1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. 'Sur'da Çocuklar travma yaşıyor Kürtçe konuşmaktan çekiniyor'
'Sur'da Çocuklar travma yaşıyor Kürtçe konuşmaktan çekiniyor'

'Sur'da Çocuklar travma yaşıyor Kürtçe konuşmaktan çekiniyor'

Sokağa çıkma yasağı, çatışmalar göç ve yıkım sonrası Sur’da çok şey değişti. Aileler güvensiz. Çocuklar çatışma sonrası yaşadıkları travmayı atlatmış değil.

A+A-

Diyarbakır Sur ilçesinde 2 Aralık 2015 tarihinde Cevatpaşa, Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve Savaş mahallelerinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” hala devam ediyor. Çatışma ve operasyonların yaşandığı 6 mahallenin neredeyse tümü yıkıldı. TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun raporuna göre, 6 mahallenin yüzde 72’si yok oldu. Bu mahallerde yaşayan binlerce aile göç etmek zorunda kaldı.  

İKTİDARA YAKIN BASIN HEDEF GÖSTERDİ, YARGILAMA BAŞLADI

2004 yılında kurulan Umut Işığı Kadın, Çevre ve Kültür Kooperatifi yıkımın yaşandığı Cevatpaşa mahallesinde faaliyet gösteriyordu. Gönüllülerden oluşan bir ekiple Cevatpaşa mahallesi başta olmak üzere Fatihpaşa ve Dabanoğlu mahallerinde sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan dezavantajlı grupların yaşamlarını iyileştirmeye yönelik çalışmalar yürütüyordu. Kooperatif yıkımdan önce, 2012 yılında iktidara yakın basın kuruluşları tarafından hedef gösterildi. Projelerle yurt dışından alınan fonlar, “Örgüte aktarılıyor” şeklinde yansıtıldı. Bu haberlerin ardından kooperatif hakkında dava açıldı, projeleri durduruldu. Ancak gönüllü ekip çalışmalarını sürdürdü. Yasaklı olan Cevatpaşa mahallesinde bulunan binaları yakıldı. Kamu kurumlarında çalışan kooperatif yeleri OHAL ilanının ardından yayınlanan KHK’ler ile ihraç edildi. Kooperatif kapatıldı. Basında yer alan haberler üzerine açılan dava bu yıl sonuçlandı. Yapılan yargılama sonucu kooperatif 15 Şubat 2018 tarihinde beraat etti.

“SURDAN GÖÇ EDEN AİLELER BİR BİRİNDEN KOPTU”

Binaları yıkılan, hakkında dava açılan Umut Işığı Kadın, Çevre ve Kültür Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyesi Neriman Dinçkan bir sağlıkçı. OHAL Kapsamında yayınlanan KHK ile ihraç edilen kamu çalışanlarından. Kooperatif’in kapatılması, yargılamaların olması Neriman Dinçkan’ı durdurmadı. Çatışmalardan önce de Sur’daydı, çatışmalardan sonra da Sur’da. Gönüllülerden oluşan bir grupla Surlu ailelerle dayanışmasını sürdürüyor. Dinçkan ile Sur’u, yıkımdan sonra yaşanan göçü ve göçe maruz kalan Surluları konuştuk.

Surdaki yıkımı, “Yıllarca emek verdiğimiz kadınlar çocuklar, barış üzerine verdiğimiz eğitimler, bir anda çöpe gitti” sözleri ile nitelendiren Dinçkan, binlerce ailenin yaşam alanlarından koparak göç ettiğini söyledi. Dinçkan’ın anlattığına göre, evleri yıkılan ve maddi durumu kötü olan aileler Bağlar, Kayapınar, Yenişehir ve 500 Evler gibi mahallere taşındı. Bazı aileler yakınlarının yanına gitti, bazıları ise bir birinden kopmadı. Birkaç aile birleşerek bir ev tuttu.

“SURLU KADINLAR, YILLARCA KAVGALI OLDUĞU KOMŞULARINA SARILARAK AĞLADI”

Dinçkan, Umut Işığı Kadın, Çevre ve Kültür Kooperatifini kapatmadan önce, farklı mahallelere dağılan, bir birinden kopan Surlu aileler için buluşma geceleri düzenlediklerini anlattı: “Çatışmalar döneminde yerimizi boşaltmak zorunda kaldık. Sur dışında ailelerin ulaşabileceği bir noktada geçici bir yer açtık. Burada 15 günde bir, çocuklarla düzenli olarak buluşma etkinliği yaptık. Çocuk ve ailelerle birlikte buluşma etkinlikleri yaptık. Çocuklar 15 günü sabırsızlıkla bekliyordu. Aileler bizi arıyordu, ‘bu hafta 15 gün olacak mı, tekrar bir araya gelecek miyiz?’ diye soruyordu. Hiç unutmam, Surda yıllarca bir biri ile konuşmayan, kavgalı olan kadınlar vardı. Bu buluşmalarda yan yana gelince bir birine sarılarak saatlerce ağladılar. Bir birini bırakmak istemiyorlardı.”

ÇOCUKLAR ALTINA KAÇIRIYOR, KORKUDAN EBEVYNLERİ İLE UYUMAK İSTİYOR

Mahallelerinden göç eden aileler için bu defa psikolojik yıkım başladı. Çocuklar yaşam alanları ve arkadaşlarından, yetişkinler dayanışma içinde oldukları komşularından koptu. Özellikle çocuklar göçün ardından büyük travma yaşadı.  Mahallelerin boşaltılmasından sonra, yerinden edilen 200 aile ile görüşerek bir anket çalışması yaptıklarını anlatan Dinçkan, yaptıkları çalışma sonucunda elde ettikleri verileri şu şekilde anlattı:  Annelerin çoğu, ‘çocuklarımız gece uyuyamıyor, altını ıslatıyor’ diyordu. Çocuklar ebeveynleri ile uyumak istiyordu. Hatta  14 yaşındaki çocuk dahi anne ve babasıyla uyumak istediği belirtiliyordu.

“YAŞLILAR SURA GÖMÜLMEK İSTİYOR, YIKIMIN OLDUĞUNA İNANMAK İSTEMİYOR”

Surdan ayrılmak, özellikle yaşlı kesim üzerinde büyük bir yıkım yarattı. Bunu ikinci ve üçüncü defa yaşayanlar vardı. ‘Biz köyden geldik buraya, buradan da gideceğiz, sonra ne olacak bize. Bizim bir yerimiz yok mu’ diye soru soruyorlar bize. Bizde gönüllü çalışan bir arkadaşın annesi vefat etti. Kadın ‘ben ölürsem beni Sura gömün’ diye isteği vardı. Özellikle yaşlı kesimde Sur’a dönme umudu hala var. Oranın yıkıldığına inanmayan, inanmak istemeyen aileler ve yetişkinler var.”

SURLU ÇOCUKLAR, GÖNÜLLÜ EĞİTİCİLER OLDU

Umut Işığı Kadın, Çevre ve Kültür Kooperatifi’nin kapatılması her şeyin sonu olmadı. 2004 yılında Sur’da faaliyete başlayan kooperatifte, o mahallelerde oturan yüzlerce öğrenci eğitim gördü. Bir o kadar genç gönüllü olarak çalıştı. Kooperatifin kurulduğu dönemde 10 yaşında olan çocuklar, şu anda 23 yaşında. Kooperatifte o dönem gönüllü çalışan, eğitim gören öğrenciler bir araya geldi, çocuklara atölyelerle eğitim desteği veren  Rengarenk Umutlar Derneği’ni kurdu. Melikahmet Mahallesinde, iki katlı taş duvarlı Diyarbakır evinde faaliyetine başlayan Derneğin gönüllü çalışanları, Cevatpaşa mahallesinde eğitim gören Surlu öğrenciler. Neriman Dinçkan’da Derneğin çalışmalarına gönüllü destek veriyor.

“SURLULAR HERKESTEN UZAKLAŞTI… KİMSEYE GÜVENMİYOR”

Çalışmalara katılan tüm arkadaşlarının gönüllü olduğunu anlatan Rengarenk Umutlar Derneği Başkanı Hüseyin İzgi, Surda şu ana kadar 150 çocuğa ulaştıklarını, çocuklara dil, sanat ve el becerileri konusunda eğitim verdiklerini söyledi.  Öğrencilerinin tamamının sokağa çıkma yasağı sırasında yaşanan yıkımın mağduru olduğunu ifade eden İzgi, şunları söyledi:  “Eski yerimizden, çatışmaların içinden çıkıp yeni yerimize geldik. Yeni yerimize geldiğimizde aylarca kendimizi anlatmaya çalıştık. Güven problemi yaşadık. Aylarca ailelere gidip kendimizi tanıtıp anlatmaya çalıştık. Ailelerin ‘Kimsiniz, kimlerden yanasınız, kimcisiniz’ şeklinde sorular soruyor. Aileler herkesten uzaklaşmış durumdalar. İnsanlarda fazla korku var. Bu korku güvensizliği beraberinde getiriyor.”

UYUŞTURUCU SORUNU

Sur’da yaşanan yıkım beraberinde sorunlar da getirdi. İşsizlik, yoksulluk sorunların başında geliyor. Yaşanan sorunlara birde uyuşturucunun eklediğini ifade eden İzgi, şunları söyledi: “İnsanların işyerleri kapandı, evleri yakıldı, yıkıldı, yakınlarını kaybetti. Ve bir anda uyuşturucuya dolaylı veya dolaysız bulaşmaya başladı. Bu bizim için çok büyük bir sorun. Aslında yaptığımız çalışmaların bir boyuta da çocukları sokaktan uzaklaştırmak. Ama ne yazık ki yetersiz kalıyoruz.  

DOMLU AİLELER MAHALLEDEN GÖÇ ETTİ

Dom’lu (Diyarbakır’lı Romanlar olarak biliniyorlar. Domlu ailelere karşı ön yargı var) aileler ile ilgili sorunda var. Domlu ailelerin çocuklarını eğitim atölyelerine göndermelerini istediğimizde, çocuklarının Domlu çocuklar ile aynı sınıfta olmasını istemeyenler vardı. Domlu çocuklarla mahalledeki diğer çocukları kaynaştırmaya çalıştık. Epey de yol almıştık. Domlu ailenin uyuşturucu ticareti yaptığına ilişkin iddiası üzerine, mahalleden biri gidip ‘niye yapıyorsunuz’ diye sorunca vuruluyor. Bu olayın ardından kavga çıktı, mahallede 3 ev yakıldı.  Bu yaşananlardan sonra Domlu ailelerin birçoğu mahalleden taşındı. Aylarca emek harcadığımız, okullaştırdığımız, mahalledeki diğer çocukların artık ötekileştirmediği, itelemediği, beraber oyun oynadığı çocukların çoğunu ne yazık ki kaybettik. Uyuşturucu sokaklarda hala devam eden bir kötülük.”

“ÇOCUKLAR KENDİ ANADİLLERİNDE KONUŞMAKTAN ÇEKİNİYOR”

Derneğin verdiği atölye çalışmaları arasında dil eğitimi de bulunuyor. Çocuklara İngilizce, Kürtçe ve kendi anadillerinde eğitim veriliyor. Birçok ailenin anadilde eğitim verilmesine sıcak bakmadığını belirten İzgi, ailelerden gelen talepleri anlattı: “Aileler kaygı yaşadığı için çocuklarının kendi anadillerini öğrenmesini istemiyor. Zazacayı veya Kurmanciyi çok rahat konuşabileceklerini, kendi dilleri olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Çocuklarda bu konuda geri çekilmiş durumda. Konuşurken çekiniyorlar. Biz çocuklarla Kürtçe konuştuğumuzda çocuklar evde, yada sonradan öğrendiği ve çok zorlandığı bir Türkçe ile cevap vermeye çalışıyor. Olabildiğince ev dışında Kürtçeyi kullanmamaya çalışıyorlar.

“AİLELER ÇOCUKLARINA TÜRKÇE ÖĞRETİLMESİNİ İSTİYOR”

Birçok aile bize ‘Çocuklarımız Kürtçe biliyor, siz Türkçe öğretin’ diyor. ‘Çocuğunuz Türkçeyi sonradan öğrenir. Ama önemli olan kendi anadilini unutmaması’ dememize rağmen, illa da ‘siz Türkçe öğretin, Türkçe dersler verin’ diye baskı yapıyor aileler. Aslında çatışma süreci aileleri iyice korkuttu. Bu korkudan kaynaklı aileler çocuklarının okulda Kürtçe konuşmalarından çekiniyor.”

SURLU ÇOCUKLAR YARDIM BEKLİYOR

Melikahmet mahallesinde, Sur mağduru çocuklara yönelik çalışma yapan Derneğin en büyük sorunu ekonomik kaynak. Çalışmaları gönüllüler yürütüyor. Ancak mağdur çok, uzman sayısı yeterli değil. Dernek kiraladıkları evin masraflarını bile kendi imkanları ile karşılamaya çalışıyor. Dernek çalışmasında yer alan gönüllüler, travma yaşayan ailelere, çocukların psikolojik destek almalarının önemini vurguluyor. Dernek Başkanı İzgi, çalışma yapabilmek için fon bulamadıklarını anlatarak, “Çocuklara faydalı olmak isteyen insanları buraya davet ediyoruz. Kimse korkmasın. Çocuklara yardım etmek isteyen herkes gelsin. Kapımız herkese açık.  Eksik kaldığımız noktalarda bize yardımcı olsunlar” dedi.

(Remzi Budancır - gazeteduvar)

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.