyaset alanında bedel ödeme ile farkındalığını fark ettirir… Tabi her zaman olumlu dışa vurumlar olmaz, eğer buna ortam hazırlanmazsa ve kişi taliplisi olmazsa şiddet, kötülük ve çirkinlik zemininde de pratikler meydana gelir.

İçinde bulunduğumuz toplumun devlet dinamikleri, siyaseti, eğitim sistemi, gelenek ve görenekleri, basın yayını, üniversiteleri, STK’ları gibi bir çok unsur o toplumdaki insanların kişilik ve kimliğini oluşturur ve oluşan bu insan tipi ile yaşamaya mecbur kalır.

Türkiye bu yönüyle tam bir felaketler tablosu maalesef. Devlet tek bir ırkın üstünlüğüne dayandırılarak oluşturulmuş, ne tüm toplum kesimlerinin devleti haline getirilebilmiştir ne de doğru düzgün bir hukuka kavuşturulmuştur. Eğitim sistemi sorunsuzdur diyebilecek tek bir insaf ehli var mıdır?

Toplumsal geleneğimizde farklılıklara tahammül, onlara yaşam hakkı tanıma, kendisi dışındakilerin hak ve özgürlüğünü kabullenme ve savunma ne orandadır acaba? Müslüman-Müslüman olmayan, Türk-Kürt, Sünni-Şii, Alevi-Alevi olmayan gibi ayrımlarda kendi sınıfı veya devlet, sistem haksız olduğunda diğer gruptaki insanları, onların hak ve özgürlüğünü canı gönülden, kanı ve canı pahasına savunacak kaç insan var? Kaç Türk anadilinden mahrum bırakılan Kürtlere destek olmak için Kürtçe öğreneyim demiştir veya der? 10 Türk çıksın bu düşünceyle Kürtçeyi öğrensin, ben hayatımdaki bütün iddialarımdan vazgeçeceğim!

Kürtlerin anadiline karşı çıkan partilerin aldığı oy oranı yaklaşık yüzde 85’tir, bu bile tablonun vahimliğini ortaya koyuyor aslında. En temel bir hakkın yasaklanması karşısındaki bu ittifak istatistiği bile başımızı iki elimizin arasında alıp düşünmemizi, akıl etmemizi gerektirir. Anadile karşı durum bu iken bayrağı, statüyü konuşmayı düşünemiyorum bile.

Bu ülkenin basın yayınına gelelim. Bence başka düşmana ihtiyacımız yok, insanın böyle bir dostu (medyası) olduktan sonra düşmana ne hacet. Yayınların yüzde 90’ı insanları uyutmaya, kişiliksizleştirmeye, ahlaksızlaştırmaya ve gerçeklerden uzak tutmaya yönelik. Eğitici, hakikatlerin peşinde giden, rahatsız edici ve harekete geçirici, sanatı ilerletmeyi amaçlayan yayın sayısı bir elin parmağını geçmez. 15 Temmuz’dan sonra medya organlarının çoğu hukuksuzca kapatıldı, geriye kalanlarda tek bir güce hizmet eder hale getirildiler. Aykırı sesler bir bir hapsi boyladılar, hala bir çoğu içerde hem de çoğunun kesinleşmiş bir cezası yok iken...

İnsanların sosyal medyada konuşmaları bile gözaltı dalgaları ile karşılık buluyor. Yediden yetmişe susturulmak isteniyor ve maalesef büyük bir ilerleme de kaydedildi bu konuda. İnsanlar bu tabloyu görünce okumaktan, düşünmekten, düşündüğünü ifade etmekten vazgeçer oldu.

Üniversiteler başlı başına bir veya birkaç yazının konusu ama bilimsellikten uzak; aile, cemaat ve parti şirketleri olmuş demekle yetinelim yazıyı uzatmamak adına. Sonra da diyoruz dünyanın ilk yüzler sıralamalarında neden Türkiye üniversiteleri yok, neden beyin göçü oluyor?  Türkiye'de tutuklu öğrenci sayısının 70 bin olduğuna bir türlü inanamıyor insan! (https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyede-tutuklu-%C3%B6%C4%9Frencilerin-say%C4%B1s%C4%B1-70-bine-dayand%C4%B1/a-42267467)  

 STK’larda durum yine çok iç açıcı değil, önce somut bir istatistik verelim sayılarla ilgili sonra niteliği konuşalım;

