1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. 'TERCİHİNİZ HAYIRLI OLSUN'
'TERCİHİNİZ HAYIRLI OLSUN'

'TERCİHİNİZ HAYIRLI OLSUN'

Son sürat referanduma yol alırken varıştan önceki son düzlüğe girmiş bulunmaktayız. Starttan bugüne kadar aykırı sözü olanlar yeri geldi konuşturulmadılar yeri geldi konuşturuldu lakin ulaştırılmadılar. Yetmedi; yasaklamalar, gözaltılar, tutuklamalar… 

A+A-

Son sürat referanduma yol alırken varıştan önceki son düzlükten selam olsun, herkese. Starttan bugüne kadar referandumun özellikle lehine çok şey söylendi/yazıldı. Aykırı sözü olanlar Türkiye tarihinde en az propaganda yapabildikleri seçim süreçlerinden birini daha geride bıraktılar. Yeri geldi konuşturulmadılar yeri geldi konuşturuldu lakin ulaştırılmadılar. Yetmedi; yasaklamalar, gözaltılar, tutuklamalar…

Bal tutan parmağını yalar hesabı kamu kaynaklarının tek taraf lehine tahsis edilmesi eşitliğe, adalete ve hukuka aykırı olsa da anlaşılabilir bir durumdur fakat hayırı “şeytanlaştırmanın” tutarlı bir yanı bulunmamaktadır. Nabza göre şerbet vermenin dibine vurulan zamanlardayız. İddia ediyorum, seçmenin yüzde yetmişi “Bütçe kanunu meclis tarafın onaylanmadığında Cumhurbaşkanı tarafından bir önceki yılın değerleme oranlarına göre artırılarak uygulanır.” düzenlemesinden habersizdir. Ama zaten seçmen sayısınca argüman geliştirildiği; milli, dini ve ekonomik duygular yeterince okşandığı için paketin içeriğini açıklamaya gerek kalmamıştı. Bocaladıkları anda bastılar, sloganları: Küfür, terörist, haçlı seferi, istikrar, vatan, millet… Haklarını teslim etmek lazım, hitap ettikleri toplumu iyi tanıyor, kimin neye ihtiyacı olduğunu iyi biliyorlar. Kömüre ihtiyacı olana kömür, imana ihtiyacı olana iman, makama ihtiyacı olana makam…

***

Hitap edilen toplum aynı olduğuna göre argümanları karşı argümana çevirmeye çalışalım. Efendim öncelikle “Hayır” küfürle eşdeğer bir eylem değildir. Referandum beşeri bir sistemin birkaç ayağını yine beşeri birkaç fırça darbesiyle değiştirmekle ilgilidir. Hayırla Allah’ın varlığı inkâr edilmiş olunmaz yapılacak beşeri değişikliğe karşı çıkılmış olunur. Beşeri sistemin kutsal bir yanı yoktur. Bu kutsiyetin yıllarca “demokrasi küfürdür” diyenler tarafından atfedilmesi ayrı bir soru işaretidir.

Hayır; terörist görülmeye (Devletler üstü bir tanımı yoktur, herkes kendini merkeze alarak tanımlar), yıllarca emek verilip sahip olunan işten atılmaya meşru bir gerekçe de değildir. Gelişmiş hukuk sistemlerinde birey oy tercihi yüzünden yaptırıma uğramaz. Aksine bireyin özgürce tercihini yapabilmesinin alt yapısı sistem tarafından hazırlanır. Bütün tercihlerin meşruiyeti aynı orandadır. Hayır diyen teröristse evet diyen de teröristtir. Aksi gelişmiş bir hukuk sistemine sahip olunmadığı anlamına gelir.

Hayır; hilal ile haçın savaşında kâfirden yana olmak da değildir. Hilali temsil eden Müslüman ülkelerin her biri ayrı bir “küffarla” ilişki halinde, hilal ile haç birbirine geçmiş durumdadır. Türkiye özellikle ABD ve Rusya ile Suriye’de ortaklığın peşindedir. Rusya’dan özür diledi. İsrail’le Mavi Marmara’dan kalan husumet ölenlerin yakınlarına dava hakkı bile tanımadan sonlandırdı. Hani küfürle savaş nerede? Almanya, Hollanda ile kapışma meselesine takılmayın, özür dilenir, diğerleri gibi unutulur, gider.

Hayır; istikrarı yok edip ülkeyi kaosa sürüklemek veya ülkeyi zayıflatmak da değildir. En iyi yasadan adaletsizliğin, en kötü yasadan adaletin doğabildiği bir dünyada sadece anayasa değişikliğiyle ne istikrar gelir ne kaos biter ne de ülke güçlenir. Değişikliği direk savaşın bitmesi barışın gelmesiyle bağdaştıramayız. Anayasalar ülkelerin nüfus cüzdanları gibidirler. Sadece sahipleriyle ilgili genel geçer bilgiler verirler. Ne zengin ederler ne fakir, ne güçlü ederler ne zayıf. Bilgi, teknoloji, akıl ve üretimle desteklenmedikleri sürece tek başlarına bir değişim gerçekleştirmeleri mümkün değildir.

***

Hayır; sıradan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için birey olmaya yarı açık kapının kapanma(ma)sı, bireysel özgürlüklerinin ellerinden alınma(ma)sıdır. Duyguları, ilişkileri, yaşam alanları doğrudan veya dolaylı baskılanmışlar için uçuştan önceki son anonstur. Sistemin borazanı dışında melodi üretme gayretinde olanları gözaltına alanlara, tutuklayanlara, sindirenlere “dur” ihtarıdır. Gülen Hareketiyle en tepeden ilişki içinde olanlara dokunmayan fakat alt kademelerde hasbel kader yolu kesişenlere hayatı zindan eden uygulamaların haksızlık olduğunu dillendirmektir.

Hayır; bir Kürt için yukarıdakilerle birlikte Rojava’da, Kerkük’te dalgalanan bayraklara tahammül edemeyenlerle arasına mesafe koymaktır. Şehirleri yerle bir eden, insanları diri diri yakan, yarı çıplak gençleri güpegündüz katleden sistemin değirmenine giden suya vesile olmamaktır. İnsanların gözünün içine baka baka “Bir dili, bir ırkı inkâr etmek insanlık suçudur.” diyenlerin asimilasyon politikalarına ortak olmamaktır. Resmi hukuk normlarına göre kurulmuş bir sendikanın grev kararına uyduğu için açığa alınanların, ihraç edilenlerin hakkını savunmaktır. Ben kimim demek, silkinip kendine gelmektir.

Bütün bunlara rağmen “HAYIR”ın Kürtler arasında daha keskin ayrışmalara sebep olmaması gereklidir. Kabul, referandum bana ne ile geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir oylamadır. Fakat Kürtler açısından daha önemli olan, birbirleriyle iletişim kuramayacak derecede bölünmeleridir. Kısa veya orta vadede ama mutlaka bir gün iletişim kanallarına ihtiyaç duyulacaktır. Bu açıdan köprüleri atmamak referandum sonucundan daha önemlidir.

Orta doğuyu zor zamanlar bekliyor. Bu zorlukları savuşturabilmek için safları sık tutmak gerekir. Kendimize bir iyilik yapalım, başkasının değirmeninin su kavgasına düşmeyelim, bunu yapabiliriz!…

Fehman Mîrxan

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.