1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Türkiye’de Ortaöğretim: Eğitimde sistem değişikliği neyi değiştirecek?
Türkiye’de Ortaöğretim: Eğitimde sistem değişikliği neyi değiştirecek?

Türkiye’de Ortaöğretim: Eğitimde sistem değişikliği neyi değiştirecek?

2017-2018 Eğitim öğretim yılı geçtiğimiz hafta başladı. Binlerce çocuk için ders zili çalarken özellikle Kürt çocukları yine anadilde eğitimden uzakta yeni bir yıla başladı.

A+A-

Geçtiğimiz yıllarda Kürtçe seçmeli ders olarak okutulmaya başlansa da Kürtçenin Kurmanci ve Zazaki seçmeli ders başvurusu 150-200 bin civarında. Ama özelikle öğretmen ataması yapılmadığı ve ders kitaplarının basımı yetişmediği için 150-200 bin öğrencinin Kurmanci ve Zazaki dersleri tam olarak işlenemedi.  Anadilde eğitim sorunun yanı sıra Türkiye’de geçtiğimiz hafta sınav sistemi yeniden değiştirildi. Bu sisteme uygun müfredat çalışmalarının da başladığı bildirildi. Sadece ortaokuldan liselere geçiş sistemi son 15 yıl boyunca da farklı isimler alarak (LGS, OKS, SBS, TEOG) devamlı değişti. Yine, geçtiğimiz hafta itibariyle bir değişikliğe daha gidilerek Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) 2013-2014 döneminden beri uygulanan TEOG’un (Temel ve Orta Öğretime Geçiş Sınavı) yapılmayacağı açıklandı. TEOG sınav sistemiyle sınav yılda 2 kere merkezi olarak yapılıyordu. Öğrencinin 6, 7, 8 sınıflardaki not ortalamaları da dikkate alınarak merkezi sınavla liselere yerleştiriliyordu. Dolayısıyla MEB İstatistiklerine göre bu yıl için 1.283. 000 öğrencinin değişiklikten etkileneceği anlaşılıyor. Eğitim uzmanları da sık sık sistem değişikliğinin Türkiye’de ortaöğretim başarısını kötü etkilediğini ifade ediyor.

TEOG'un yerine getirilmesi düşünülen yeni sistemin ismi ise "Performans belirleme sınavı”. Buna göre; okullara 5 ve 8. sınıf arasında henüz tam açıklanmayan kriterlere göre yapılacak değerlendirmeyle öğrenciler liseye yerleştirilecek. En başarılı yüzde 5'lik dilim için ise gideceği yüksek kaliteli 500 okul için merkezi sınav yapılmaya devam edilecek. Geride kalan yüzde 95 öğrenci ise “tercihine göre” eğitim alacak. TEOG üzerinden yapılan tartışmalar sürerken Eğitim-Sen tarafından yayınlanan “2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı Başında Eğitimin Durumu” adlı rapor, eğitimin içinde bulunduğu durumu bazı istatistiki veriler üzerinden değerlendirmeye açıyor. Eğitim-Sen’in raporunda; eğitim sisteminde yaşanan ticarileşme, özelleştirme, özel okullara yerleştirme ve eğitimde yaşanan ‘ideolojik’ uygulamalar üzerinde duruluyor. Raporda ‘MEB’in resmi verileri kamusal eğitimin adım adım tasfiye edilerek, özel eğitimin teşvik edilmesi ve eğitimde yaşanan ticarileşme uygulamaları sonucunda eğitimde meydana gelen nitelik kaybına’ dikkat çekilmekte.

Ayrıca eğitim sürecinin en önemli kademesi olan okul öncesi eğitimde Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında listenin sonunda olduğu belirtilirken, daha önce okul öncesi eğitimin zorunlu yapılacağı söylenmesine rağmen bu sözlerin yerine getirilmediği ve bunun özel okullar üzerinden sağlanarak eğitimin ‘işlevsizleştirildiği’ kaydedildi.

Türkiye, PİSA’da 50. sırada yer alıyor!

Bunun yanında Türkiye ortaöğretim düzeyi eğitim başarısında, uluslararası raporlarda da dikkat çekildiği üzere son yıllarda hızlı bir düşüş yaşanmakta. 2016 yılında Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından her 3 yılda bir yapılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PİSA) 2015 raporunda Türkiye 72 ülke arasından 50. sırada yer almıştı. 15 yaş düzeyinde öğrencileri hedef alan raporda 35 OECD üyesi ülke arasında Türkiye, sondan ikinci sırada yer aldı. Ayrıca 540 bin öğrencinin yer aldığı programda Türkiye’nin büyük puan kaybettiği görülmüştü.

Aynı şekilde OECD’nin yıllık olarak yayınladığı ‘Eğitim Endeksi 2016 Raporu’nda da Türkiye 38 OECD üyesi ülke arasından 35. sırada yer aldı. Eğitim süresi, öğrencilerin yetenek ve donanımları üzerinden gerçekleştirilen raporda Türkiye, OECD ortalamasının oldukça altında.

Bir başka program olan ve dünyada PİSA ile beraber önde gelen öğrenci araştırma programı arasında gösterilen Uluslararası Matematik ve Fen Bilimleri Araştırması’nın(TIMSS) 2015 raporunda da Türkiye, dünya ortalamasının altında kaldı. 4 yılda bir yapılan ve dünya çapında 600 bin öğrencinin katıldığı TIMSS’nin 2015’te Türkiye sıralaması 36 olarak kaydedildi. Raporda Türkiye kısmi bir başarı kaydetse de listenin oldukça gerisinde.

Son olarak Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) İtalya’da bulunan Innocenti Araştırma Ofisinin 2017’de yayınladığı  “Geleceği kurma: Çocuklar ve Zengin Ülkelerde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri" adlı raporda da Türkiye eğitim kalitesinde listenin sonunda yer aldı. UNICEF tarafından çocukların yaşam koşullarına yönelik birçok kategoride hazırlanan 41 ülkenin performans raporu "Quality Education" (Eğitim kalitesi) kategorisinde listenin sonunda yer aldı.

Anadil bu yıl da seçmeli…

Türkiye’de ortaöğretimde uygulanması planlanan anadilde eğitim uygulaması da istenen düzeyde değil. İlk olarak 2002’de Kürtçe özel kursların açılmasına fırsat verilmiş o tarihten itibaren de TRT 6’in açılmasıyla beraber Kürtçenin kamusal alanlarda kullanımı konusunda bazı düzenlemeler yapılmıştı. Daha sonra 2012’de bazı üniversitelerde Kürt Dili Edebiyatı bölümleri açılmış, 2012-2013 eğitim öğretim yılı itibariyle de Kürtçe, okullarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştı. MEB tarafından bu yıl yayımlanan ‘216-17 Milli Eğitim İstatistikleri’nde seçmeli derslerle ilgili hiçbir veriye rastlanmıyor. Dolayısıyla seçmeli olarak “Yaşayan Diller ve Lehçeler” adıyla okutulan içerisinde Kürtçe ve Zazaca’nın olduğu seçmeli dersler konusunda resmi bir veriye ulaşılamıyor. Yine bakanlığın 2017-18 yıllarını kapsayacak seçmeli derslerle ilgili yazısında “Ders kitaplarının ivedilikle basılıp” okullara yetiştirileceği belirtiliyor. Ayrıca öğretmen eksikliğinin yaşandığı okullarda maaş+ ek ders ücreti karşılığı “Görevlendirme” ile öğretmen temin edileceği dile getiriliyor.  Yine aynı yazıda daha önceki yıllarda dersin açılabilmesi için gereken 20 öğrenci sayısı 10 öğrenciye düşürülmüş durumda.

 Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü kurucusu Prof. Dr Kadri Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre barış süreciyle birlikte seçmeli ders olarak seçen öğrenci sayısı Kürtçenin Kurmanci ve Zazaki lehçelerinde 150-200 bin civarında. Ama özelikle öğretmen ataması yapılmadığı için bu dersler tam olarak yapılamamış. Ders kitaplarının basımının yetişmediği gerekçesi ile de birçok okulda eğitim fiilen başlayamamış.  2017 itibariyle Türkiye’de çeşitli okullardan mezun her iki lehçede yaklaşık 900 öğretmen bulunuyor. Yaşayan Diller bölümlerinden mezun bu öğretmenlerin ücretlendirme ve atamaları ise henüz istenen düzeyde değil.  Bu öğretmenlerin nasıl atanacağı, sözleşmeli veya kadrolu mu olacakları konusu da henüz tam olarak düzenlenebilmiş değil.

Almanya ve İsveç’te Kürtçe eğitim

Diğer yandan Türkiye’de anadilde eğitim henüz sağlanamazken Almanya’da 5 eyalette ve İsveç’te birçok okulda Kürtçe eğitim verilmekte. Avrupa’nın birçok ülkesinde de değişik şekillerde ve oranlarda durum aynı.  Kürtçenin Türkiye’de seçmeli ders olarak okutulmasında gerekli alt yapının sağlanmaması BM Çocuk hakları Sözleşmesi’ne göre evrensel bir hak olan anadil hakkının kullanımına ve diğer uluslararası sözleşmelerin tanıdığı hakların kullanımı önünde bir engel olarak duruyor. Ancak buna rağmen Kürt kamuoyunun anadilde eğitim konusunda beklentisi çok yüksek. Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, KESK Diyarbakır Şubeler Platformu ve Siyasal, Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER)in bölgede yaptığı çalışmaya göre (2012) her halktan katılımcılarının yüzde 56’sı her düzeyde anadilde eğitim ve İki dilli resmi eğitim talep ediyor.

İngilizce seviyesi ne durumda?

Türkiye’de ilkokuldan başlayarak her düzeyde İngilizce dersi verilmesine rağmen, İngilizce dil seviyesinde de düzelme yaşanmadı. Uluslararası Dil Okulları Kuruluşu (Education First)  tarafından 2017 için açıklanan yeni istatistiklere göre Türkiye, Avrupa’da İngilizceyi ikinci dil olarak kullanabilen 26 ülke arasında 25. Sırada yer alıyor. Aynı istatistikte Türkiye Dünya sıralamasında ise 72 ülke arasında 51. sırada.  Ayrıca OECD 2013 raporuna göre Türkiye yurt dışına öğrenci transfer eden ülkeler arasında 1,5 milyar dolar ile 15. ülke konumunda.

Bas Gazetesi

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.