1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. TEORİ VE UYGULAMANIN TUTARSIZLIĞI
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

TEORİ VE UYGULAMANIN TUTARSIZLIĞI

A+A-

 

 

İslam’ın, en büyük hainleri teorik anlamda; İnsanlaşan, İslamlaşan hizipler, tarikler, cemaatler, siyasi partiler, fikirler ve fikir ağalarıdır. Bu tür zihniyetler konuştukları zaman her biri Ömer kesiliyor, başımıza... Her biri adaletin kılıcı, uygulayıcısı işte… İtaat ey tebaa! Biz ne demişsek o… Biz, adaletin ölçüsüyüz biz ne demişsek o…

Pratiklerinde ise gayr-ı İslami ve insani fiilleri, helal ve çağın gerekliliği oluyormuş. Çünkü güç ve iktidarları her şeyin ölçüsü olmuş. Buna rağmen Allah nimeti kesmiyor. Ne olur, biraz Allah'a iman edelim... Güç ve iktidar yarın olmayabilir ama hak ve hakikat bakidir. Mutlak irade, yaradanın hükmüdür. Doğru ya siz cenneti bir eli yağda, bir balda olarak gitmeyi arzuluyorsunuz!

Siz, sizden öncekilerin çekmediklerini çekmeden cennette gireceklerinizi mi sanıyorsunuz? Hitabını ne yapalım? Eee biliyoruz ki, buna da cevabınız var.

Çünkü siz teoride Ömer, uygulama da Hacacı zalim gibisiniz… Kurtla beraber avlanır, diğer yanda mal sahibiyle beraber gözyaşı dökersiniz! Doğru ya siz çok hümanistsiniz, insancılsınız…

Acıları paylaşıyormuş gibi sarılır, sırtlarından bıçaklarsınız; mazlumların, mağdurları, ezilenlerin...

Anlayacağınız katille vurursunuz, imamla salâ okur, cemaatle gözyaşı dökersiniz. Oyun içinde oyun oynarsınız. Hakkı birkaç geçici dünya çıkarına feda edersiniz. Hani hakkın hatırı aliydi, başka hatıra tercih edilmezdi. Tabi teoride herkes; mücahitleşir, at oynatır… Tabi ya atı alan Üsküdar’ı geçer…

Yani çıkarınız söz konusu olunca bahar gibi olur, her tarafı güllük, gülistanlık gösterirsiniz, hak söylenince ve bu durum çıkarınıza dokununca kış fırtınası olursunuz. Kimseye yaşam hakkı tanımazsınız. Sokakta mazlumlarla olduğunuzu söyler, bürokraside ağız yalarsınız...

Adalette gelince aslan kesilir, onu uygulamaya gelince yılandan daha fazla zehir saçarsınız. Doğruya adalet güçlünün temeliydi. Hakkın değil, haklının değil, hükmü elinde bulunduranındı.

Ne diyeyim bukalemun gibisiniz! Bu arada Hz. Ali’nin dediği gibi: “Zulmüyle abad olanın ahiri berbat olur.”  Gerçi yaşamı meta âleminden ibaret sananlar için değişen bir şey olmaz. “Allah” kimseyi ferasetsizleştirmesin,  ferasetsizleşirse insan manasız kalır, gayesiz bir madde yığını olur.

Siz camide imam, kürsüde vaiz, sokakta mücahit, söylemde mazlum / mağdur, uygulamada tam bir yırtıcısınız. Cesaretten dem vurur, korkuyu empoze edersiniz. Bireysel kemalettin gerekliliğinden dem vurur, herkesi sürüleştirirsiniz. Doğruya ışığın olduğu yerde karanlık dağılır.

Allah dersiniz,  kitap dersiniz onunla mazlumların, garibanların ekmeğini çalarsınız. Pardon! Siz olmazsanız dünyayı sel ve yel götürür… Anlayacağımız, siz tam bir bukalemunsunuz!

İnsanın ve insanlığın kutsiyetinden dem vurur,  insanın ve insaniyetin katline fermanlar üstüne ferman düzersiniz! Doğru ya siz adalet terazisinin kefesiydiniz!

Siz, Kâbe’de Abid, Zahid olur, gözyaşı üstüne gözyaşı döker, kapital sermaye ile herkesi ve her kesimi modern köle olarak görürsünüz. Pardon! Siz sadece insan âlemin derdiyle dertlendiğiniz için böyle davranıyorsunuz! Doğru ya mutfak hem sıcak hem de aşı bol olur.

Sizi alkışlayanı yere göğe sığdırmaz, kese dolu altınlarla ağızlarına bal çalarsınız. Rütbelerle onure eder, bir basamak daha yukarı çekersiniz. Hak için bu böyle gitmez, bu günün yarını da var, deyince kıyameti koparırsınız. Doğruya Ulu’l emr’e itaat farzdı! ( Ama hangi emre)

 Her şeyin ölçüsü sizsiniz ve her şeyi siz bilirsiniz, pardon!

İtaat için birilerinin cüzdanlarını şişirir, onunla mazluma, mağdura, yoksula şükür etmeyi öğretirsiniz. Vaybe! Ne güzel bir yöntem ve ne büyük bir hizmet! İnsanlığın kurtuluşu sanki bu reçete de!

Vallahi siz tam bir bukalemun gibisiniz! Zehir saçar, hekim rolünü oynarsınız. Yeryüzün de her türlü gayr-ı insani ve gayr-ı İslami düzeni red edersiniz. Yaşasın hak, yaşasın hakikat… ( Gerçi bu sloganları çok duymuştuk ama bir türlü uygulamaya geçmiyor.)

Doğruya Tağut’a hayır dersiniz!  Farkında olmadan yeni Tağutlar türetirsiniz. Doğruya güç için slogan gerekir, bunu kullanırken, inancı kullanırsınız. Çünkü dinin satıcısı ve alıcısı çok yaşayanı çok azdır. Anlayacağımız tam modern bir pazar ve slogan alanıdır, inanç.

Ayetleri sloganlaştırır, onunla mutfak kaparsınız. Siz, mazlumiyetten, Bilal’i oynar, uygulamada Ebu Cehiller... Tabi her dönemin Ebu Cehilleri olmuştur ve olacaktır. Unutmamak gerekir ki, her Firavunun bir Musa’sı vardır. Daha ne diyeyim. Siz, tam bir bukalemun gibisiniz!

Ebubekir' in sıdkından dem vurur, fırsat bulunca ve işinize gelince Ebubekirleri taşlarsınız. Doğruya EbuBekir’liğin ölçüsü sizdiniz. Düşüncenin, düşünmenin öneminde, gerekliliğinde dem vurur, her kalemin katline fetva düzersiniz.

İnsanı yaşatan, insanlığı yaşatır dersiniz, insanlığın yaşam alanını insanlığa zindan edersiniz. Doğruya yeni slogan; “ Güçlüye itaat eden, güçlüye oynayan en hayırlı olanmış!”

Daha ne diyeyim siz tam bir bukalemun gibisiniz! İnsan, bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu söyler, sonra ayetleri inkâr edersiniz.

Vallahi, billahi, tillahi! Siz, teoride Ömer, uygulamada Ebu Cehiller gibisiniz! Hak daimi, batıl ise yok olmaya mahkûmdur.

Selam, Duayla...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
25 Yorum