 

Bana göre bir toplumdaki STK sayısı ve faaliyet kalitesi o toplumun ilerlemiş toplum olması ile birebir ilgilidir. Çünkü devletin yanlış yaptığı ve eksik bıraktığı alanları sivil toplum düzeltme yoluna koyabilir veya telafi edebilir. Bizde STK sayısı az olduğu gibi var olanlarda nitelik olarak devletin hastalıklarından çoğunu taşıyor maalesef. STK’larda birey yeterince ön plana çıkmıyor, şeffaflık, liyakat, ehliyet, hukuk ve adalet gözetilmiyor çoğunlukla. STK’lar özgür ve özgün olamıyor, arka bahçe olmak bir yana resmen ön bahçe olup devletin, partilerin kucağına atlıyor.

Doğa ve çevre dernekleri Kürdistan’da yangın olunca kör olabiliyor mesela. İçinde çocuklarında bulunduğu onlarca kişinin devlet uçakları ile katledildiği ve bir onbaşının dahi cezalandırılmadığı Roboski katliamında hayvan koruma dernekleri hiç olmazsa esfeli safilinden çıkmak adına oradaki hayvanların katledilmesini gündem edinemez miydi? Yunanistan’da bir gösterici polis tarafından yanlışlıkla vurulup öldürülünce halk günlerce sokaklarda eylem yaptı ve isyan etti. Biz de Roboski ve benzeri çocuk ve yetişkin eylemleri için bir kez dahi olsun demokratik ve şiddet içermeyen tepkisini ortayan koyan kaç kişi var? Bu soruyu üzerinde uzun uzun düşünerek kendimize soralım! 

Tabi örnekler çoğaltılabilir ve çeşitlendirilebilir, ülkemiz bir hukuksuzluklar ve tuhaflıklar cenneti. Mafya liderlerinin içerde ve dışarda cirit attığı ama düşünce tutuklularına kan kusturulduğu, hasta olmalarına rağmen ölüme terk edildikleri bir ülke bizimkisi.

Bunca hukuksuzluğun olduğu, insanların bu kadar rahat ve tepkisiz olduğu bir ortamda madde bağımlılığının tavan yapması, sigara içme yaşının taban yapması, sapkınlıkların artması, çocuk ve kadınlar başta olmak üzere insanlara yönelik tecavüz ve vahşice öldürme olaylarının yaşanması kaçınılmazdır. Bazı konularda dibine kadar çamura batar diğer konularda ileri demokrasiyi yaşarız diyemezsiniz, bu mümkün değildir. Zamanla hiç bir toplumsal soruna tepki gösteremez hale geliyoruz, yoksa çocuklarımızın katline, tacizine karşı nasıl sessiz kalabiliriz ki. Normal olan şu an kıyamet koparıyor olmamız idi.

Sonuç olarak ya topluca, hep birlikte insanca yaşayacağız ve her birimizin hak ve özgürlüğü için çaba göstereceğiz ya da böyle sıkıntılar gittikçe artacak. Sonra yaşanacaklardan mesul olmamak mümkün değil.

EVET BUNDAN SEN SORUMLUSUN!

BEN SORUMLUYUM, BİZ SORUMLUYUZ !

Çocuklarımızın ve kendimizin geleceği için herkesi insan olarak görüp, insan olduğu için değer vermedikçe, kendimizin ve başkalarının hukukunu, var olma hakkını savunmadıkça, adaletsizliklere karşı çıkmadıkça…

Üretmedikçe, aydınlanıp aydınlatmadıkça, okuyup öğrenmedikçe, farklı dilleri ve kültürleri tanımadıkça, sevip saymadıkça, sahip çıkmadıkça olacaklardan sorumluyuz.

Biz kendimizi değiştirmedikçe tanrı bile bizi değiştiremez!

 

(Tablo kaynak: en.yada.org.tr GELIŞMIŞ ÜLKELERDE TOPLAM STK SAYILARI:HINDISTAN 3.300.000-2010, ABD 1.532.250 KASIM, 2015 FRANSA 1.350.000 KASIM 2015, İNGILTERE  900.000 2012, ALMANYA 580.298 2012, BREZILYA 338.000 2012, İTALYA 301.191 2011, RUSYA 227.196 EKIM 2015, KANADA 165.000 2012, TÜRKIYE 126.629

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum