1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. Tahir Elçi cinayetinde 5 yıl sonra başlayan dava ertelendi
Tahir Elçi cinayetinde 5 yıl sonra başlayan dava ertelendi

Tahir Elçi cinayetinde 5 yıl sonra başlayan dava ertelendi

Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma 3 Mart'a ertelendi.

A+A-

Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK- Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesi ile ilgili davanın ilk duruşması bugün görüldü. Diyarbakır Barosu, sanıkların savunmalarının SEGBİS sistemi ile alınmasına itiraz etti, ancak mahkeme başvuruya bir cevap vermedi. Sanık polis memurları SEGBİS üzerinden duruşmaya katıldı. Duruşma 3 Mart 2021'e ertelendi.

Elçi’nin vurulduğu anda olay yerinde bulunan 3 polis memurunun sanık olarak yargılanacağı dava öncesi Diyarbakır Adliyesi önünde yoğun önlem alındı.

Diyarbakır Adliyesi önünü bariyerlere kapatan polis, bölgede cok sayıda TOMA, zırhlı araç ve çevik kuvvet ekipleri konuşlandırıldı.

Yoğun katılımın gözlendiği duruşmaya Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi ve ağabeyi, Türkiye AB Delegasyonu Sema Kılıçer, Af Örgütü Türkiye Şubesi'nden Tarık Beyhan, Hafıza Merkezi, İHD, TİHV, Barolar, HDP milletvekilleri Mehmet Rüştü Tiryaki, Dersim Dağ, Hişyar Özsoy, İmam Taşçıer ve Necdet İpekyuz, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve bağımsız Milletvekili Ahmet Şık katıldı.

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın mahkemeye avukatlardan oluşan 65 kişilik bir liste sunarken salona pandemi kuralları gereği taraf avukatları, baro başkanları ve az sayıda Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisi alınacağı öğrenildi. Elçi’nin eşi stajyer avukat Türkan Elçi de müşteki sıfatıyla hazır bulunacak. Dosya sanığı polisler duruşma salonunda olmayacak, bulundukları illerden SEGBİS sistemi ile savunma yapacak.

MUHALİF BASIN ENGELLENDİ

Çok sayıda polisin olduğu duruşma salonunda, 20 çevik kuvvet polisi olacağı belirtildi.

Öte yandan duruşmayı takip etmek isteyen gazeteciler engellendi. Muhalif basının alınmadığı duruşma salonuna yalnızca AA, DHA, İHA ve DW Türkçe ve Habertürk muhabirleri giriş yaptı.

Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın'ın Mahkeme Başkanına salonun dışında bekleyen gazetecilerin listesini sunmasına rağmen başkan listeyi kabul etmedi.

DURUŞMA BAŞLADI

Heyetin duruşma salonuna gelmesiyle birlikte yargılama başladı. Yargılamaya sanık polis memurları SEGBİS üzerinden bağlandı. Kimlik tespitinin ardından savcılar idddianameyi okudu. 

İddianamede; sanık polis memurlarının 'bilinçli taksirle öldürmekten', firari sanıklar 'olası kastla öldürmekten' cezalandırılmaları talep edildi.

Mahkeme katılma taleplerinden önce sanık beyanlarının alınmasına karar verdiklerini ifade etti. Elçi'nin avukatlarından Fikret İlkiz mahkemenin bu tutumunun usule aykırı olduğu itirazında bulundu. Mahkeme sanık beyanlarının öncelikli alınacağını belirtti.

MAHKEME, SANIK POLİSLERE NEREDE SAVUNMA YAPMAK İSTEDİKLERİNİ SORDU

Elçi ailesinin avukatları sanıkların SEGBİS bağlantısı ile beyanlarının alınmasının doğrudanlık ilkesine aykırı olduğu, CMK m.196’ya, AYM ve AİHM kararlarına aykırı olduğu ve sanık polis memurlarının SEGBİS üzerinden dinlenilme kararından dönülmesini talep etti. Mahkeme ise sanık polislere savunmalarını nerede yapmak istediklerini sordu. Sanık polis memurları bulundukları yerden savunma yapmak istediklerini, mahkeme salonuna gelmeyeceklerini beyan etti.

Duruşma, verilen aranın ardından devam ediyor. Katılma taleplerinin sanık sorgusundan önce alınması ve SEGBİS ile sorgusu yapılacak olan sanıkların duruşmada hazır edilerek sorgularının yapılması talepleri reddedildi.

Diyarbakır Baro Başkani Cihan Aydın müşteki avukatları olarak ne yapacakları konusunda karar vermek için ara talebinde bulundu. Duruşmaya bir saatlik ara verildi.

Aranın ardından yeniden devam eden duruşmada gerginlik yaşandı. Avukatlar reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti müşteki vekillerinin mahkeme salonundan polis zoruyla çıkarılmasına dair ara karar verdi. Ancak avukatların itirazı üzerine Mahkemece yargılamaya devam edildi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Mahkeme reddi hakim talebi ile ilgili karar verilmesi için dosyayı üst mahkemeye gonderdi. Duruşma 3 Mart 2021'e ertelendi. Duruşmanın ardından Elçi Ailesi avukatları ve Türkan Elçi Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

‘ADALETİ DURUŞMA SALONUNDA BULAMADIK’

Yoğun güvenlik önlemleri konuşan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, “Adaleti duruşma salonunda bulamadık. Kapı ve duvar olmuş bir yargı var karşımızda. Bizi duruşma salonundan atmakla tehdit eden bir yargıyla karşı karşıyayız. Savunmasız bir yargı isteği var. 5 yıllık adalet arayışımız bitmedi. Davaya başladığımız anda öncelikli olarak, Elçi ailesi avukatlarının davaya katılma talebimiz reddedildi. Bu gerçeğe ulaşma noktasında bir tutum değil. 15 gün önce sanıkların SEGBİS ile dinlenilmesi kararının kaldırılmasını istedik. Bu günde sanıkların neden duruşma salonunda dinlenmesi gerektiğini anlattık. Ancak talebimiz reddedildi. Sanıkların siluetini görme imkanımız olmadığını dile getirmeden duruşmadan atılmakla tehdit edildik. Bu mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğinin göstergesidir. Bu mahkemeden adil yargılama beklemiyoruz. Yargılamayı avukatsız sürdürmek istiyorlar. Buna yargılama diyorlar. Buna inanmamızı istiyorlar” dedi.

Türkan Elçi de duruşmada okuyamadığı dilekçesini adliye önünde okudu.

TÜRKAN ELÇİ, DURUŞMADA OKUYAMADIĞI DİLEKÇEYİ ADLİYE ÖNÜNDE OKUDU

Tahir Elçi'nin öldürülmesinin ardından verdiği dilekçede, "Tahir Elçi, Müslüman bir toplumun çoğunlukta yaşadığı bir ülkede bir mabedin ayakları altında barışı dile getirmiş, insanlık açısından önemli sayılan kutsal mekan 'cami ve kutsal sözcük barış' onun şahadetinde bir araya gelmiştir, Tahir Elçi’nin vicdanlı görev ahlakıyla çalışacak yetkililerin günün birinde çıkıp katili adaletin eline teslim edeceği yönündeki umutlarımı kaybetmeden bekleyeceğim" ifadelerini hatırlatan Türkan Elçi, şunları kaydetti:

"Geçen beş yıl, ölüm hakikatinin acısından hiçbir şey eksiltemezken ne yazık ki ilgili makamların işlenen menfur cinayetin faillerinin bulunması yönündeki isteksizliği, çeşitli kaygı ve saiklerle mağduriyete karşı kayıtsız kalması ve sessizliği yeğlemesi umutlarımızın azalmasına neden olmuştur hâkim bey.

“Vicdan sahibi ve görev ahlakıyla çalışacak yetkililerin günün birinde çıkıp katili adaletin eline teslim edeceği”ni umduğum dilekçemde aynı zamanda “vicdan” sözcüğü geçiyor. Bir hâkim herkes kadar etten, kemikten olduğu kadar, adalet dağıtıcısı görevi gereği herkesten farklı olarak baştan başa daha çok vicdandır, hâkim bey. Bir hâkimin vicdanı aynı zamanda onun iç sesidir. İç ses de her türlü siyasi mülahazadan, ön yargıdan, ideolojiden, dini düşünceden uzak, kalpten gelen bir sestir. Biz bugün bu makamdan bu sesi duymaya geldik, ancak ve ancak bu ses, yıllardır beklediğimiz adaleti tesis edebilir. Vicdanınızın sesi bir bahar yağmuru gibi sonbaharımıza yağabilmeli, hukuk sonsuz gök gibi gürleyebilmeli, şiddeti isteyenlerin elleri ve emelleriyle kirlenen bu topraklar vicdan yağmuruyla yıkanmalı hâkim bey. 

Adalet dağıtıcısı olarak addedilen makamınıza saygımız var, çünkü mağdur vekili olarak yapılan haksızlıkların adaletle buluşması için hukuka inanan bir insanın ruhunun mahkeme duvarlarında izi var. Haksızlığın nereden geldiğine bakmaksızın karşı koyan bir insanın ruhu. Bu ruhun bir hukukçu için elzem olduğunu, bir hukukçunun her şeyden önce insana insan olarak değer vermenin gerekli olduğunun idrakine varmış bir hukukçunun ruhu. Hukukun bir kural yığını olmasından daha ziyade, hukuk vasıtasıyla   yeryüzünde herkesin insanca bir arada yaşayabileceği, güçlünün güçsüzü ezmeyeceği ve gücü neticesinde adaletin tesis olunacağına biz hep inandık. İnsanlık, ilk dönemlerinden günümüze kadar çoğu değerin üstünde aşkın bir öneme sahip adalet kavramına   sürekli ihtiyaç duymuştur. Bu üstün değerin tecelli edebilmesi düşünce ve eylemlerinde objektif, önyargılarına dayanmadan, sadece kendi bakış açısıyla değil, evrensel hukuk bakış açısına göre kararlar veren hukuk uygulayıcılarının pratikleriyle mümkün olabilmiştir. Sizden talebimiz bu pratiğin icrasıdır hâkim bey.

Şu an önünüzdeki dosyada maktul olarak geçen kişinin, insan haklarının evrensel ilkelerine inanan, ahlaki boyutunu kavrayıp içselleştiren, her türlü ideolojik, siyasi, dini görüşten münezzeh birinin; bir sonbaharın kasımında savaşsız ve huzurlu bir yaşamın tesisi için dudaklarından dökülen son sözlerinin sesi hala kulaklarımızda hâkim bey. Gidenler gider, bir daha dönmez. Ölüler konuşamaz, geride sesleri kalır hâkim bey. Dar bir sokağın dar anında “Savaşlar, çatışmalar, operasyonlar bu alandan uzak olsun" cümlesi yankılanır. Bu sese aksiseda olabilecek tek ses, adaletin ulvi sesidir hâkim bey. Elimiz yüreğimizde, kulaklarımız kirişte adaletin sesini beklemekteyiz hâkim bey.

'SIKILAN KURŞUNUN VEBALİNİN YARGININ BOYNUNDA KALMASINDAN KORKARIM'

Ardını arkasını bir türlü görmeye kudretimizin yetmediği birileri, gökten insafsızca kurşun yağdırdı, bize değen kurşun tekti. Tek kurşun ne taksir ne de kusurdur, tek kurşunda kindar kastın izleri dolaşır hâkim bey. Sıkılan kurşunun vebalinin yargının boynunda kalmasından korkarım hâkim bey. Bireysel ve de kamusal yönleriyle yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını objektif bir şekilde temsil eden hakimler olarak kendi kişisel görüşlerinizin, ideolojilerinizin, dini inançlarınızın  etkisinde kalmadan, bir tarafın çıkarını gözetmeden, yargılananlar arasında  devletin memuru olan polislerin de bulunması dolayısıyla devletin menfaatini korumak gibi bir baskının ağırlığını  hissetmeden, hiçbir siyasi erkin gücüne meyletmeden, kişisel çıkar  gözetmeden  sadece ve sadece suçlunun cezalandırılmasının esas alınacağı adilane bir kararla; toplumun adalete olan güvensizliği bir nebze de olsa dinecek, insanların adil ve esenlikli  bir ortamda yaşayabilme olanağı  oluşacaktır hakim bey. Çünkü hukukun varoluş sebebinin temelinde yatan asıl amaç, insanların birbirleriyle ve vatandaşlık bağıyla bağlı olduğu devletle olan ilişkilerinde adil bir düzenin inşası vardır. Yargı makamlarının adalete yönelik çabaları olmaksızın devlete ve topluma güçlü bağlarla bağlı vatandaşlar düşlemek nafiledir hâkim bey.

“Adalet mülkün temelidir” dediniz biz buna hep inanmak istedik. Bu mülk kimindir hâkim bey? Bir mülkte yaşanan her mağduriyet bir başkasının mutsuzluk kaynağı olabiliyor hâkim bey. Biz bu mülkte zulüm gördük, mağdur olduk; yaşadığımız haksızlığın  adilane bir kararla sonuca bağlanması halinde benim kişisel mağduriyetimin giderilmesinden daha ziyade, farklı etnik köken ve inançtan müteşekkil Türkiye toplumunun bir arada yaşayabilme umudunu   yeşertebilme açısından ve yaşanan haksızlıklar neticesinde kırgınlıkların, küskünlüklerin bir nebze de olsa   ortadan kalkmasına olanak sağlayacağından emin olun hakim bey. Çünkü Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye’de yaşayan çoğu insan tarafından esefle karşılanmış, adaletin gerçekleşmesi yönünde bir beklenti içine girilmiştir. Bu mülk hepimizindir, adalet hepimizin olmalı hâkim bey. Adalete dayanmayan bir mahkeme salonundan çıkacak olan bir karar, güçlülerin güçsüzlere karşı üstünlüğünden başka bir şey olmayacaktır hâkim bey. Çektiğimiz bunca acıyı, mağduriyeti  dipsiz karanlık bir mezbura kapatıp üzerini betonla örtmeye çalışıp vebal yüklenmeyin hâkim bey."

Tüm taleplerinin reddedilmesiyle mahkemenin yargılamayı yürütemeyeceğini anladıklarının altını çizen avukat Nahit Eren ise, “Mahkeme heyeti taleplerimize karşılık kilometrelerce uzaktaki sanıklara duruşmayı yapmak istedi. Biz bunu kabul etmedik, etmeyeceğiz. Biz ömrünü failli meçhul cinayetlere adamış Tahir Elçi cinayetini faili meçhul bırakmayacağız” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.