1. YAZARLAR

  2. Nedim ERDOĞAN

  3. TOPLUMSAL GELİŞİM E EĞİTİMİN ETKİSİ
Nedim ERDOĞAN

Nedim ERDOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

TOPLUMSAL GELİŞİM E EĞİTİMİN ETKİSİ

A+A-

 

Yaşadığımız dönem ve çağ itibariyle toplumsal gelişiminden ziyade toplumsal değişimler söz konusudur. Burada değişimdeki kastımız negatif bir durumun söz konusu olmasıdır. İnsanlık tarihini inceleyip onu irdelediğimizde toplumsal çözülmenin bu kadar kolay ve tahribatın bu kadar derin olmadığı görülecektir. Çünkü insana kazandırılan bakış açısı ve insan eğitimi ideolojik ve maddi değerler üzerine inşa edilmiştir.

 Çağ itibariyle belki hiçbir zaman ve dönemde insanı eğitmek için bu kadar eğitim kurumu inşa edilmediği görülecektir. Buna rağmen insanlar, toplumlar, medeniyetler, kültürler birbirinin varlığını hazmedemiyor, biri diğerinin varlığını bir türlü kabullenmiyor veya kabullenmek istemiyor. Neticede bütün varlık âlemini yaratan/ yaratıcı “Allah” tır.

Peki, sorun nerede kaynaklanıyor, biraz bunu irdelemek gerekir ki, sorunun kaynağına varılabilelim, sorunun kaynağına varılmadan bu duruma getirilecek bütün çözümler eksik veya yanlış olacaktır. Biraz bunun sebeplerine bakalım çünkü kanalda su akmıyorsa kanaldan ziyade kaynağa bakmak gerekir ki, hastalığa uygulayacağımız tedavi sonuç versin, yoksa boşa kürek sallanmış olacaktır. İnsan, eğitildiğinde toplumlar gül bahçesine dönüşür, devletler yaşanır hale gelir.

Bir toprak parçası üzerinde örgütlenen büyük mekanizma olan devletler, bekalarının devamı için çeşitli faaliyetler yürütürler bunlar: Askeri, sağlık, ekonomik, eğitimdir. Bunlardan en önemlisi eğitimdir. Çünkü insan eğitilince manasını tamamlar yoksa diğer şekilde madde yığınından ibaret bir varlık olur. İnsan, manayla hakka ulaşır, maddeyle şekil alır. İlk insan Hz Âdem’e, “Allah” bütün isimleri öğretmişti. Bu durum insanın eğitmeye muhtaç bir varlık olduğunun en önemli örneğidir. Peki, devlet denen mekanizma nasıl bir eğitim politikası izlemesi gerekir, eğitim hangi değerler üzerine inşa edilmeli ki, toplumlarda, insanlarda ideal anlamda eğitilsin, bunun sonucundan ideal insan ve toplumlar inşa olsun.

Öncelikle eğitim, geçici politikalar ve ideolojiler üzerine inşa edilmemelidir. Varlık âlemin en değerli varlığı insandır. Eğitim politikası çıkar politikaları ve ideolojiler üzerine inşa olunduğu zaman toplumsal dinamikler harekete geçmez, birbirinden uzak, bencil, her şeyi kendi ideolojisinden, dünya görüşünden ibaret bilen, toplumsal farklılıkları ret eden bireyler, anlayışlar inşa olunur. Bunun sonucunda ne insan manasına uygun yetişir nede toplumsal gelişim meydana gelir.

Çünkü yeryüzünün en değerli mabedi ve ilahi hitaba muhatap tek varlık insandır. Onun için insan bu anlayış üzerine terbiye edilmeli ve eğitilmelidir. Günümüz eğitim politikaların çoğu toplumsal değerlerden, dinamiklerden, bölgesel, yöresel farklılıklardan uzak tabiri caizse toptancı ve ithalci bir eğitim anlayışıyla hareket edilmekte ve bu anlayış dayatılmaktadır. En önemli eksiklik ise manadan uzak, insanın düşünmekten, akıl etmekten alıkoyan bir dayatma söz konusudur. Yani anlayacağımız, günümüz eğitim kalıbından geçen insanın durumu daha olgunlaşmadan dalında koparılan meyve misali ne tadı anlaşılır nede hikmeti kalır.

Nihayetinde unutulmamalıdır ki, insan, kâinatı inşa eden, en önemli öğedir, bu değerli öğeye öyle bir anlayış verilmeli ki, her yaratılan varlığın ilahi kudretin bir neticesi ve iradesinin sonucu olduğunu bilsin. Günümüzde bu durum dikkate alınmadığı için ya ideolojik bir anlayışla ya da ithal bir eğitim politikasıyla hareket edildiği için ne insan eğitiliyor, nede toplumsal gelişim ve dönüşüm gerçekleşiyor.

 Eğitimin nihaiyi amacı insanın yeteneklerini açığa çıkarma, insana eleştirel bir bakış açısı verme, dünyayı okuma, hayat serüveninin amacını bilme farkındalığını oluşturmaktır. Özelikle hazırlanan müfredat bu anlayışla hazırlanmalı, müfredat madde eksenli değil, mana eksenli olmalıdır. Aynı şekilde hazırlanan müfredat toplumun, bölgenin, yörenin inancıyla, yaşam tarzıyla, şartlarıyla barışık ve harmanlanmalıdır.

 Diğer şekilde rüzgâra karşı tükürmeye benzer… İnsan eğitilirken insanın fıtratı göz ardı edilmemelidir. Bir göz nakli ameliyatı kadar hassas davranılması gerekir, insan eğitimi, iyi hazırlanması gereken bir yemek misali tuzu, biberi, baharatı dengeli ve olması gereken dozda olmalıdır, yoksa rahatsızlık verir. Yoksa diğer şekilde aynı beden elbiseyi herkese giydirmeye benzer kimine bol gelir, kime dar. Michael W. Apple şöyle der: “ Eğitim kendimizi daha iyi anlamamıza ve bir insan olarak potansiyelimizi ve özelliklerimizi fark etmemize yardımcı olur. Gizil yeteneklerimizi ortaya çıkarır ve böylelikle bize, insani meziyetlerimizi geliştirme olanağı sunar.” der.

Eğitim politikaları, ideolojik argümanlarla donatılır, toplumun hassasiyetlerinden uzak olursa medeniyetler, devletler, toplumlar ilerlemez. Tabi burada unutulmaması gereken en önemli unsur öğretmenlerdir. Çünkü toplumsal değişimleri gerçekleştirecek sistem eğitimdir, bu sistemin en önemli ayağı ise öğretmenlerdir. Bir toplumun değişimini gerçekleştirmek istiyorsanız eğitimci kitlesine değer vermelisiniz. Nasıl ki binanın taşıyıcısı kolunlarsa toplumsal gelişimi sağlayacak güç ise öğretmendir.

Eğitim politikaları, insani değerler üzerine inşa etmekle de iş bitmiyor, toplumda var olan; öğretmenlere, akademisyenlere, aydınlara, sivil toplum örgütlerine, entelektüellere, değer verilmeli, maddi ve manevi destek sağlanmalıdır. Dünya insanlık tarihine baktığınızda; edebi, sanatsal, teknolojik alanda iz bırakan medeniyetlerin en önemli özeliği özgür düşünce, bilim ve ilim insanlarına verilen değer olduğu görülecektir. Tabi öğretmene verilen değer ve öğretmenin konumu ne olmalı bu ayrıca irdelenmeli, tartışmalıdır. Şu unutulmamalıdır ki, ilerlemenin, toplumsal gelişmenin en büyük sihri mi diyorsunuz, mucizesi mi diyorsunuz ne diyorsunuz deyin kanımca bu etken öğretmendir.

Bunun dışında insanın fıtratına uygun, toplumsal değerlerle barışık, manayı önceleyen, insana değer veren eğitim politikası ve müfredatıdır.  Nitekim böyle bir anlayışla kitabi bireyler yetişir, bunun neticesi kitabi toplumlar inşa olur. Unutulmamalı ki, kalem, kılıçtan keskindir. Toplumsal hastalıkları imha edecek en önemli silah; insan fıtratına uygun, manayı önceleyen, hikmetle hazırlanan eğitim müfredatıdır. Toplumsal gelişim ve dönüşümleri sağlayacak en önemli etken, o toplumların eğitim politikasıdır. Son olarak konuyu Bedüizzaman’ın şu sözüyle bitirelim: “ Bir nazarı peygamber birden bire kalb eder, bir bedevi cahili bir arifi münevver eğer mizan istersen İslam’dan önce Ömer İslam’dan sonra Ömer…” der. Anlayacağımız peygamberi bir metot ve insani bir eğitim sistemiyle hareket edilmelidir. Selam, duayla…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum