1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. SÖYLEM DEĞİL, PRATİK LAZIM
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

SÖYLEM DEĞİL, PRATİK LAZIM

A+A-

Eğer söyleminiz doğruluğu vurguluyor ve eylemleriniz zulümse bunu aşikâr bir şekilde yapıyorsanız burada: Hangi dini, hangi inancı, hangi kutsalı yaşıyorsunuz, bir sorun kendinize! Tabi ki ölmeyen bir vicdanınız ve sönmeyen bir aklınız varsa. Çünkü hakikatte muhatap olan insandır. Yaradan, insanı eşrefi mahlûkat olarak yaratmıştır.

Kürsülerde aslan kesiliyorsanız ama yaşamın/uygulamanın boyutunda her şeyi mübah görüyorsanız hangi Kutsalın inşasına çalışıyorsunuz dönün kendinizi sorgulayın. Çünkü sorgulama/ düşünce, düşünme insanı hakka götürür. Toplumsal hayatta karşılığı olan eylemdir, söz değil. Hiçbir ideolojide, fraksiyonda, oluşumda, inançta, itikatta sözle netice alınmamıştır. Söz, eylemle örtüşmüşse bir karşılığı olmuştur ve kitlelere tesir etmiştir.

Kendiniz için hak gördüğünüzü, neden başkasına çok görüyor ve ona haram kılıyorsunuz. Peki, siz hangi Yaradan’ın emirlerini yerine getiriyorsunuz. Söylemde Ebu Bekir'i, pratikte Ebu Cehil’i oynuyorsanız. Peki, siz hangi inancın uygulamasını inşa ediyorsunuz? İnançlar, hakkı, adaletti emrediyor. Tabi her çağın, dönemin yapay tanrıları çoktur. Akıl verir, ahlak bekçiliğine oynar o farklı mesele…

Eğer hakkın hadimiyseniz neden beşeri sistemlere boyun eğip her söylenene el pençe duruyorsunuz?

İnanç pratik iken, mücadele iken, kutsallığın kutsiyeti iken neden onu söylemlerden ibaret bırakıyorsunuz? Tabi kürsülerden mücahit kesilmek kolay ve masrafsız bir yol… Pratiğe gelince maslahatlarınızdan geçilmez hakkı ve kutsallığı herkese peşkeş çekersiniz. Konformist bir toplum inşa eder, suya sabuna dokunmayan bir gençlik hareketi inşa edersiniz. Sonra basarsınız feryadı neden toplumsal ilerleme olmuyor diye.

Demek inandım farklı, inancı yaşamak apayrı bir şeydir. Söylem, bedendeki deri, pratik ise bedeni ayakta tutan ruhtur. Etki oluşturmak istiyorsanız hakkı yaşayın, yapın işte o zaman ideal etkinin gücünü görün. Peygamberlerin hangisi söyledi de yapmadı, nasihatte bulundu da pratize etmedi. Demek bütün mesele söylem ve eylemin zıtlığıdır.

İnançlar ve kutsallar, yaratılışta insanın, eş değer/ eşit olduğunu söyler. Gelgelelim biz, makam sahibi, koltuk sahibi, masa sahibi olunca kutsalla iman etmeyi değil de bize iman edilmeyi ilahi emrin gereği biliyoruz. Güç bizde olunca her yaptığımızın ilahi emir gereği biliyoruz. Halifeyi ruy-i zemin olan insandır. İşte tam bu noktada kendimizi ilahlaştırmaya başlıyoruz. Çünkü ilahlar kutsaldır, dokunulmazdır. Her neyse bu bahis daha çok irdelenmesi gerekir.

Küçük dağların, akan dereciklerin yaratıcısı olarak kendimizi biliyoruz? İşte iman kalbe değil, dile yerleşince nutuk çekeriz ama kimsenin de inancı, imanı yaşamasını istemeyiz.

Çünkü iman ve inanç haksızlığı, adaletsizliği, hukuksuzluğu, eşitsizliği, haramı kabul etmez, onunla mücadele etmeyi gerektirir. Bu durumda koltuk sarsılır, makam yok olur, krallığın çıplaklığı ortaya çıkar.

Köleliğin iğrençliğinde dem vurur, kürsülerde Ömer kesilir, pratikte insanlığı köleleştiririz. Yani anlayacağınız biz söylemde panzehir, pratikte zehrin ta kendisiyim. Çünkü yüreğimizi çoraklaştırmışız, çöle çevirmişiz dünyanın geçici zevklerine mukabil.

Baharı, müjdeleriz yarınların müjdesinden dem vururuz ama bizim gibi hareket etmedikleri için, bizim gibi düşünmediklerini için müjdeli baharı karakışa çeviririz.

Yani anlayacağımız biz hakikati değil bizim anladığımız hakikatin herkesin yaşamasını istiyoruz.

Ondan ötesini bilmek, yaşamak, uygulamak batılın kendisi olduğunu her platformda dillendirir, aslan kesiliriz. Tabi artık aslan kesilmek için güç, makam, şöhret, koltuk ve dayın oldu mu çok kolay tabi cüzdanı şişkin dayı ha! Pardon referans çağın yeni jargonu...

Minareyi çalan kılıfı hazırlarya işte mesele bu... Tabi atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti.

İktidara oynar, hakkı her meydanda pazarlarız. İktidar, sona erince ve menfaat bitince bu sefer başlarız onu taşlamaya... Adalettin kılıcı, hakkın kendisiyiz ya!

Selam ve esenlikle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum