1. YAZARLAR

  2. Murat Bozdemir

  3. UŞŞAKİ TARİKATI
Murat Bozdemir

Murat Bozdemir

Yazarın Tüm Yazıları >

UŞŞAKİ TARİKATI

A+A-

Utanç!

Başımız önümüze düşer. Bir anda iç dünyamızda gelir-gideriz. Yüzümüzün rengi değişir ve utanç içinde hiç kimseye bakmayaya, hiç kimse ile konuşmamaya, görünmez bir hale gelmeye çalışırız.

Ama önce utançtan başımız önümüze düşer, o baş o kadar ağırlaşır ki “keşke kopsaydı da bir daha kaldırıp bakmak zorunda olmasaydım” der.

12 yaşındaydı. Küçük bir ceylan gibiydi, sekerdi, kalbi pıt pıt atardı, korkardı, oynardı, ip atlardı, gülümsemesi bütün yüzünü kaplayacak kadar büyüktü.

Birden güneş görünmez oldu, ay solmuştu. Ağlıyordu, anlatamıyordu, anlatacak kimse bulamıyordu. Koca bir cangılda yalnız ve kimsesizdi. Annesi, babası, hiç kimsesi yoktu “bir çocuk için yalnızlık nasıldı, nasıl olabilirdi, bir ceylan yalnız kaldığında nasıl çıldırırdı. Küçük 12 yaşında bir kız çocuğu yalnız kaldığında sağa-sola nasıl kaçışır, nasıl ağlardı”

Gücün, tahakkümün, boğun eğdirmenin, had bildirmenin yarattığı ağır bir tecavüz kültürünü büyütüyoruz. Mahremiyetinizin kalmadığı, adalet duygusunun intikam ve siyasi hırsla yüzünün kızardığı, toplum büyüklerinin büyük kalabalıklar karşısında yüzleri-gözleri kan dolarak tehdit savurduğu, elinde silah olanın kendisini her şeyi yapmaya muktedir gördüğü korkunç bir taciz ve tecavüz kültürünü büyütüyoruz.

Başkanların, şeyhlerin rüyalarıyla oturup kalkan bir toplumun nasıl korkunç frenkeştaynlar, mehdiler, kurtarıcılar ortaya çıkardığını, rüyalarla, parayla, Allah’ı, peygamber’i istismarla nasıl bir ateş çemberi, cehennem çukuru kazdığını, mutîler, müritler, beynini kiraya verenler, her şeyi ve her değeri verili bir kötülüğe nasıl evirdiklerini görüyoruz.

Başkanlarının, şeyhlerin kerametinden sual edemeyen bir toplumun kızını, yavrusunu nasıl çakalların, sırtlanların önüne attığının resmidir şeyhin rüyası.

Uşşaki şeyhi yalnızca bir portredir. Mehdilikle, abicilikle, maslahatçılıkla aklını, dinini, kalbini, inancını kiraya veren koca bir cangıldan bahsediyoruz. Semi’na ve e’tena(duyduk ve itaat ettik) diyerek insanların akıllarına boyun eğdiren, kötülüklerin kapılarını açan, doğrularını, bilgilerini, kişiliklerini, değerlerini kiraya veren, satan, pazara çıkaran milyonlardan bahsediyoruz.

Şüphesiz aklını kullanmayanların başına pislik yağar.(yunus-100)

Kapalı toplumların, tahakküm altında yetiştirilen toplumların, itaatin ve korkunun öğretildiği toplumların tipik, sıradan ve aşağılık hayatını yaşıyoruz.

Uşşaki şeyhi Allah’ı merdiven yapmaktan utanmadan mehdilik ve tecavüz kültürü arasında bağ kurar. Bu korkunç eylemin kaçıncı eylem olduğu belli değildir. Burada irin taşmış, vicdan, bünye, yeryüzü ve gökyüzü bunu kaldıramamıştır. Cerahat patlamıştır. Cerahatin ne kadarı içerdedir bilinmemektedir.

Daha korkuncu 12 yaşında bir çocuğun tek koruyucuları olan, ateşte bile olsa onların göğüslerine atlayacak bir ceylanın mürit bir baba ve anne tarafından yalnız bırakılma olayıdır.

Uşşaki şeyhi babası ile bekaretten bahseder. Yer ve gök yarılsa azdır, bağırmamak, ağlamamak için tuşların merhametine yaslanıyorum.

Bir baba buna nasıl katlanır, hangi müssekin, ilaç, uyuşturucu onu teskin etmektedir. Uşşaki şeyhi pazarlığa devam eder, “isterseniz gelecekte onunla evlenirim” insanın ölümü dileyeceği bir andır. Canavarı-Şeyhi-Mehdiyi büyüten mürittir. Mürit baba yerin ve göğün isyan ettiği böyle bir manzara karşısında sakindir. Şeyh tüm siyasilerle yaptığı hamleyi burda da yapar, babayı anlaşma masasına çeker. Önce dünyadan başlar, o yetmez diye diğer dünyanın zenginliklerini de babasının önüne serer.

Bütün vücudumun tirtir titrediği bir feryat anını yaşıyorum. İçimizdeki sakallı-cübbeli-üniformalı-ağır adamların, canavarların yarattığı ağır travmayı iliklerime kadar yaşıyorum. Akl etmeyen bizlerin üzerine nasıl pislik yağdığını, nasıl pis olduğunu, iyilik, doğruluk, cesaret, hak, hukuk duygusunun nasıl yok edildiğini hissediyorum.

Uşşaki şeyhi bir portredir. Bir ceylana uzanan el o kadar kirli bir eldir ki. Allah’ı, Peygamberi, bu dünyayı ve diğer dünyayı pazarlık masasına yatıracak kadar kirlenmiş iğrenç bir eldir.

Adaletsizlikten, hukuksuzluktan, eşitsizlikten, ranttan, kandan ve düşmanlıktan beslenen böyle bir kültürün, böyle kültürlerin görünen elidir “alçakça uzanan el”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum